Sözlük
Sponsor Bağlantılar
Çevir

EN 'co' sonuçları
Çeviri co
(kıs). company, county.
 

3D Oyunlar
Türkiye'nin en güzel ve ilk 3d oyun sitesi - 3doyunlar.net

 
Çeviri co-op,coop
(bak). cooperative.
 
Çeviri co-star
(i)., (f). piyes veya filimde baş oyunculardan biri; (f). baş rollerden birinde oynamak.
 
Çeviri co-tard
(i). iri bir cins ingiliz elması.
 
Çeviri co-worker
(i). aynı müessesede çalışan kimselerden her biri; meslektaş.
 
Çeviri coach
(i)., (f)., spor antrenör; özel öğretmen; (f). yetiştirmek, antrenörlük etmek, özel ders vermek.
 
Çeviri coach
(i). fayton; çift kapılı otomobil; yolcu otobüsü; (d.y). yolcu vagonu.
 
Çeviri coachman
(i). (çoğ -men) arabacı; balık avında kullanılan bir çeşit yapma sinek.
 
Çeviri coaction
(i). zorlama, mecbur tutma; engelleme; birbirini etkileme.
 
Çeviri coadjutor
(i). yardımcı (piskopos).
 
Çeviri coadunate
(s)., (zool)., (bot). birleşmiş.
 
Çeviri coagulate
(f). pıhtılaştırmak; pıhtılaşmak .coag'ulant (s). pıhtılaştıran. coagula-tion (i). pıhtılaşma. coag'ulator (i) pıhtılaştıran madde.
 
Çeviri coagulum
(i). (çog -1a) pıhtı.
 
Çeviri coal
(.f) kömür haline gelinceye kadar yakmak; (den). kömür vermek, kömür almak. coaling station kömür ikmal limanl veya iskelesi.
 
Çeviri coal
(i) kömür, maden kömürü; (çog) kor coal basket (den). kömür çavalyesi.coal bed jeol maden kömürü yatağı. coalbin (i). kömürlük coal black simsiyah, kuzguni siyah.coal breaker (mad). kömür kırıcı. coal bunker gemi kömürlüğü. coal gas havagazı. Coal Measures (jeol). içinde maden kömürü bulunan yerküre tabakası. coal oil gazyağı (bak.kerosene).coalsack (i)., (astr).samanyolundaki karanlık yer.coal scuttle kömür kovası. coal tar kömür katranı. coalyard (i). kömür deposu. brown cokl linyit. hard coal antrasit. soft coal bitüm. carry coals to Newcastle tereciye tere satmak. haul over the coals azarlamak.
 
Çeviri coalesce
(f). birleşmek, yekvuücut olmak. coalescence (i). birleşme, birleşim.coalescent (s). birleşmek üzere olan.
 
Çeviri coalition
(i). koalisyon, birleşme.
 
Çeviri coaming
(i). kuyu bileziği; çatı deliği yan pervazı; (çoğ)., (den). ambar ağzı veya kaporta çerçevesi, mezarna.
 
Çeviri coarse
(s). adi, bayağı, kaba; kalın; terbiyesiz; hissiz; işlenmemiş.coarsely (z). kabaca coarenes (i). kabalık; terbiyesizlik.
 
Çeviri coarse-grained
(s). kaba damarlı (ağaç); kaba.
 
Çeviri coarsen
(f). kabalaşmak, kabalaştırmak.
 
Çeviri coast
(i). sahil, deniz kıyısı; kayak yapmak için uygun yokuş. coast artillery (ask). sahil topçusu. Coast Guard sahil muhafızı. coastline (i). kıyı boyu. coastwise (s)., (z). kıyıdan, kıyı boyunca.off the coast of sahillerine yakın. The coast is clear. Kimse yok. Meydan (boş). coastal (s). kıyı, sahil, kıyısal.
 
Çeviri coast
(f). yokuş aşağı inmek veya kaymak (kayak, bisiklet); (den). kıyı boyunca gitmek. coaster (i). bardak altı; sahil boyunca işleyen ticaret gemisi. coaster brake bisiklette pedal freni.
 
Çeviri coasting
(s)., argo uyuşturucu ilâç tesirinde.
 
Çeviri coat
(i), (f). palto, ceket; kat, tabaka; (f). kaplamak, geçmek (boya vb) coat hanger elbise askısı, askı. coat of armas hanedan arması. coat of paint bir kat boya. coattail , coattails (f) frakın kuyrukları. dress coat frak on his coattails sayesinde. coating (i). tabaka, kat; paltoluk kumaş.
 
Çeviri coati
(i). Güney ve Orta Amerika'ya mahsus kedi büyüklüğünde bir cins memeli hayvan, (zool). Nasua.
 
Çeviri coax
(f). tatlı sözlerle kandırmak, gönlünü yapmak; dil dökmek. coax a thing out of a person tatlı sözlerle kandırarak bir şey elde etmek.
 
Çeviri coaxial
(s)., (mat). ortak eksenli. coaxial cable elek. yüksek frekanslı sinyaller taşımak için hususi bir şekilde imal edilen kablo.
 
Çeviri cob
(i)., A.B.D mısır koçanı; erkek kuğu; kısa bacaklı bir cins binek atı; bir cins martı.
 
Çeviri cobalt
(i). kobalt. cobalt blue kobalt mavisi.
 
Çeviri cobble
(i)., (f). kaldırım taşı; (f). kaldırım taşı döşemek; ayakkabı tamir etmek, pençe vurmak. cobblestone (i). parke taşı, kaldırım taşı.
 
Çeviri cobbler
(i). ayakkabı tamircisi; ,şarap, şeker ve meyvadan yapılmışbir içki; A.B.D meyvalı tart.
 
Çeviri cobelligerent
(i). birlikte harbeden devletlerden biri.
 
Çeviri coble
(i). İngiltere ve İskoçya'ya mahsus dibi yassı sandal.
 
Çeviri cobnut
(i). fındık; fındık ağacı.
 
Çeviri cobra
(i). kobra yılanı.
 
Çeviri cobweb
(i). örümcek ağı; dayanıklı olmayan herhangi bir şey; tuzak, ağ, hile; (çoğ). örümcek ağları; zihin karışıklığı.
 
Çeviri coca
(i). Güney Amerika'ya mahsus yaprakları kokainli bir bitki, (bot). Erythroxylon coca.
 
Çeviri cocaine
(i). kokain cocainism (i)., (tıb). kokain kullanma alışkanlığı, kokain iptilâsı.
 
Çeviri coccus
(i). (çog -ci) (bot). içli çekirdek, içi yenir çekirdek.
 
Çeviri coccyx
(i)., (anat). kuyruksokumu kemiği, koksiks, paldım kemiği.
 
Çeviri cochin
(i). bacakları çok tüylü iri bir cins tavuk.
 
Çeviri cochineal
(i). kırmız. cochineal insect kırmızböceği, (zool). Coccus ilicis.
 
Çeviri cochlea
(i)., anat koklea, kulak salyangozu. cochlear duct anat salyangoz kanalı.
 
Çeviri cock
(i)., (f)., (s). horoz; horoz ötüşü; herhangi bir erkek kuş; önder, slang horoz; rüzgârgülü; valf, anahtar, musluk; tüfek horozu, tabanca horozu; ateşe hazır oluş; yukarı doğru kıvrılma (şapka kenarı); kaba penis, kamış; (f). tüfek horozunu ateşe hazır duruma getirmek; umursamazllkla yana çevirmek (baş); hazır etmek; havaya dikmek; kurmak (fotoğraf makinasl ); (s). erkek cock-and- bull story uydurma laf, kurt masalı. cock of the walk önder, lider; gururlu ve umursamaz kimse. go off at half cock hazırlıksız iş görmek half cock alt tetik. speckled cock çil horoz cock one's hat şapkayı yan giymek. cocked hat yanlan kalkık bir çeşit üniforma şapkası. knock into a cocked hat tanınmaz hale getirmek pestile çevirmek; suya düşürmek.
 
Çeviri cock
(i)., (f). saman yığını, ot yığını; (f). saman yığmak.
 
Çeviri cock-a-doodle-doo
(i). horoz ötmesi, kukuriku.
 
Çeviri cock-a-hoop
(s). çok neşeli, şen; çarpık, bozuk; övüngen.
 
Çeviri cockade
(i). şapkaya takılan rozet veya düğme, kokart.
 
Çeviri cockaigne
(i). hayali bir tembellik ve lüks diyarı.
 
Çeviri cockaleekie
(i). pırasalı tavuk çorbası.
 
Çeviri cockalorum
(i). küçük horoz; büyüklük taslamaya özenen kimse.
 
Çeviri cockatoo
(i). ibikli ve rengarenk tüylü birkaç çeşit papağan.
 
Çeviri cockatrice
(i). horoz yumurtasından hâsıl olduğu farzolunan hayali bir yılan.
 
Çeviri cockbill
(f)., (den). Iengeri fondaya alesta etmek.
 
Çeviri cockboat
(i). küçük sandal.
 
Çeviri cockchafer
(i). mayısböceği, (zool). Melolontha vulgaris.
 
Çeviri cockcrow
(i). sabah, slang karga bokunu yemeden.
 
Çeviri cocker
(i). horoz dövüştüren kimse. cocker spaniel bir cins spanyel köpeği.
 
Çeviri cockerel
(i). yavru horoz.
 
Çeviri cockeyed
(s). şaşı gözlü; çarpık, eğri; argo saçma, budala; argo kufelik
 
Çeviri cockfight
(i). horoz dovüşü.
 
Çeviri cockhorse
(i). tahta at, oyuncak at.
 
Çeviri cockiness
(i)., (k).dili kendine aşırı güvenme.
 
Çeviri cockle
(i). tarak; midye ve istiridyeye benzer eti yenir bir deniz hayvanı, (zool). Cardium edule; bu hayvanın kabuğu; küçük hafif sandal. cockleshell (i). tarak kabuğu; küçük hafif sandal; kırışık. corn cockle karamuk, (bot). Agrostemma githago It warmed the cockles of my heart. Beni çok memnun etti.
 
Çeviri cockle
(f) buruşturmak, buruşmak.
 
Çeviri cockle
(i). delice; buğdaygiller arasında yetişen zararlı ot.
 
Çeviri cocklebur
(i). dulavratotu; kazık otu; pıtrak, (bot). Xanthium.
 
Çeviri cockloft
(i). çatı arası.
 
Çeviri cockney
(s)., (i). Londralı, bilhassa Londra'ya has şive ile konuşan (kimse).
 
Çeviri cockpit
(i). pilot kabini; gemilerin kıç tarafında bulunan alçak güverte; eski harp gemilerinde revir; horoz dovüşlerinin yapıldığı yer; mücadele alanı.
 
Çeviri cockroach
(i). hamamböceği, (zool). Blatta orientalis; karafatma, (zool). Carabus.
 
Çeviri cockscomb
(i). horoz ibiği; horoz ibiği çiçeği; züppe kimse.
 
Çeviri cockshy
(i)., (f). nişan tahtası; (f). hedefe atmak.
 
Çeviri cocksure
(s). kendinden fazla emin, kendine fazla güvenen.
 
Çeviri cocktail
(i). güdük kuyruklu at; saf kan olmayan at; asil diye geçinen kimse.
 
Çeviri cocktail
(i). kokteyl; karides kokteyli; meyva kokteyli.
 
Çeviri cocky
(s)., (k).dili kendini beğenmiş.
 
Çeviri coco
(i)., (s). hindistancevizi agacı ve meyvası; (s). hindistancevizi liflerinden yapılmış.
 
Çeviri cocoa
(i). kakao; kakao rengi cocoa bean kakao çekirdeği. cocoa butter kakao yağı.
 
Çeviri coconscious
(i)., (psik). bilinç beraberliğindeki zihni süreçler.
 
Çeviri coconut
(i). büyük hindistancevizi, (bot). Cocos nucifera.
 
Çeviri cocoon
(i). koza.
 
Çeviri cod
(i). morina, (zool). Gadus morrhua codbank (i). morina bulunan sığlık. codfish (i). morina. cod-liver oil balık yağı.
 
Çeviri cod cod
(kıs). cash on delivery; collect on delivery.
 
Çeviri coda
(i)., (müz). bir parçanın sonundaki bitiş bölümü.
 
Çeviri coddle
(f). yavaş yavaş kaynatmak; fazla hisli davranmak; ihtimam göstermek, üstüne titremek.
 
Çeviri code
(i)., (f). kanun, kanunname; dustur şifre; (f). kanun haline getirmek; şifre ile yazmak. Code Napoleon 1804 yılında yururIüğe giren Fransız Medeni Kanunu, Napolyon Kanunu. code of honor düello edenlerin usul ve nizamları. medical code tıp mesleği kanun veya prensipleri. Morse code Mors alfabesi.
 
Çeviri codefendant
(i). ortak savunucu.
 
Çeviri codeine
(i). kodein.
 
Çeviri codex
(i). el yazması kitap, bilhassa eski Kitabı Mukaddes veya klasik metinlerin nüshası.
 
Çeviri codger
(i)., (k).dili tuhaf adam, antika kimse.
 
Çeviri codicil
(i)., (huk). ek vasiyetname.
 
Çeviri codify
(f). kanun halinde toplamak; bir sisteme bağlamak. codifica'tion (i). kanun halinde toplama.
 
Çeviri codling
(i). morina yavrusu; (ing). birkaç çeşit elma; ham elma. codling moth bir çeşit meyva kurdu, (zool). Carpocapsa pomonella.
 
Çeviri coed
(i). karma yüksek okullarda kız talebe.
 
Çeviri coeducation
(i). karma öğretim. coeducational (s). karma öğretimi uygulayan.
 
Çeviri coefficient
(i)., (s). katsayı, emsal: (s). beraber çalışan. coefficient of expansion genişleme katsayısı. coefficient of friction sürtünme katsayısı. differential coefficient turev -coele, -cele sonek oyuk (tıbbi terimlerde bedende oyuk anlamında kullanılır)
 
Çeviri coelenterate
(i)., (zool). mercan ve denizanası gibi torba vücutlu hayvan, selentere.
 
Çeviri coeliac celiac
(s)., anat karın boşluğu ile ilgili.
 
Çeviri coempt
(f). bütün malları kontrol altına almak.
 
Çeviri coemption
(i). piyasadaki malı kapatma; fiyatı kontrol altına almak için bir malın tamamını satın alma.
 
Çeviri coenesthesia
(bak). cenesthesia.
 
Çeviri coequal
(i)., (s). eş; (s). eşit, müsavi; akran, denk.
 
Çeviri coerce
(f). zorlamak, mecbur etmek; baskı altında tutmak, tazyik etmek. coercion (i). tazyik, zorlama, baskı. coercionist (i). baskı politikası taraftarı. coercive (s). cebri, zorla yapılan.
 
Çeviri coessential
(s). aslı bir olan.
 
Çeviri coetaneous
(s). yaşıt, akran; muasır, çağdaş.
 
Çeviri coeternal
(s). ezeli ve ebedi olarak bir arada bulunan.
 
Çeviri coeval
(s)., (i). yaşıt, akran, muasır, çağdaş.
 
Çeviri coexist
(f). bir arada var olmak. coexistence (i). bir arada var oluş.
 
Çeviri coextend
(f). aynı yer veya zamanda var olmak. coextension (i). aynı yer veya zamanda bitme. coextensive (s). aynı yer veya zamanda biten.
 
Çeviri coffee
(i). kahve, kahve ağacı, (bot). Coffea arabica. coffee bean kahve çekirdeği.coffee break ABD çalışma esnasında verilen kahve veya çay molası. coffee cake kahvaltı pastası. coffee cup alafranga kahve fincanı.coffee grounds kahve telvesi. coffee house çayevi çayhane, kahvehane, kıraathane, kahve.coffee mill kahve değirmeni .coffee nut çekirdekleri kahve yerine kullanılan bir çesit yüksek ağaç, (bot). Gymnocladus dioicus. coffeepot (i). cezve, çaydanlık, kahve demliği. coffee shop kahve, çay ve hazır yemekler çıkaran lokanta. coffee spoon tatlı kaşığı. coffee table çay masası.
 
Çeviri coffer
(i)., (f). sandık, kasa, kutu; (gen). (çog). hazine, para; (mim). girintili ve tahta kaplama tavan panosu; (f). sandığa veya kutuya koymak; sandığa veya hazineye yatırmak (para); (mim). kutuya benzer şekillerle süslemek. cofferwork (i)., (mim). sandık şeklinde tezyinatı olan duvar yüzü.
 
Çeviri cofferdam
(i)., (mim)., (den). batardo, koferdam.
 
Çeviri coffin
(i)., (f). tabut; atın toynağı içinde kalan kısım; (f). tabuta koymak. coffin bone atın toynağı içindeki ayak kemiği. coffin nail argo sigara. coffin plate tabut üstüne konulan levha. drive a nail into one's coffin üzüntü veya içki ile öIümünü yaklaştırmak, ömür törpüsü olmak.
 
Çeviri coffle
(i). insan veya hayvan kafilesi, birbirine bağlanmış esirler kafilesi.
 
Çeviri cog
(i). çark dişi diş; dişli çark; ikinci derecede fakat önemli bir iş yapan kimse, sağ kol. cog rail dişli ray cog railway dişli raylı demiryolu. slip a cog hata etmek, yanlış yapmak.
 
Çeviri cog
(i)., (f). hile; (f). zar tutmak; hile yapmak.
 
Çeviri cogent
(s). inandırıcı, ikna edici, kuvvetli. cogency (i). ikna kuvveti, inandırıcılık. cogently (z). ikna ederek.
 
Çeviri cogitate
(f). düşünmek, düşünüp taşınmak, tasarlamak. cogiteble (s). akla gelebilir, idrak olunur, anlaşılır, kavranabilir. cogita'tion (i). düşünme, düşünüp taşınma cogitative (s). fikir sahibi olan, düşünceli.
 
Çeviri cognac
(i) kanyak.
 
Çeviri cognate
(s)., (i). kan bağı ile bağlı olan; aynı kökten gelen (dil, kelime); aynı huyda, birbirine benzer; (i). akraba; aynı soydan veya cinsten olan şey. cogna'tion (i). aynı soydan veya kökten gelme.
 
Çeviri cognition
(i). bilme, vukuf; idrak, kavrama; aklın bilme veya idrak kabiliyeti.
 
Çeviri cognitive
(s). bilmeye veya kavramaya ait.
 
Çeviri cognizable,
(ing).cognisance (s). idrak olunur, tanınabilir; mahkemenin yetki kapsamına giren.
 
Çeviri cognizance, cognisance
(i). idrak, kavrama; farkına varma; bilgi, malumat; (huk). mahkemenin davayı dinlemesi; itiraf; kaza hakkı; yetki alanı; bilgi veya gözlem alanı. It falls within my cognizance .Beni ilgilendirir. take cognizance of dikkat etmek, göz önüne almak; önem vermek, karışmak, yetkisi ve görevi dahilinde bulunmak (mahkeme). cognizant of haberdar, farkında olan, bilen.
 
Çeviri cognize
(f). bilmek, idrak etmek, kavramak; tanımak.
 
Çeviri cognomen
(i). soyadı; lakap. cognoscente, conoscente (konyoşen'tey, konoşen'tey) (i). (çoğ -ti) erbap, ehil, bir işe vakıf olan kimse.
 
Çeviri cognoscible
(s). bilinir, idrak olunur, anlaşılır.
 
Çeviri cognovit
(i)., (huk)., (Lat). itirafname, ikrar, davalınln yazılı ikrar ve kabulü.
 
Çeviri cogwheel
(i). dişli çark.
 
Çeviri cohabit
(f). karı koca olarak bir arada oturmak (gen. gayrimeşru şekilde), beraber yaşamak; eski aynı yerde oturmak. cohabitant (i). aynı yerde oturan kimse. cohabita'tion (i). bir arada yaşama.
 
Çeviri coheir
(i). müşterek vâris, ortak mirasçı. coheiress (i). ortak mirasçı (kadın).
 
Çeviri cohere
(f). mantıken birbirine bağlı olmak; birbirini tutmak, tutarlı olmak; yapışmak, iltisak etmek.
 
Çeviri coherence, coherency
(i). tutarlık; uygunluk; yapışma, iltisak.
 
Çeviri coherent
(s). uygun, ahenkli; yapışık, iltisak. coherently (z). tutarlı olarak.
 
Çeviri coherer
(i)., elek eski tip dalga reseptörü.
 
Çeviri cohesion
(i). bağlılık; yapışma, iltisak, birleşme; kavuşma. cohesive (s). bağlı; yapışık. cohesively (z). bağlılıkla; yapışık olarak. cohesiveness (i). bağlılık; yapışıklık.
 
Çeviri cohobate
(f)., (ecza). ikinci defa damıtmak.
 
Çeviri cohort
(i). eski Roma'da piyade taburu, kohort, bir lejyonun onda biri; bir grup asker; herhangi bir insan topluluğu; arkadaş; (k).dili işbirlikçi.
 
Çeviri coif
(i)., (f). takke, bone, külâh; saç tuvaleti; (f). takke giydirmek; saç tuvaleti yapmak.
 
Çeviri coiffeur
(i). kuaför, kadın berberi olan erkek.
 
Çeviri coiffure
(i). saç biçimi, saç tuvaleti; başlık.
 
Çeviri coign
(i). çıkıntılı köşe; takoz. coign of vantage bir hareket veya gözlem için elverişli nokta.
 
Çeviri coil
(i)., (f). kangal; (den). roda; halka, kangal şeklinde boru; halka şeklinde kıvrılmış saç; elek bobin; (f). kangal etmek veya olmak, sarmak veya sarılmak; (den). roda etmek primary coil birinci devre bobini. secondary coil ikinci devre bobini.
 
Çeviri coin
(i)., (f). madeni para, sikke; para; (mim). köşe, açı; köşe taşı; (f). madeni para bastırmak, basmak; icat etmek, bulmak; para kazanmak; (ing)., (k).(dili). kalp para basmak. coin money kısa zamanda servet yapmak. coin a phrase bir söz icat etmek. false coin kalp para; sahte şey. pay one in his own coin misli ile mukabele etmek, aynı şekilde karşılık vermek.
 
Çeviri coinage
(i). para basma; meskukât; tedavüldeki para, geçerli para; bir memleketin para sistemi; icat, imal edilmiş herhangi bir şey, yeni kelime. Ioose coinage bozukluk, bozuk para, ufaklık.
 
Çeviri coincide
(f)., with ile rastlaşmak, aynı zamanda meydana gelmek, tesadüf etmek; uymak, bir olmak. coin'cident (s). birbirine rast gelen, mütesadif; mutabık, birbirine uyan. coin'cidence (i). tesadüf, rastlantı. coinciden'tal (s). rastlantı eseri olan, tesadüfi. coinciden'tally (z). tesadüfen, şans eseri olarak.
 
Çeviri coiner
(i). para basan kimse; (ing). kalpazan; yeni kelime ve deyimler icat eden kimse.
 
Çeviri coinheritance
(i). müşterek miras, miras ortaklığı. coinheritor (i). miras ortağı.
 
Çeviri coinstantaneous
(s). aynı dakikada vaki olan.
 
Çeviri coinsurance
(i). ortak sigorta poliçesi.
 
Çeviri coinsure
(f). ortak sigorta yapmak.
 
Çeviri coir
(i). büyük hindistan cevizinin lifi. coir rope bu liften yapılmıs ip, gomba coir mat bu liften yapılmış hasır.
 
Çeviri coition, coitus
(i). cinsi münasebet, çiftleşme.
 
Çeviri coke
(i). kok kömürü.
 
Çeviri coke
(i)., (k).dili kola cinsi içecekler; argo kokain.
 
Çeviri cokie
(i)., argo kokain tiryakisi.
 
Çeviri col
(i)., cogr geçit; meteor iki antisiklon arasındaki alçak basınç alanı.
 
Çeviri cola
(i). kola, kola cevizi, (bot). Cola acuminata.
 
Çeviri colander
(i). süzgeç, kevgir.
 
Çeviri cold
(s)., (z)., (i). soğuk; üşümüş; soğumuş, öImüş; nesnel; A.B.D., (k).dili baygın, şuursuz; bayat; (k).dili (saklambaçta) uzak; donuk (renk); (z)., A.B.D., argo tamamıyle, kesin olarak; hazırlıksız olarak; (i). soğukluk; üşüme; nezle, soğuk algınlığı; donma noktası altındaki derece; düşük ısı. cold feet (k).dili cesaretsizlik, korkaklık. throw eold water on (an idea) (bir fikri) çürütmek. out in the eold açıkta kalmış; kasten açıkta bırakılmış. eateh eold, take eold nezle olmak. know something eold bir şeyi ezbere bilmek. enter an exam eold hazırlıksız olarak sınava girmek. It leaves me cold. Beni etkilemiyor. Bana vız gelir. in cold blood soğukkanlılıkla. coldly (z). soğuk olarak; sertlikle coldness (i). soğukluk.
 
Çeviri cold - deck
(f)., A.B.D., argo iskambil kağltlarının hileli bir şekilde sıralayarak aldatmak. cold deck A.B.D., argo dağıtanın kendi çıkarına göre önceden sıraladığı iskambil kâğıtları.
 
Çeviri cold - short
(s). soğuk iken kırılabilir.
 
Çeviri cold chisel
soğuk keski, demir kalemi.
 
Çeviri cold cream
yüz kremi, cilt kremi.
 
Çeviri cold cuts
(salam, sosis, sucuk gibi) yenmeye hazır et, söğüş.
 
Çeviri cold frame
limonluk.
 
Çeviri cold front
meteor soğuk hava kitlesi.
 
Çeviri cold light
ısısız ışık.
 
Çeviri cold pack
sebze veya meyvayı kutuya soğuk olarak koyduktan sonra pişirip konserve etme usulü; (tıb).ıslak sargılarla tedavi usulü.
 
Çeviri cold shoulder
(k).dili soğuk davranış, yüz vermeyiş.
 
Çeviri cold snap
ani hava soğuması.
 
Çeviri cold sore
uçuk.
 
Çeviri cold steel
kılıç, süngü.
 
Çeviri cold storage
soğuk hava deposu; kdili geçici olarak kullanma.
 
Çeviri cold sweat
soğuk ter.
 
Çeviri cold turkey
A.B.D., argo (sigara, esrar vb'nden) ansızın mahrum kalma; dobra dobra söylenen söz. ABD, 8rg0 (sigara, esrar vb'nden) ansızın mahrum kalma; dobra dobra söylenen söz.
 
Çeviri cold war
soğuk harp.
 
Çeviri cold wave
(meteor). soğuk dalgası.
 
Çeviri cold- blooded
(s). duygusuz, merhametsiz, hunhar; soğuga karşı hassas; (biyol). soğuk kanlı.
 
Çeviri coldhearted
(s). katı kalpli, merhametsiz.
 
Çeviri cole
(i). Iahana cinsinden sebze. coleslaw (i). Iahana salatası. colewort (i). göbeksiz bir çeşit lahana, kolza.
 
Çeviri colectomy
(i)., (tıb)., kolonu çıkarma ameliyatı.
 
Çeviri coleoptera
(i).(çoğ)., (zool). kınkanatlılar.
 
Çeviri coleopterous
(s). kınkanatlı, kınkanatlılar takımına ait.
 
Çeviri colic
(i)., (tıb). karın ağrısı; birdenbire nöbet tarzında gelen ağrılar; sancı; bağırsak iltihabı, kolik. colicky (s). karın ağrısı çeken; bağırsak iltihabına benzer.
 
Çeviri coliseum, colosseum
(i). Roma'da eski bir amfiteatr; k.h herhangi büyük bir stadyum veya açık hava tiyatrosu.
 
Çeviri colitis
(i)., (tıb). kalınbağrsak iltihabı, kolit.
 
Çeviri collaborate
(f). beraber çalışmak, işbirliği yapmak. eollabora'tion (i). beraber çalışma, işbirliği. eollaborator (i). beraber çalışan kimse, işbirliği yapan kimse.
 
Çeviri collaborationist
(i). askeri birlikler tarafından işgal edilmiş memleketin düşman ile işbirliği yapan vatandaşı.
 
Çeviri collage
(i)., (güz). (san). kolaj.
 
Çeviri collapse
(f)., (i). çökmek, göçmek, yıkılmak; katlanıp bukülmek, açılır kapanır olmak (iskemle, masa);birsonuca bağlamadan dağılmak (proje, plan); cesaretini kaybetmek; (balon) sönmek; (tıb). çökmek; ciğerlere hava gitmemek; çökertmek, ylkmak; (i). göçme, çökme, yıkılma. collapsible (s). portatif, açılır kapanır.
 
Çeviri collar
(i). yaka; gerdanlık; halka, kuşak; tasma, hamut; (zool). hayvanların boynunda yaka şeklindeki teekkül; (bot). kökle sapın birleştiği nokta. collar band gömleğin yaka şeridi. collar beam (mim). çatının kuşaklık kirişi. be hot under the collar kızmak, öfkelenmek. seize by the collar yakasına yapışmak. slip the collar yakayı sıyırmak, kaçmak, yakayı kurtarmak.
 
Çeviri collar
(f). yaka takmak, tasma takmak; yakalamak, yakasına yapışmak; pişirmek için eti sarmak; (k).dili ele geçirmek.
 
Çeviri collarbone
(i)., anat köprücük kemiği.
 
Çeviri collaret
(i). dantel veya kürkten yapılmış küçük yaka.
 
Çeviri collate
(f) karşılaştırakak okumak, karşılaştırmak (metin); (matb). tertip etmek, sayfalarısıraya koymak, harman yapmak; (kil). papazı kilise memuriyetine tayin etmek.
 
Çeviri collateral
(s)., (i). yan yana olan; aynı eğilimde ve etkide olan; aynı sonuca yönelen; ikincil, tali; munzam, yardımcı, tamamlayıcı; aynı soydan gelen.; (i)., A.B.D karşılıklı teminat; maddi teminat; soydaş; yardımcı olay, durum veya kısım. collateral evidence müekkit şahadet. collateral security karşılıklı teminat. collaterally (z). yan yana durarak.
 
Çeviri collation
( i). karşılaştırma; nüsha tavsifi; hafif yemek.
 
Çeviri colleague
(i). meslektaş, mesai arkadaşı.
 
Çeviri collect
(f).,(s)., (z). toplamak; koleksiyon yapmak, biriktirmek; tahsil etmek, almak (vergi); kendine gelmek, anlamak, idrak etmek; toplanmak, birikmek; koleksiyon haline gelmek; (s)., (z). ödemeli. colleet call ödemeli telefon konuşması.collect oneself kendini toplamak. Send it collect ödemeli gönderin. collectable, collectible (s). toplanllabilir, tahsil olunabilir.
 
Çeviri collection
(i). toplama; toplanmış şeyler, koleksiyon; kilisede toplanan para, iane; tabaka.
 
Çeviri collective
(s)., (i). toplanan, biriktirilen; toplu, müşterek, ortak; (i). ortaklaşma; (gram). topluluk ismi. collective agreement toplu sözleşme. collective bargaining işverenle işçi temsilcileri arasındaki toplu görüşme ve pazarlık. collective behavior toplu davranış. collective farm ortaklaşa çiftlik. collective note birkaç devlet tarafından imzalanmış nota, ortak nota. collective ownership ortak mülkiyet, ortaklaşa iyelik. eollective security uluslararası barışı sağlamak için saldırgan tarafa karşı birleşme politikası.
 
Çeviri collectivism
(i). kolektivizm, ortaklaşacılık collectivist (i). kolektivizm taraftarı.
 
Çeviri collector
(i). koleksiyoncu; alımcı, tahsildar; (elek). transistörde cereyanın çıkış noktası; elektrikli trende cereyanlı tele dayanan boynuz.
 
Çeviri colleen
(i)., iri kız.
 
Çeviri colleet
(i). batı kiliselerinde okunan küçük dualardan biri.
 
Çeviri colleetanea
(i)., (çoğ). antoloji, seçmeler, derlemeler.
 
Çeviri colleeted
(s). toplanmış; kendine hakim, aklı başında.
 
Çeviri college
(i). üniversite; yüksekokul; fakülte College of Cardinals kardinaller heyeti.
 
Çeviri collegian
(i). üniversite talebesi veya mezunu; üniversite mensubu.
 
Çeviri collegiate
(s). üniversite ile ilgili; üniversite öğrencilerine özgü.
 
Çeviri collet
(i)., (f). halka; tasma; yuva; taşın oturduğu yiv; (f). yuvaya oturtmak.
 
Çeviri collide
(f). çarpışmak, çarpmak.
 
Çeviri collie
(i). iskoç çoban köpeği.
 
Çeviri collier
(i)., (ing). kömür gemisi; kömür madeni işçisi.
 
Çeviri colliery
(i)., (ing). maden kömürü ocağı.
 
Çeviri colligate
(f). birbirine bağlamak, bir araya getirmek.
 
Çeviri collimate
(f)., (fiz)., (astr). bir hizaya getirmek, paralel hale koymak.
 
Çeviri collimator
(i). paralel ışınları husule getiren ayar aleti, kolimatör.
 
Çeviri collinear
(s). aynı doğru çizgi üstünde olan.
 
Çeviri collision
(i). çarpışma; ihtilâf, fikir ayrılığı. collision mat den çarpışmada yarığı kapamak için kullanılan palet. come into collision with ile çarpımak.
 
Çeviri collocate
(f). yan yana koymak veya oturtmak; sıraya koymak, düzenlemek.
 
Çeviri collocation
(i). sıraya koyma, düzenleme, sözdizimi.
 
Çeviri collodion, collodium
(i). kim kolodyum.
 
Çeviri collogue
(f)., (i)., (ing)., (leh). gizlice konuşmak, entrika hazırlamak; (i). gizli konuşma.
 
Çeviri colloid
(i)., (s)., (kim). koloit; (s). koloidal, koloidimsi.
 
Çeviri colloidal
(s). koloidal, koloidimsi.
 
Çeviri collop
(i). küçük bir et dilimi; ufak parça veya dilim.
 
Çeviri colloq
(kıs). colloquial, colloquialism.
 
Çeviri colloquial
(s). konuşma diline ait; teklifsiz konuşma ile ilgili. colloquially (z). konuşma diliyle. colloquialism (i). konuşma dilinde kullanılan deyim; konuşma dili üslubu.
 
Çeviri colloquium
(i). konferans serisi.
 
Çeviri colloquy
(i). karşılıklı konuşma, mükâleme; diyalog şeklinde yazılmış edebi eser.
 
Çeviri collotype
(i). özel bir işlemden sonra jelatinli filimden doğrudan doğruya fotoğraf basma tekniği.
 
Çeviri collude
(f). hileli bir işe ortak olmak; dolap çevirmek. collusion (i). hile, tuzak; danışıklı dövüş. collusive (s). hileli bir ortakIık ile ilgili.
 
Çeviri collyrium
(i). (çoğ -riums veyo -ria) (tıb). göz damlası.
 
Çeviri colocynth
(i). acıelma, acıhıyar, ebucehilkarpuzu, (bot). Citrullus colocynthis; bundan elde edilen müshil.
 
Çeviri cologne
(i). kolonya; (b.h). Kolonya şehri, Köln.
 
Çeviri colombia
(i). Kolombiya.
 
Çeviri colombo
(i). Kolombo.
 
Çeviri colon
(i). iki nokta üst üste (:); (tıb). kolon.
 
Çeviri colonel
(i). albay Iieutenant colonel yarbay. colonelcy, colonelship (i). albaylık.
 
Çeviri colonial
(s)., (i). koloniye ait, sömürge ile ilgili (kimse);(bot)., (zool). koloni halinde yaşayan.
 
Çeviri colonialism
(i). kolonicilik, sömürgecilik.
 
Çeviri colonic
(s)., (tıb). kolona ait, kolik.
 
Çeviri colonist
(i). sömürgede oturan kimse; koloni kurucularından biri.
 
Çeviri colonize
(ing). (f). sömürge kurmak; grup halinde toplanıp yerleşmek; koloni meydana getirmek; sömürgede yerleşmek. coloniza'tion (i). sömürge kurma.
 
Çeviri colonnade
(i). genellikle üstü kapalı sütunlar sırası, sıra sütunlar.
 
Çeviri colony
(i). bir başka memlekette yerleşip ana vatana bağlı bir sömürge kurmak için harekete geçen grup; böyle bir grubun yerleştiği bölge; sömürge, müstemleke, koloni; yabancı bir üIkede yaşayan aynı milletdenen insanlar topluluğu; (zool). koloni.
 
Çeviri colophon
(i). eskiden kitabın sonuna konan ve başlığı, basımcının adını ve tarihini gösteren yazı; yayınevinin amblemi.
 
Çeviri colophony
(i). siyah çamsakızı, reçine.
 
Çeviri color
(f). boyamak, renk vermek; olduğundan başka göstermek, gerçeği tahrif etmek; renk katmak, hava vermek; renklenmek; renk değiştirmek yüzu kızarmak.
 
Çeviri color guard
(ask). alay sancağından sorumlu olan nöbetçi.
 
Çeviri color, ing colour
(i). renk,boya;canIılık; yüz kızarması; belirgin özellik; düzme görünüş, maske; (çog). bayrak, sancak. color photography renkli fotoğrafçılık. color sergeant tabur veya alay sancağını taşıyan çavuş. color wash renkli badana. bright color parlak renk, açık renk. change color sararmak, rengi atmak; yüzü kızarmak .complementary color eşit miktarda birbirine katılınca beyaz veya gri renk meydana getiren iki renk (msl. portakal rengi ile mavi) fast color solmaz renk, sabit renk. Iend color to (bahis veya fikre) gerçek izlenimi vermek. haul down the colors bayrak indirmek. Iocal color özellikle edebiyat ve sanatta belirtilen yöresel özellikler. off color istenilen renkten biraz farklı; kaba, müstehcen, münasebetsiz (hikâye, şaka). primary collors ana renkler. show one's color asıl karakterini açığa vurmak. true colors içyüz. under color of bahanesiyle, kisvesi altında. under false colors sahte bir hüviyetle. water color suluboya. with flying colors parlak başarı ile. with the colors askerlikte.
 
Çeviri color-blind
(s). renk körü. color blindness renkkörlüğü, akromatopsi, Dalton hastalığı.
 
Çeviri coloration
(i). bir bitki veya hayvanda görülen renk düzenlemesi; renklendirme.
 
Çeviri coloratura
(i)., (müz). koloratür parçaları içine alan ses müziği. coloratura soprano koloratür soprano.
 
Çeviri colorcast
(i)., (f). renkli televizyon yaymı; (f). renkli televizyon yayım yapmak.
 
Çeviri colored
(s). renkli; beyaz ırk dışındaki bir ırka, özellikle zenci ırkına mensup; tesir altında kalmış, etkilenmiş, tarafsız olmayan; aldatıcı, göz boyayıcı.
 
Çeviri colored
(i). melez Güney Afrikalı.
 
Çeviri colorfast
(s). solmaz .
 
Çeviri colorful
(s). renkli, canlı.
 
Çeviri colorifie
(s). renk veren, renk meydana ,getiren; renk ile ilgili.
 
Çeviri colorimeter
(i). kolorimetre, renk ölçer.
 
Çeviri coloring
(i). renk; boya; boyama, boyayış tarzı; görünüş; sahte görünüş.
 
Çeviri colorist
(i). renkleri ustalıkla kullanan sanatçı.
 
Çeviri colorless
(s). renksiz, soluk; solgun, donuk, anlamsız; tarafsız, yansız.
 
Çeviri colorline
beyaz ve diğer ırklar arasındaki toplumsal ayrılıklar.
 
Çeviri colossal
(s). muazzam, kocaman, çok büyük.
 
Çeviri colossus
(i). (çoğ -lossi, -lossuses) çok büyük herhangi bir heykel; büyük ve azametli herhangi bir şey.
 
Çeviri colossus of rhodes
dünyanın yedi harikasından biri sayılan Apollo'nun Rodos'daki efsanevi bronz heykeli.
 
Çeviri colostomy
(i)., (tıb). kolostomi, kolonda açılan bir yarıkla suni anus teşekkülü.
 
Çeviri colostrum
(i). memeli hayvanların doğumdan sonraki ilk sütü.
 
Çeviri colportage
(i). bilhassa dini kitap satışına mahsus gezici kitapçılık. colporteur (i). seyyar kitap satıcısı; özellikle dinsel kitaplar satan veya dağıtan kimse.
 
Çeviri colt
(i)., (tic). (mark). Amerikan malı bir çeşit tabanca.
 
Çeviri colt
(i). tay, sıpa: toy kimse. colthood ; taylık devresi. colt's tooth şehvet; atlarda köpekdişi.
 
Çeviri coltsfoot
(cog -foots) (i). öksürük otu, (bot). Tussilago farfara.
 
Çeviri colubrine
(s). yılana ait, yılan gibi.
 
Çeviri columba
(i). Güvercin takımyıldızı.
 
Çeviri columbarium
(çog-baria) (i). güvercinlik; eski Roma'da yakılmış ölü küllerini saklamaya mahsus mahzen; bu mahzenin duvarlardaki gözleri.
 
Çeviri columbine
(i)., (s). hasekikupesi, (bot). Aquilegia vulgaris; (s). kumru gibi, kumru ile ilgili; kumru renkli.
 
Çeviri column
(i).(mim).sütun;direk; (matb).bir yazarın gazete veya dergide muntazaman ve aynı başlık altında çıkan yazısı, fıkra;(ask).(kol).
 
Çeviri columniation
(i). bir yapıda sütun kullanma; kullanılan sütunlar .
 
Çeviri columnist
(i).fıkra yazarı, gazetede belirli bir köşesi olan yazar.
 
Çeviri colza
(i)., (bot). kolza colza oil kolza yağı.colza oil kolza yağı.
 
Çeviri coma
(i). coma comatose, comatous (s). komada; yarı baygın.
 
Çeviri coma
(i). (çoğ comae) (astr). koma, kuyrukluyıldızın başı etraflndaki ışık; (bot). püskül; (fiz). merceğin meydana getirdiği şeklin etrafındaki ağıl.
 
Çeviri coma bereniees
Berenisin saçı takımyıldızı.
 
Çeviri comate
(s)., (bot). püsküllü.
 
Çeviri comate
(i). eş, arkadaş.
 
Çeviri comb
(i)., (f). tarak; ibik, tepe, sorguç; ibik gibi şey; petek; dalganın yüksek kısmı; (f). taramak, taranmak; (dalga) tümselip kırılmak comb out taramak, ayırmak.
 
Çeviri combat
(i)., (f). dövüş, mücadele, çarpışma, savaş; (f). dövüşmek, savaşmak, çarpışmak, mücadele etmek. combat fatigue harp tesiriyle meydana gelen psikonorotik bozukluk. close combat göğüs göğüse çarpıma single combat düello.
 
Çeviri combatant
savaşçı, kavgacı (kimse).
 
Çeviri combative
(s). kavgacı, hırçın.
 
Çeviri combe
(bak). coomb.
 
Çeviri comber
i tarak, yün, keten vb'ni tarayan kimse; uzun ve tümsekli dalga
 
Çeviri combination
(i). karıştırma, birleştirme; bileşim, terkip; bağdaşma, uyuşma, kaynaşma; birlik; kilidin şifre rakam veya harfleri; şifreli kilit; külot ve kombinezonu tekparça olan kadın iç çamaşırı; dans orkestrası combination lock şifreli kilit.
 
Çeviri combine
(i). uzlaşma, birlik; A.B.D., (k).dili siyasi ve ticari çıkar sağlamak için bir araya gelen grup; biçerdöğer makinası.
 
Çeviri combine
(f). birleştirmek, karıştırmak, bir araya getirmek; toplamak; birleşmek, bir araya gelmek.
 
Çeviri combings
(i)., çoğ. tarantı.
 
Çeviri combo
(i)., (k).dili dans orkestrası.
 
Çeviri combustible
(s)., (i). yanabilir, tutuşabilir; parlamaya hazır; (i). kolay tutuşan şey.
 
Çeviri combustion
(i). yanma, tutuşma; (kim). ısı ve ışık veren oksitlenme. combustion chamber yanma hücresi, yanma haznesi. combustion furnace yanma fırını, yakım ocağı. combustion gases yakım gazları. combustion motor yakımlı motor. combustion period yanma süresi, yakım devresi. combustion türbine iç yakımlı türbin. incomplete combustion eksik yanma. internal-combustion engine iç yakımlı makina, motor.
 
Çeviri come
(f).gelmek, yaklaşmak, varmak; olmak, vaki olmak;akla gelmek;(k).dili orgazma varmak.come about olmak, vaki olmak;dönmek, volta etmek.come acrossrast gelmek, karşılaşmak;intiba bırakmak;argo istenileni yapmak, sakladığını çıkarıp vermek.come across with argo teslim etmek, ödemek, vermek.come along beraber gelmek;iyileşmek.come alongside yanaşmak, bordaya gelmek.come around kendine gelmek, ayrılmak, uğramak;razı olmak.come at varmak, ulaşmak; ile uğraşmak; üstüne yürümek, saldırmak. come back hatıra gelmek, eski formunu bulmak; argo ters bir şekilde cevaplandırmak. come by elde etmek, edinmek; yakınından geçmek, uğramak. He comes by his good looks naturally. Sevimli yüzü anasıyla babasına çekmiş. come down inmek, düşmek, intikal etmek, geçmek; argo uyuşturucu madde kullandıktan sonra kendine gelmek.come off one's high horse (k).dili hak etmek;elde etmek, almak..come into (mirasa) konmak; girmek, katılmak. come of çıkmak, -den gelmek. come of age reşit olmak. come off çıkmak, kopmak;olmak, vaki olmak;sona ermek, bitmek; sonunu erişmek; argo tutnmak. Come off it ! (k). dili Saçmalama! come on rast gelmek;gelişmek ilerlemek; sahneye çıkmak, yerinden çıkmak; yayınlanmak; meydana çıkmak; sosyeteye takdim edilmek (genç kız); sonuçlamak, neticelenmek. come out with söylemek, ağızdan kaçırmak;satışa çıkarmak. come over olmak, bir hal takınmak; (karşıdan) gelmek; taraf değiştirmek, katılmak. come round (bak).come around. come short az gelmek, yetmemek. come through with (k).dili (beklenileni) yapmak. come to ayrılmak, kendine gelemek; (bir çareye, bir karara) varmak, erişmek, başlamak, den. orsa etmek.come to a head olgunlaşmak; dönüm noktasına varmak; baş vermek. come to blows yumruk yumruğa gelmek. come to grief başı darda olmak; başarısızlığa uğramak. come to grips with ciddiyetle ele almak. come to hand gelmek, alınmak. come to life canlanmak. come to light meydana çıkmak. come to hothing boşo gitmek, neticesiz olmak. come to one's senses aklı başına gelmek, aklını başına toplamak; ayrılmak, açılmak. come to pass vaki olmak. come to stay yerleşmek . come to terms (with) uzlaşmak, anlaşmak; teslim olmak, kabul etmek. Come to think of it... Aklıma gelmişken ... come true gerçek leşmek, doğru çıkmak; filizlenmek. come under girmek. come up against -e çatmak, ile karşılaşmak. come up to (belirli bir hizaya) kadar gelmek; (belirli bir seviyeyi) tutturmak. come up with A.B.D., (k).dili öne sürmek, ortaya atmak. come upon bulmak; karşılaşmak; saldırmak. come what may ne olursa olsun . Come July and we'll be swimming. Temmuz geldiğinde denize girmiş olacağız. to come önümüzdeki gelecek. come-at-able (s).erişilebilir.
 
Çeviri come-hither
(s)., A.B.D., argo çekici, davet edici (bakış).
 
Çeviri come-on
(i)., A.B.D. (argo). tuzak kuran kimse, tuzak; davet edici bakış.
 
Çeviri comeback
(i)., (k).dili eski formunu bulma; argo zekice ve yerinde cevap; A.B.D., argo şikayet sebebi.
 
Çeviri comedian
(i). komedi artisti, komedyen; komedi yazarı comedienne(i). kadın komedi artisti.
 
Çeviri comedown
(i). hayal kırıklığı, düşüş, sukut.
 
Çeviri comedy
(i). komedi, güldürücü piyes veya filim.
 
Çeviri comely
(s). sevimli, güzel, yakışıklı, zarif; uygun, yakışan.
 
Çeviri comer
(i). gelen kimse; katılan kimse; (k).dili geleceği parlak olan şey veya kimse istikbal vaat eden şey veya kimse. all comers müracaat eden herkes butün katılanlar.
 
Çeviri comestible
(s)., (i)., (nad). yenilebilir; (gen). (çoğ). yiyecek şey, gıda maddesi.
 
Çeviri comet
(i)., (astr). kuyrukluyıldız.
 
Çeviri cometary
(s). kuyrukluyıldız gibi veya ona ait.
 
Çeviri comeuppance
(i)., A.B.D. (k).dili hak edilen ceza.
 
Çeviri comfit
(i). bonbon, birçeşit şekerleme; şekerli meyva.
 
Çeviri comfort
(i)., (f). rahat, refah, konfor; teselli; A.B.D. yorgan; (f). rahat ettirmek; teselli etmek; yatıştırmak; (huk). yardım etmek. comfort station umumi helâ. creature comforts bedeni rahatı sağlayan konfor comfortless (s). kasvetli; konforsuz.
 
Çeviri comfortable
(s)., (i). rahat, müreffeh; teselli edici, rahatlatıcı; (k).dili yeterli; (i)., A.B.D. yorgan comfortably (z). rahatça.
 
Çeviri comforter
(i). rahatlatıcı şey; teselli edici kimse veya şey; A.B.D yorgan; yün boyun atkısı; bh Ruhulkudus.
 
Çeviri comfrey
(i). karakafes, (bot). Symphytum.
 
Çeviri comfy
(s)., (k).dili rahat.
 
Çeviri comic
(s)., (i). güldürücü, gülünç, komik; komedi ile ilgili; (i). komedi oyuncusu. comics, comic strip karikatür şeklinde hikâye serisi. comic book miki tipinde resimli çocuk kitabı. comic opera operakomik.
 
Çeviri comical
(s). komik. comically (z). gülünçlü olarak.
 
Çeviri coming
(i)., (s). geliş, yaklaşma, varış, zuhur; (s). gelen gelecek, yaklaşan; istikbal vaat eden. coming-out (i)., (k).dili sosyeteye takdim ediliş.
 
Çeviri comity
(i). nezaket, medeni davranış, karşılıklı iyi muamele. comity of nations milletlerin birbirlerinin hukuk ve adetlerini tanımaları.
 
Çeviri comma
(i). virgül .comma bacillus virgül şeklinde mikrop, kolera mikrobu. inverted commas tırnak işareti.
 
Çeviri command
(i)., (f). emir, kumanda, komut; bir subayın kumanda ettiği askerler; yetki, hakimiyet; (f). emretmek, hâkim olmak, kumanda etmek, idare etmek; amir olmak, bakmak. a good command of (a Ianguage) (bir dili) rahat konuşabilme. at command emir üzerinde. at one's command emrinde. by command of emri ile in command amir, sözü geçen.
 
Çeviri commandant
(i). kumandan, komutan, amir.
 
Çeviri commandeer
(f)., (ask). askeri hizmete mecbur tutmak; müsadere etmek.
 
Çeviri commander
(i). kumandan, komutan; önder, baş; deniz binbaşısı. commander in chief başkomutan.
 
Çeviri commandery
(i). tımar, zeamet; kumandanlık; masonluk gibi cemiyetlerin loncası.
 
Çeviri commanding
(s). emreden; etkili: hâkim.
 
Çeviri commandment
(i). emir. the Ten Commandments On Emir.
 
Çeviri commando
(i). komando birliği; komando.
 
Çeviri comme il faut
(Fr). icap ettiği şekilde, gerekli şekilde; modaya uygun.
 
Çeviri commeasurable
(s). aynı ölçülere sahip olan, eşit.
 
Çeviri commemorate
(f). anmak, zikretmek, hatırasını yad etmek commemora'tion (i). anma, hatırasını yad etme; anma töreni. commemorative (s). anma vesilesi oian; hatıra serisi olarak basılmış (pul).
 
Çeviri commence
(f). başlamak.
 
Çeviri commencement
(i). başlama, başlangıç; diploma töreni.
 
Çeviri commend
(f). tavsiye etmek, salık vermek; övmek; saygılarını sunmak; emanet etmek.
 
Çeviri commendable
(s). övülmeye 1ayık, beğenilir. commendably (z). övülmeye lâyık şekilde.
 
Çeviri commendation
(i). tavsiye, salık verme; övme.
 
Çeviri commendatory
(s). salık veren, tavsiye eden; metheden, öven.
 
Çeviri commensal
(s)., (i). aynı sofrada yemek yiyen;( zool). komensal; (i). sofra arkadaşı.
 
Çeviri commensurable
(s). aynı birim ile ölçülebilen; orantıl commensurably (z). orantılı olarak.
 
Çeviri commensurate
(s). orantılı, eşit; yeterli; uygun, münasip. commensurately (z). uygun bir öIçü ile.
 
Çeviri comment
(i)., (f). yorumlama, tefsir; açımlama; düşünce, mütalaa; eleştirme tenkit; (f). açımlamak, fikrini söylemek; on ile hakkında fikir beyan etmek, tefsir etmek, yorumlamak; eleştirmek .commentary (i). tefsir, şerh, açımlama, izah; çıkma haşiye.
 
Çeviri commentator
(i). eleştirmeci; yorumcu, şarih, tefsirci.
 
Çeviri commerce
(i). ticaret, iş, alım satım; toplumsal ilişkiler; cinsel ilişki. chamber of commerce ticaret odası. domestic commerce iç ticaret. foreign commerce dış ticaret.
 
Çeviri commerce
(f). alışveriş etmek; ilişkide bulunmak.
 
Çeviri commercial
(s)., (i). ticari; (i). radyo veya televizyon ilânı. commercial college ticaret öğretimi yapan yüksekokul .commercial law ticaret hukuku. commercial paper kıymetli ticari vesika; kısa vadeli ticari senet; emre yazılı senet; poliçe.
 
Çeviri commercialism
(i). ticari gelenekler; ticari tutum; ticari terim.
 
Çeviri commercialize
(ing). -ise (f).ticarileştirmek.
 
Çeviri commie
(i)., (k).dili komünist.
 
Çeviri commingle
(f). karıştırmak, katıştırmak; karışmak, kaynaşmak.
 
Çeviri comminute
(f). ezmek, ufalamak, toz haline getirmek.
 
Çeviri commiserate
(f). kederini paylaşmak, dert ortağı olmak, rikkat göstermek. commisera'tion (i). teselli, rikkat, acıma.
 
Çeviri commissar
(i). komiser, eskiden S.S.C.B.'nde herhangi bir idari örgütün başında olan kimse.
 
Çeviri commissariat
(i)., (ask). Ievazım sınıfı; eskiden S.S.C.B.'nde siyasi örgüt; komiserlik.
 
Çeviri commissary
(i)., (ask). iaşe ve levazımat mağazası; vekil, mümessil; komiser.
 
Çeviri commission
(i)., (f). görev, vazife, iş; işleme; eylem; komisyon ücreti, yüzdelik; kurul, komisyon; rütbe, mevki; salahiyetname, emirname; belirli bir görev için verilen yetki; (f). tayin etmek, atamak; vazifelendirmek, görevlendirmek, memur etmek; den donanmaya katmak, kadroya sokmak. execute a commission bir görevi yerine getirmek in commission sefere hazır (gemi); işe hazır. out of commission görev yapamaz halde; bozuk. put into commission sefere hazır hale koymak; tamir etmek. put out of commission işlemez hale getirmek; yıkmak, mahvetmek.
 
Çeviri commissionaire
(i). Avrupa otellerinde veya hükumet dairelerinde hizmet eden uşak veya haberci; ingiltere'de kapıcılık vb. işlerde bulunan görevli.
 
 
Çeviri commissioner
(i). mühim bir işe tayin edilen memur; şube müdüru; komisyon üyesi; vekil.
 
Çeviri commissure
(i). birleşme noktası, ek yeri; (anat)., (zool). birleşik iki organın birbirleriyle birleşme yeri, dudakların veya göz kapaklarının bitiştiği yer.
 
Çeviri commit
(f). (ed -ting) işlemek, yapmak; emanet etmek, teslim etmek, tevdi etmek; kanun tasarısı v.b.'ni komisyona havale etmek; söz vererek bağlamak. commit oneself bir karara varıp bunu ilân etmek. commit oneself to kendini adamak, hasretmek. commit to memory ezberlemek. commit to prison hapsetmek. commit to writing yazmak.
 
Çeviri commitment
(i). vaat, taahhut; kesin karar; teslim etme, teslim olma; bağlantı; havale; irtikap, (suç) işleme; (huk). birinin hapishane veya akıl hastanesine kapatılması için mahkemeden alınan karar, hapis ilâmı.
 
Çeviri committee
(i). komite, kurul, komisyon. committee of the whole meclisin komisyon halinde toplanması. in committee encümende, komisyonda. joint committee birleşik komisyon. standing committee daimi encümen.
 
Çeviri commix
(f). birbirine karıştırmak veya karışmak.
 
Çeviri commode
(i). çekmeceli dolap; konsol, komodin; lavabo; lazımlık, oturak.
 
Çeviri commodious
(s). geniş, kullanışlı, ehven; rahat, ferah.
 
Çeviri commodity
(i). mal, emtia, eşya; yararlı şey. staple commodities başlıca satış ürünleri.
 
Çeviri commodore
(i)., den. komodor; yat kulubü reisi.
 
Çeviri common
(s).genel, yaygın, umumi, umuma ait; ortak, müşterek; evrensel; adi, bayağı, kaba; alışılmış, mutat. common carrier para ile yolcu veya yük taşıyan firma. common consent umumun rızası. common divisor (mat). ortak tam bölen. common fraction (mat). bayağı kesir. common gender (gram). hem eril hem dişil. common good kamu yararı. common knowledge bilinen gerçek. common law orf ve âdete dayanan hukuk .common-law marriage resmi nikâhsız beraber yaşama. common man alelade bir kimse. Common Market Ortak Pazar. common multiple (mat). ortak katsayı. common noun cins isim. common or garden variety bayağı, alelade cinsten, sıradan. Common Pleas medeni hukuk davalarına bakan mahkeme. common room umuma mahsus salon. common scold şirret kadın. common sense sağduyu. common stock alelade hisse senetleri .common time (müz). 4/4 lük ölçü. common touch sempatik olma kabiliyeti. the common run orta, vasat. commonly (z). çoğunlukla, çok kere.
 
Çeviri common
(i). genel park veya otlak, halkın ortak malı olan yer, meydan; (huk). bir kimsenin başkasının toprak veya suyu üzerinde hak iddia etmesi. in common müştereken, beraber, birlikte, ortaklaşa. in common with ile ortak olarak. out of the common fevkalade, alışılmamış. short commons yetersiz yiyecekler.
 
Çeviri commonage
(i). umuma ait olan otlağı kullanma hakkı; ortak mal sahipliği; avam.
 
Çeviri commonalty
(i). avam, halk tabakası, topluluk; tüzel kişiliği olan ticari şirket üyesi.
 
Çeviri commoner
(i). halk tabakasından olan kimse; (bazı ingiliz üniversitelerinde) kendi hesabına okuyan talebe.
 
Çeviri commonplace
(s)., (i). adi, sıradan, bayağı; olağan; kişiliği olmayan; (i). beylik laf, klişe, çok söylenmiş söz; çok görülmüş herhangi bir şey, basmakalıp iş.
 
Çeviri commons
(i)., (çoğ)., (ing). avam, halk tabakası; (üniversitede) yemekhane. House of Commons Avam Kamarası.
 
Çeviri commonweal
(i). kamu yararı, amme menfaati.
 
Çeviri commonwealth
(i). ulus;cumhuriyet; A.B.D. eyalet. the Commonwealth İngiliz Milletler Topluluğu.
 
Çeviri commotion
(i). gürültü; karışıklık, ayaklanma.
 
Çeviri communal
(s). toplumla ilgili, toplumsal, halka ait; umumun malı olan.
 
Çeviri communalism
(i). her eyaletin ayrı bir devlet olarak idare edildiği idari sistem.
 
Çeviri communalize
(f). bir şeyi mahalli halka mal ettirmek; mahalli idare altına sokmak.
 
Çeviri commune
(f)., (i). sohbet etmek, söyleşmek, hasbıhal etmek, konuşmak: (i). konuşma, sohbet, söyleşi.
 
Çeviri commune
(i). bazı memleketlerde mahalli idare; komün; avam.
 
Çeviri communicable
(s). bulaşıcı, sari; ifade edilmesi mümkün, söylenebilir.
 
Çeviri communicant
(i). bilgi veren kimse, konuşan kimse; Aşai Rabbaniyi (komünyon) alan veya almaya hakkı olan kilise üyesi.
 
Çeviri communicate
(f). ifade etmek, anlatmak; nakletmek; meramını anlatmak; muhabere etmek, haberleşmek; bulaştırmak; aralannda bağlantı olmak; bildirmek.
 
Çeviri communication
(i). haberleşme; ulaşım; ulaştırma; bağlantı irtibat; haber, mektup. Minister of Communications Ulaştırma Bakanı.
 
Çeviri communicative
(s). konuşkan, duygulannı serbestçe dile getiren.
 
Çeviri communion
(i). paylaşma; katılma; Aşai Rabbani ; Hıristiyanlıkta mezhep; arkadaşlık; sohbet.
 
Çeviri communique
(i). resmi tebliğ, bildiri.
 
Çeviri communism
(i). komünizm. communist (i)., (s). komünist; (s). komünistlere veya komünizme. ait communis'tic (s). komünizm taraftan olan.
 
Çeviri community
(i). aynı yerde veya aynı şartlar altında yaşayan insan topluluğu; toplum, cemiyet; ahali, halk, amme; müşterek tasarruf, ortak mal sahipli. community center A.B.D. şehir kulübü, bir bölgede oturanlann meselelerini çözümlemek veya eğlenmek için toplandıkları özel yer veya bina. community chest A.B.D.kamu yararına çalışan kurumların yıllık para toplama kampanyası.
 
Çeviri communize
(f). müşterek tasarrufa tabi kılmak, umumun malı haline getirmek.
 
Çeviri commut-te
(f)., elek cereyanın yönünü değiştirmek.
 
Çeviri commutable
(s). deiştirilebilir; hükümetçe deiştirilmesi veya hafifletilmesi caiz (ceza).
 
Çeviri commutation
(i). değiştirme, değiş mübadele; A.B.D. bir kimsenin evi ile işi araslnda abonman bileti ile yaptğı yolculuk; (huk). cezanın değiştirilmesi veya hafifletilmesi. commutation ticket abone kartı veya bileti.
 
Çeviri commutative
(s). değiş tokuş veya yer deiştirmeyle ilgili.
 
Çeviri commutator
(i)., (elek). çevirgeç, komütatör.
 
Çeviri commute
(f).değiş tokuş etmek mübadele etmek; deiştirmek veya hafifletmek (cezayı); toptan daha ucuza almak (aylık tren bileti v.b'ni); karşılığını ödemek; yerini tutmak; (elek). cereyanın yönünü değiştirmek her gün iş ile ev arasında gidip gelmek. commuter (i). her gün işi ile evi arasında gidip gelen kimse.
 
Çeviri commutual
(s). müşterek, ortak; karşılıklı.
 
Çeviri comose
(s)., (bot). püsküllü.
 
Çeviri comp
(kıs). companion comparecompiled complete.
 
Çeviri compact
(s)., (f). (i). yoğun, kesif, sıkı, sık; ince taneli; kısa özlü; of ile -den mürekkep; (f). tazyikle yoğunlaştırmak; (i). pudriyer, pudralık; (oto). küçük araba.
 
Çeviri compact
(i)., (f). sözleşme, sözlü anlaşma; (f). sözleşmek.
 
Çeviri companion
(i)., (f). arkadaş, yoldaş, ahbap; eş; elkitabı, rehber; (astr). kendisinden daha parlak bir yıldıza çok yakın olan ikinci bir yıldız; (f). arkadaşlık etmek.
 
Çeviri companionable
(s). kolayca arkadaş olabilir; hoş sohbet; samimi, sıcakkanlı.
 
Çeviri companionate
(s). arkadaş gibi; müşterek.
 
Çeviri companionship
(i). arkadaşlık, refakat, eşlik.
 
Çeviri companionway
(i). den. kamara iskelesi.
 
Çeviri company
(i). grup; misafir grubu; misafir; şirket, kumpanya, ortaklık; beraberindekiler, arkadaşlar; eşlik, refakat, arkadaşlık; tiyatro oyuncu topluluğu; (ask). bölük; (den). mürettebat tayfa. company manners görgü kurallarına uygun davranışlar. company store bir müessesenin kendi memurlanna mahsus olan satış mağzası.compamy union (A.B.D.). işverene bağlı olan sendika; bir müessesenin işçilerine mahsus olan sendika. in company with ile beraber, birlikte .in good company iyi arkadaşlarla. jointstock company bir cins anonim şirket. keep company eşlik etmek; flört etmek Iimited liability company limited şirket. part company with den aynlmak ship's company gemi mürettebato, gemi tayfası.
 
Çeviri comparable
(s). karşılaştırılabilir, karşılaştırması mümkün.
 
Çeviri comparative
(s)., (i). mukayeseli, karşılaştırmalı; nispi, orantılı; (gram). (sıfat veya zarflann) üstünlük derecesini gösteren; (i)., (gram). üstünlük derecesi. comparative anatomy karşllaştlrmall anatomi compnrative linguistics karşılaştırmalı dilbilim. in comparative comfort hali vakti yerinde.
 
Çeviri compare
(i). mukayese, kıyas, karşılaştırma .beyond compare, without compare fevkalade, eşsiz, üstün.
 
Çeviri compare
(f)., with ile karşılaştırmak, karşılaştırılabilir olmak, kıyas kabul etmek; to ile benzetmek, benzemek; (gram). (sıfat veya zarfın) üstünlük derecesini göstermek. compare notes görüş ve fikir teatisinde bulunmak.
 
Çeviri comparison
(i). karşılaştırma, mukayese; münasebet, ilişki, nispet, benzerlik; gram sıfat veya zarflara üstünlük veya enüstünltk derecesini katan çekim şekli; benzetme, teşbih. in comparison with -e nispeten, -e nispetle, -e oranla.
 
Çeviri compartment
(i). kompartıman, bölme. compartmen'talize(f). bölmelere aylrmak.
 
Çeviri compass
(f). etrafını dolaşmak; şamil olmak, kapsamak; çevirmek, sarmak, kuşatmak; başarmak; kavramak, anlamak; gizli plan kurmak.
 
Çeviri compass
(i). pusula; pergel; çevre; sınır; saha, alan, menzil; devir, deveran, süre. compass card, compass rose pusula kartı, rüzgargülü. compass needle pusula ibresi, pusula inesi. compass saw delik testeresi. beam compass büyük daire çizmeye mahsus sürgülü pergel. box the compass sıra ile pusula kertelerini saymak. drawing compass resim pergeli. mariner's compass gemici pusulası pair of compasses pergel.
 
Çeviri compassion
(i). şefkat, merhamet, acıma, sevecenlik.
 
Çeviri compassionate
(s). şefkatli, merhametli, sevecen.
 
Çeviri compatibility
(i). uygun düşme, uyma, uygunluk.
 
Çeviri compatible
(s)., (gen). with ile uygun, birbirini tutan, munasip; geçimli.
 
Çeviri compatriot
(i). vatandaş, yurttaş.
 
Çeviri compeer
(i). akran, arkadaş, eş.
 
Çeviri compel
(f). (-Ied, -ling) zorlamak, icbar etmek, mecbur etmek.
 
Çeviri compellatton
(i). hitap.
 
Çeviri compendious
(s). özet halinde, kısa, özlü, muhtasar, kısaltılmış.
 
Çeviri compendium
(i). hulasa, özet.
 
Çeviri compensate
(f). tazmin etmek, bedelini ödemek; telafi etmek, karşılamak; (mak). denklemek, denge sağlamak, eşitlemek. compensate for one thing with another tazmin etmek, bir şeyi diğeri ile telâfi etmek. compensate one for -in bedelini birine ödemek.
 
Çeviri compensation
(i). tazmin, telafi; karşılık, ücret, maaş, bedel; takas, karşılama.
 
Çeviri compensator
(i). telafi eden şey veya kimse; dengeleme tertibatı. compensator coil (elek). dengeleme bobini. compensator spring saatte dengeleme yayı.
 
Çeviri compensatory
(s). telafi etmeye yarayan.
 
Çeviri compete
(f). rekabet etmek, yarışmak, müsabakaya girmek.
 
Çeviri competence
(i). yeterlik, kifayet; yetenek, ehliyet, iktidar, güç; hak, yetki, salahiyet; geçinecek kadar gelir.
 
Çeviri competent
(s). yeterli, işinin ehli olan, kabiliyetli; yetkili, salahiyetli.
 
Çeviri competition
(i). rekabet, yarışma.
 
Çeviri competitive
(s). rakip olan; rekabet ile ilgili; müsabaka tarzında, yanşma mahiyetinde.
 
Çeviri competitor
(i). rakip, yanşmacı, yanşçı.
 
Çeviri compilation
(i). derleme; derleme eser, çeşitli kaynaklardan toplanan bilgi veya yazılarla meydana getirilen eser; liste.
 
Çeviri compile
(f). toplayıp liste haline getirmek; çeşitli kaynaklardan bilgi toplayıp sıraya koymak; bu şekilde eser telif etmek, derlemek.
 
Çeviri complacency
(i). kendi kendinden memnun olma hali; gönül rahatlığı. complacent (s). kendi halinden memnun, rahat; kendini beğenmiş.
 
Çeviri complain
(f). şikâyet etmek, yakınmak, derdini anlatmak, içini dökmek; suçlamak. complainant (i). şikâyetçi, davacı.
 
Çeviri complaint
(i). şikayet, feryat, dertyanma; dert, keder, şikâyet sebebi; hastalık, keyifsizlik; (huk). isnat.
 
Çeviri complaisance
(i). hoşgörü, müsamaha, göz yumma. complai'sant (s). müsamahakâr, hoşgörü sahibi.
 
Çeviri complement
(i)., (f). tamamlayıcı herhangi bir şey, tümleç; tüm, bütün; (geom). bir dar açıyı dik açı haline getirmek için gerekli olan açı derecesi; (gram). tümleç; (müz). oktavı tamamlayan enterval; (f). tamamlamak; birbirini tamamlar olmak.
 
Çeviri complementary
(s). tamamlayan, tamamlayıcı, tümleyici. complementary angle tümler açı. complementary colors (bak). color.
 
Çeviri complete
(s)., (f). tamam, tam, bütün; bitmiş, tamamlanmış; mükemmel, dört başı mamur; (f). tamamlamak, bütünlemek, yetkinleştirmek; bitirmek. a complete surprise tam bir sürpriz. completely (z). tamamen, butünüyle. completeness (i). bütünlük, tam olma hali. completion (i). bitirme, tamamlama, sona erme; yerine getirme.
 
Çeviri complex
(i). bileşik veya karışık herhangi bir şey; karmaşa; (psik). komplek. building complex site. inferiority complex aşağılık duygusu. superiority complex kendini üstün görme duygusu.
 
Çeviri complex
(s). karmaşık; çapraşık, muğlak; bileşik, mürekkep, birkaç elemandan meydana gelmiş; karışık, birbirine eşit olmayan elemanlardan meydana gelmiş. complex number karmaşık sayı. complexity (i). müşkuüât, güçlük.
 
Çeviri complexion
(i). cilt, ten; sima, görünüş, veçhe. complexioned (s). belirli bir ten rengi olan.
 
Çeviri compliable
(s). uysal, yumuşak başlı.
 
Çeviri compliance
(i). uyma; itaat; başeğme; razı olma. in compliance with -e uygun olarak, mucibince. compliant (s). uysal, itaatkâr, yumuşak başlı.
 
Çeviri complicate
(f)., (s). karıştırmak, zorlaştırmak, güçleştirmek; (s). karmaşık; (bot)., (zool). uzunlamasına katlanmış (böcek kanadı vb). complicated (s). karmaşık; muğlak, çapraşık, anlaşılması güç, çözülmesi güç.
 
Çeviri complication
(i). karmaşık hale getirme; bir işe giriştikten sonra meydana çıkan engel, zorluk; karışıklık: (tıb) ihtilât.
 
Çeviri complicity
(i). suç ortaklığı; karmaşa.
 
Çeviri compliment
(f)., (i). kompliman yapmak, iltifat etmek; övmek; (i). iltifat, kompliman. compliments (i). selâmlar. compliments of the season (ing). tebrikler. double-edged compliment iğneli kompliman. He sends his compliments. Selâmlarını gönderdi. pay a compliment kompliman yapmak. present one-s compliments hürmetlerini sunmak. with my compliments selâmlarımla: parasız, hediye olarak. complimentary (s). hediye olarak, parasız; övme kabilinden.
 
Çeviri complot
(i). eski komplo, suikast, gizli tertip.
 
Çeviri comply
(f)., with ile uymak; itaat etmek.
 
Çeviri component
(i)., (s). bir tümü meydana getiren kısımlardan biri, cüz, unsur, parça, eleman; (s). bileşimde bulunan.
 
Çeviri comport
(f). davranmak; with ile uymak, uygun olmak. He comported himself well. iyi davrandı. The results comportwith our expectations. Netice beklediğimiz gibi oldu. comportment (i). davranış, hal ve gidiş.
 
Çeviri compos mentis
(Lat)., (huk).aklı yerinde, şuuru tam.
 
Çeviri compose
(f). meydana getirmek, oluşturmak; düzenlemek, tertip etmek; bir butünün parçalarını teşkil etmek; bestelemek; (eser) yazmak, yaratmak; (matb). dizmek, tertip etmek. composed of -den ibaret. composing machine (matb). dizgi makinası. composed (s). sakin, kendi halinde.
 
Çeviri composer
(i). besteci, bestekâr, kompozitör.
 
Çeviri composite
(s)., (i). bileşik, mürekkep; karma, karışık, muhtelit; (b.h)., (mim). Korent uslubu ile ionik üslup karışımı olan sütun şekline ait; (bot). bileşikgiller familyasından; (i). alaşım, halita, bileşim, terkip; (bot). bileşikgillerden herhangi bir bitki. composite number (mat). bölünebilir sayı, asal olmayan sayı. composite photograph fotomontajla biraraya getirilmiş birkaç fotoğraftan meydana gelen resim.
 
Çeviri composition
(i). tümleme, derleme, bir araya getirme; tertip, terkip; nitelik, mahiyet; alaşım, halita; bileşim: kompozisyon, yazı ödevi, tahrir; beste, bestecilik; uzlaşma, anlama; (matb). dizgi, tertip.
 
Çeviri compositor
(i)., (matb). mürettip, dizgici, dizici.
 
Çeviri compost
(i). çürümüş yaprak v.b ile karışık gübre.
 
Çeviri composure
(i). sukunet huzur, dinginlik.
 
Çeviri compote
(i). komposto.
 
Çeviri compound
(f). birleştirmek, bir bütün haline getirmek, terkip etmek; şiddetlendirmek; borç konusunda anlaşmak. compound a felony menfaat karşıIığında suçluyu dava etmekten vazgeçmek veya suçunu örtbas etmek. compound with ile... anlaşmak, uzlaşmak.
 
Çeviri compound
(s)., (i). bileşik, mürekkep; (zool). tek tek hayvancıklardan husule gelmiş; (i). alaşım, halita; bileşim, terkip; (gram). bileşik kelime. compound curve mürekkep eğri. compound eye bileşik göz. compound fraction bileşik kesir. compound fracture (tıb). açık kırık. compound interest bileşik faiz. compound number karışık sayı. chemical compound kimyasal bileşim.
 
Çeviri compound
(i). içinde binalar bulunan etrafı duvarla çevrili arazi.
 
Çeviri comprador
(i). Uzak Doğu'da yabancı firmalar hesabına çalışan yerli acente.
 
Çeviri comprehend
(f). anlamak, idrak etmek, kavramak; kapsamak, içine almak, ihtiva etmek. comprehensible (s). anlaşılabilir, idrak olunabilir, makul. comprehension (i). anlayış, idrak; kapsam, şümul. comprehensive (s). geniş, şümullu, etraflı; idraklı,anlama yeteneği olan.
 
Çeviri compress
(i)., (tıb). kompres; pamuk v.b balyalarını sıkıştıran makina.
 
Çeviri compress
(f). sıkmak, basmak, tazyik etmek. compressed air sıkıştırılmış hava. compressible (s). sıkıştırılabilir.
 
Çeviri compression
(i). sıkıştırma, tazyik, kompresyon; kısaltma, ufaltma. compression stroke (oto). sıkıştıran vuruş.
 
Çeviri compressive
(s). tazyik edici, sıkıştırıcı.
 
Çeviri compressor
(i). kompresör, sıkıştırıcı.
 
Çeviri comprise
(f). kapsamak, ihtiva etmek.
 
Çeviri compromise
(i)., (f). uzlaşma, uyuşma; bazı şeylerden fedakârlık ederek varılan anlaşma zemini; (f). uzlaştırmak, bazı şeylerden fedakârlık yoluyla aralarını bulmak; (bir kimsenin). şerefini tehlikeye atmak; (bir işin neticesini) tehlikeye atmak. compromisewith ... ile uzlaşmak, uyuşmak.
 
Çeviri comptroller
(i). hesap kontrol memuru, murakıp, denetleyici, kontrolör.
 
Çeviri compulsion
(i). zorlama, cebir, icbar; mecburiyet; içten gelen itici his. compulsive (s). zorlayıcı, içten gelen yenilmesi güç bir hissin tesiriyle yapılan.
 
Çeviri compulsory
(s). mecburi, yükümlü; zorunlu. compulsorily (z). zorla, mecburi olarak, zorunlu olarak, metazori.
 
Çeviri compunction
(i). vicdan azabı; pişmanlık, nedamet; esef, yerinme; (vicdanisebeplerle) çekinme, tereddüt, reddetme.
 
Çeviri compurgation
(i)., (huk). eskiden bir sanığın suçsuzluğunun birkaç tanığın şahadeti ile kabul edilmesi.
 
Çeviri compute
(f). hesap etmek, hesaplamak. computa'tion (i). hesap, hesaplama.
 
Çeviri computer
(i). kompüter, hesap eden kimse; elektronik hesap makinası,elektronik beyin. computer hardware kompüterin esas kısımları. computer software yapılacak işe göre değiştirilen kompüterin yardımcı aksamı. analogue computer kendisine verilen rakamlan elektronik nicelikler şeklinde kullanarak hesap çıkaran makina. diqital computer kendisine verilen rakamları ikili rakam olarak kullanarak hesap çıkaran makina.
 
Çeviri computerize, -ise
(f). kompüter ile hesaplamak.
 
Çeviri comrade
(i). arkadaş, yoldaş. comradeship (i). arkadaşlık.--*
 
Çeviri con
(f)., (den). gemiyi yöneltmek.
 
Çeviri con
(i). öntakı ile, beraber.
 
Çeviri con
(i). ( A.B.D)., argo suçlu; dolandırıcılık.
 
Çeviri con
edat, (müz). ile. con brio, con spirito canlı olarak.
 
Çeviri con
(z)., (i). karşı, aleyhte; (i). aleyhtar, karşı taraf. pro and con lehte ve aleyhte. pros and cons lehte ve aleyhte olan noktalar (kimseler).
 
Çeviri con
(f). (-ned, -ning) atlatmak, yutturmak; okumak, tetkik etmek.
 
Çeviri con dense
(f)., (kim)., (fiz). yoğunlaştırmak, koyulaştırmak; özetlemek, kısaltmak. condensed milk teksif edilmiş süt. condensable (s). yoğunlaştırılabilir.
 
Çeviri con man
(A.B.D)., argo dolandırıcı.
 
Çeviri conation
(i)., (psik). teşvik edici kuvvet. conative (s). meram ve arzu ile ilgili; (gram). gayret ifade eden (fiil).
 
Çeviri concatenate
(f). sıralamak raptetmek. concatena'tion (i). neticelerin sıralanması.
 
Çeviri concave
(s)., (i). içbükey, obruk, konkav; (i). içbükey yüzey. concavo-concave (s). çift taraflı içbükey. concavo-convex (s). bir tarafı içbükey , diğer tarafı dışbükey olan. concavity (i). içbükeylik.
 
Çeviri concavity
(i). içbükeylik.
 
Çeviri conceal
(f). gizlemek, gizli tutmak, saklamak, örtmek. concealable (s). gizlenilebilir, saklanabilir. concealment (i). gizleme, saklama, sır tutma. in concealment saklı, gizlenmiş.
 
Çeviri concede
(f). teslim etmek, kabul etmek, ikrar etmek; vermek, bırakmak, ihsan etmek.
 
Çeviri conceit
(i). kendini beğenmişlik, kibir, gurur; garip fikir, fantazi kavram. self-conceit (i). kendini beğenmişlik. conceited (s). kibirli.
 
Çeviri conceivable
(s). akla uygun, havsalaya sığar. conceivably (z). belki, muhtemelen.
 
Çeviri conceive
(f). gebe kalmak; anlamak, kavramak, idrak etmek; tasavvur etmek; tasarlamak, aklına gelmek; izah etmek. conceive of kavramak, tasarlamak. I have conceived a dislike for him. Ona karşı içimde bir nefret uyandı.
 
Çeviri concentrate
(i). yoğun halde olan herhangi bir şey.
 
Çeviri concentrate
(f). toplamak; yoğunIaştırmak; özünü çıkarmak; koyulaştırmak; zihni bir noktaya toplamak; toplanmak.
 
Çeviri concentration
(i). toplanma, toplama; zihni bir noktaya toplama; (kim). yoğunlaşma, koyulaşma, kesafet. concentrationcamp temerküz kampı, toplama kampı.
 
Çeviri concentric
(s). merkezleri bir ortak merkezli. concentric'ity (i). merkezlerin bir olması.
 
Çeviri concept
(i). kavram mefhum anlayış görüş, fikir, telakki.
 
Çeviri conception
(i). gebe kalma, ana rahmie düşme; baylangıç; kavram, mefhum, fikir, anlayış görüş, telakki, düşünce.
 
Çeviri conceptual
(s). mefhumlarla ilgili, kavramsal; fikirlerin doğmasına ait.
 
Çeviri conceptualism
(i)., (fels). kavramcılık.
 
Çeviri concern
(i)., (f). ilgi, alâka; iş; endişe, tasa, kaygı, merak; şirket, ticarethane; (k).dili şey: (f). alâkadar etmek; ucu dokunmak; tesir etmek; ait olmak, ilgilendirmek, ilişiği olmak. concern oneself with karışmak, müdahale etmek.He is meddling in my concerns. Benim işime karışıyor. It is no concern of mine. Beni ilgilendirmez. with deep concern derin endişe ile.
 
Çeviri concerned
(s). ilgili, alâkalı; endişeli, düşünceli. be concerned for veya about endişe duymak, merak etmek.
 
Çeviri concerning
edat ilgili olarak -e dair, hakkında.
 
Çeviri concert
(f). bir araya gelerek karar almak, planlamak. concerted (s). kararlaştırılmış;birlikte yapılmış; (müz). bölümler halinde düzenlenmiş.
 
Çeviri concert
(i). konser; ahenk, uyum: birleşme; ittifak, ittihat. concert grant kuyruklu piyano. Concert of Europa 1815 tarihinde Avrupa Devletleri arasında yapılan anlaşma. concert pitch konser için kullanılan ton standardı (la=saniyede 440 devre). in concert hep birlikte, ittifakla.
 
Çeviri concertina
(i). akordeona benzer körüklü ufak bir çalgı.
 
Çeviri concerto
(i)., (müz). konçerto.
 
Çeviri concession
(i). kabul, teslim, itiraf; imtiyaz, devlet veya diğer bir yetkili makam tarafından tanınmış imtiyaz, ayrıcalık; mümessillik, bayilik.
 
Çeviri concessionaire
concessioner (i). imtiyaz sahibi; fuarda bir satış yeri sahibi; temsilci, bayi.
 
Çeviri concessive
(s). teslim veya kabul mahiyetinde; (gram). although bağlacı ile başlayan tamamlayıcı cumlelerde teslim ve kabul ifade eden.
 
Çeviri conch
(i). helezoni sedef kabuk; nefesli çalgı olarak kullanılan kabuk boru.
 
Çeviri concha
(i)., (mim. yarım kubbe; (anat). boynuzcuk, konka (burun boşluğunda); kulak kepçesinin çukuru.
 
Çeviri conchifera
(i)., (çoğ)., (zool). midye gibi kabuk hâsıl eden deniz hayvanları; kabuklular. conchiferous (s). kabuklu, kabuk hâsıl eden.
 
Çeviri conchoid
(i)., (mat). konkoid; sedef eğrisi.
 
Çeviri conchology
(i). konkoloji, yumuşak çalarla uğraşan zooloji dalı. conchologist (i). konkoloji bilgini.
 
Çeviri conchy
(i)., argo, (bak). conscientious objector.
 
Çeviri concierge
(i). kapıcı, odabaşı.
 
Çeviri conciliate
(f). gönlünü almak; uzlaştırmak, yatıştırmak, aralarını bulmak; teveccüh kazanmak. conciliatory (s). yatıştıncı.
 
Çeviri conciliation
(i). uzlaştırma, barıştırma, yatıştırma.
 
Çeviri concinnity
(i). ahenk; (kon). (san). uyum; tutarlık, insicam.
 
Çeviri concise
(s). az ve öz, kısa, muhtasar, veciz, özlü. concisely (z). az ve öz olarak, kısaca, muhtasaran.
 
Çeviri concision
(i). özetleme, az sözle çok şey anlatma.
 
Çeviri conclave
(i). özel toplantı; Roma'da Papa seçmek için toplanan kardinaller meclisi.
 
Çeviri conclude
(f). bitirmek, son vermek; neticelendirmek, sonuçlandırmak; bir karara varmak; netice çıkarmak, istidlâl etmek; bitmek, sona ermek; karar vermek.
 
Çeviri conclusion
(i). son, nihayet, sonuç, netice; karar; son kısım; (gram). şart cümlesinde ikinci kısım, ceza; (man). vargı; (huk). iddia veya müdafaanın son hulâsası. in conclusion sözu bitirirken..., son söz olarak... try conclusions with bir kimse ile yarışmaya girmek.
 
Çeviri conclusive
(s). kesin; kati, son, nihai; ikna edici.
 
Çeviri concoct
(f). birbirine karıştırarak hazırlamak, tertip etmek yapmak; uydurmak, kurmak (hikaye, yalan). concoction (i). karışım, tertip; birbiri ile uyuşmayan şeyleri karıştırma.
 
Çeviri concomitant
(s)., (i). bir arada vuku bulan, refakatinde olan, eşlik eden; birlikte bulunan; (i). tabii sonuç. concomitantly (z). aynı zamanda olarak.
 
Çeviri concord
(i). bağdaşma, imtizaç; uygunluk, ahenk; barış geçim; anlaşma, ittifak, ittihat; (gram). uyum; (müz). ses uyumu. Concord grape Kuzey Amerika'ya mahsus iri siyah üzüm.
 
Çeviri concordance
(i). uygunluk, ahenk, uyum, uyuşma; bir kitaptaki bütün kelimelerin metindeki yerini gösteren dizin. concordant (s). uygun, mutabık.
 
Çeviri concordat
(i). antlaşma,muahede; Papa ile hükümet arasında akdolunan antlaşma.
 
Çeviri concourse
(i). toplantı, bir araya gelme; kalabalık, izdiham; bir park içinden geçen araba veya gezinti yolu; istasyon binasındaki hol; atletizm sahası.
 
Çeviri concrescence
(i)., (biyol). beraber büyüme, birleşme.
 
Çeviri concrete
(s)., (i)., (f). maddi; somut, müşahhas; belirli, muayyen; betondan yapılmış; (i). beton; betona benzer herhangi bir karışım; somut bir varlık; (f). bir bütün haline getirmek; beton dökmek; taşlaştırmak; donmak, sertleşmek; somutlaştırmak. reinforced concrete betonarme. concrete mixer betonyer.
 
Çeviri concretion
(i). donmuş madde; (tıb). şiş, taş.
 
Çeviri concubinage
(i). odalık olarak yaşama hali.
 
Çeviri concubine
(i). kapatma, odalık cariye.
 
Çeviri concupiscence
(i). şehvet, cinsel arzu. concupiscent (s). şehevi, nefsani.
 
Çeviri concur
(f). aynı fikirde olmak, mutabık olmak, uymak, razı olmak.
 
Çeviri concurrence
(i). uygun görme, muvafakat; aynı anda vaki oluş; aynı noktaya doğru ilerleyiş. concurrent (s). aynı zamanda vaki olan; uygun, mutabık, birbirine yardımcı olan. concurrently (z). aynı zamanda.
 
Çeviri concuss
(f). darbe vuruşu ile beyne tesir etmek; sarsmak.
 
Çeviri concussion
(i). sarsma; darbe vurma; çarpışma; çarpışma neticesi olan şiddetli sarsıntı; (tıb). sadme.
 
Çeviri condemn
(f). kınamak, ayıplamak; suçlu çıkarmak; mahkum etmek; kullanılamaz diye hüküm vermek; (huk). müsaderesine karar vermek; (A.B.D). istimlâk etmek. condemn to death idama mahkum etmek. condemnable (s). müsadere olunabilir; kınanmaya layık, mahkum edilir.
 
Çeviri condemnation
(i). kınama, ayıplama; kabahatli bulma; suçlu çıkarma; mahkumiyet; (A.B.D). istimlak. condem'natory (s). kınayıcı.
 
Çeviri condensation
(i). kısaltma, özet; (kim)., (fiz). yoğunlaştırma, sıklaştırma, koyulaştırma; buğu.
 
Çeviri condenser
(i). kondensatör, buhar sıkıştırma makinası, tazyik makinası; elektrik kondensatörü ; teksif adesesi.
 
Çeviri condescend
(f). tenezzül etmek, sözde alçak gönüllülük göstermek, Iütfetmek. condescending (s). tenezzül eden. condescen'sion (i). tenezzül.
 
Çeviri condign
(s). Iayık, müstahak (cezaya).
 
Çeviri condiment
(i). (tuz, biber, hardal, salça gibi) yemeğe çeşni veren şey.
 
Çeviri condition
(i). hal, durum, vaziyet; sağlık; şart, kayıt, sınırlama. favorable conditions uygun şartlar. in condition çalışır vaziyette; spor idman içinformunda; in good condition iyi durumda, bozulmamış (olarak). on condition that şartı ile. out of condition işe uygun durumda olmayan ; spor formundan diişmüş olan.
 
Çeviri condition
(f). uygun bir duruma getirmek; şart koşmak, kayıt altına sokmak; bütünleme sınavına tabi tutmak. conditioning machine tavlama makinası, ıslah makinası.
 
Çeviri conditional
(s). (i). şarta bağlı, kayıtlı; (i). ikmal imtihanı. conditional clause şart cümlesi. conditional mood şart kipi. conditional sale şarta bağlı satış. conditionally (z). şartlı olarak.
 
Çeviri conditioned
(s). uygun bir duruma getirilmiş; şarta bağlı. conditioned reflex, conditioned response (psik). şartlı refleks, şartlı davranış. air-conditioned (s). klimatize edilmiş.
 
Çeviri condole
(f).,with ile taziyede bulunmak, kedere ortak olmak. condolatory (s). taziye ifade eden. condolence (i). taziye, başsağlığı. Ietter of condolence taziye mektubu.
 
Çeviri condom
(i). prezervatif.
 
Çeviri condominium
(i). kat mülkiyeti, bir binanın kat sahiplerinin ayrı olması hali; bir üIke üzerinde birkaç devletin ortak hakimiyeti; (Roma huk). ortak malsahipliği.
 
Çeviri condone
(f). göz yummak, kusura bakmamak.
 
Çeviri condor
(i). Güney Amerika'ya mahsus bir çeşit büyük akbaba.
 
Çeviri condottiere
(i). Avrupa'da özellikle 14 ve 15 yüzylllarda prenslerin veya devletlerin hizmetine girmiş paralı askerlerin kumandanı.
 
Çeviri conduce
(f)., to veya toward ile sebep olmak, vesile olmak. conducive (s)., to ile yardım eden, sebep veya vesile olan.
 
Çeviri conduct
(f). davranmak; idare etmek, yürütmek; orkestra idare etmek; refakat etmek, yol göstermek, önderlik etmek; (fiz). nakletmek, geçirmek, iletmek. conduct oneself davranmak.
 
Çeviri conduct
(i). davranış, tavır, hareket; idare. safe-conduct (i). yolculukta emniyet vesikası.
 
Çeviri conductance
(i)., (elek). iletkenlik, nakil kabiliyeti, isal.
 
Çeviri conduction
(i). taşıma, nakletme, isal.
 
Çeviri conductive
(s). iletici, geçirici, iletken, geçirgen, isal edici.
 
Çeviri conductor
(i). kılavuz, önder, lider, şef; (A.B.D). kondoktör, biletçi; orkestra veya koro şefi; müdür, idareci; iletken madde, geçirgen şey. conductor ducts (bot). iletken damarlar. non-conductor (i). iletici olmayan madde, yalıtkan madde.
 
Çeviri conduetivity
(i). iletkenlik.
 
Çeviri conduit
(i). oluk, su yolu, kanal; (elek). cereyan tellerini muhafaza eden boru.
 
Çeviri conduplicate
(s)., (bot). uzunluğuna ortasından bükülmuş (yaprak).
 
Çeviri condyle
(i)., (anat). kondil, kemiğin ucunda olan yumru, lokma.
 
Çeviri condyloid
(s)., (anat). kondiloid, lokmamsı, lokma şeklinde. condyloid process alt çenenin arka tarafında olan yumrumsu tepe.
 
Çeviri cone
(i)., (geom). koni; (mak). koni biçiminde olan makara; koza, kozalak. cone coupling makina şaftlarını bağlayan konik cihaz. cone gear konik dişli. cone pulley konik makara. frustum of a cone kesik koni. ice cream cone dondurma külâhı. truncated cone kesik koni.
 
Çeviri conelrad
(i). radyo dalgalarını casuslara karşı korumak için kullanılan sistem.
 
Çeviri coney
(bak). cony.
 
Çeviri confabulate
(f). sohbet etmek, başbaşa vermek, konuşmak. confabula'tion (i). sohbet.
 
Çeviri confarreation
(i). eski Roma'da erkeğin kadın üzerindeki hâkimiyetinin belirgin olduğu evlilik.
 
Çeviri confect
(f). imal etmek, hazırlamak (reçel, tatlı).
 
Çeviri confection
(i). imâlat, hazırlama; bonbon, şekerleme; (ecza). şeker veya bal ile hazırlanan preparat; konfeksiyon, hazır elbise.
 
Çeviri confectionary, -ery
(i). şekerleme imalathanesi ; şekerleme.
 
Çeviri confectioner
(i). şekerci. confectioner's sugar pudra şekeri.
 
Çeviri confederacy
(i). çeşitli bağımsız devletlerin konfederasyon halinde bir araya gelmeleri, ittifak, birlik; kanunen yasak olan bir fiilin yapılması için çeşitli parti, grup veya kimselerin birlik olmaları. the Confederacy Amerikan iç harbi esnasmda Güney Eyaletlerinin meydana getirdikleri konfederasyon.
 
Çeviri confederate
(s)., (i). müttefik, müttehit, birleşik; (i). suç ortağı. Confederate (s)., (i). Amerikan iç harbi sırasında Güney Eyaletlerinin federasyonuna bağlı olan (kimse).
 
Çeviri confederate
(f). ittifak etmek, ittifak ettirmek, birleşmek, birleştirmek, (bak). federate confederated (s). birleşik, (bak). federated confederation (i). konfederasyon, birleşik devletler, (bak). federation.
 
Çeviri confer
(f). (-red, -ring) bağışta bulunmak, ihsan etmek, vermek, tevcih etmek, tevdi etmek; danışmak, görüşmek, müzakere etmek. I conferred with him on the matter. Meseleyi onunla görüştüm.
 
Çeviri conferee
(i). konferansa katılan kimse; şereflendirilen kimse.
 
Çeviri conference
(i). görüş ve fikir teatisi için toplantı, konferans; kongre; müzakere; verme. in conference toplantıda, meşgul.
 
Çeviri confess
(f). itiraf etmek; ikrar etmek; teyit etmek, doğrulamak teslim etmek; günah çıkartmak; şiir belli etmek. confesedly (z). itiraf kabilinden, teslim ederek.
 
Çeviri confession
(i). itiraf, ikrar, doğrulama, teslim; günah çıkartma. confession of faith iman ikrarı. judicial confession mahkeme önünde yapılan itiraf.
 
Çeviri confessional
(i)., (s). günah çıkartma hücresi; (s). itiraf veya günah çıkartma ile ilgili.
 
Çeviri confessor
(i). günah çıkartan papaz; itiraf eden kimse.
 
Çeviri confetti
(i). konfeti.
 
Çeviri confidant
(i). sırdaş, dert ortağı.
 
Çeviri confide
(f). mahrem olarak söylemek, sır vermek. confide in itimat etmek, emniyet etmek, güvenmek. confide to teslim etmek, emanet etmek, tevdi etmek; sır vermek.
 
Çeviri confidence
(i). güven, emniyet, itimat; mahremiyet, gizlilik; sırdaşlık. confidence game dolandıncılık. confidence man dolandıncı. I have confidence in him. Ona itimadım var. Ona güvenirim. told in confidence mahrem olarak söylenmiş, sır olarak verilmiş.
 
Çeviri confident
(s). emin, inanmış, kani; cüretli, atılgan. confidently (z). güvenle, tereddüt etmeden.
 
Çeviri confidential
(s). mahrem, gizli; güvenilir. confidentially (z). güvenerek; Sır olarak.
 
Çeviri confiding
(s). güvenen, şüphe etmeyen.
 
Çeviri configuration
i şekil, suret, görünüş; gruplaşma; (astr). gezegenlerin birbirlerine oranla yerleri, yıldız kümesi.
 
Çeviri confine
(f). kuşatmak; hapsetmek; evde veya yatakta tutmak; sınırlamak, toplamak, hasretmek. confined (s). sınırlanmış; loğusa halinde.
 
Çeviri confinement
(i). kapanış, hapsedilme; hasta olup evde kalma; loğusalık.
 
Çeviri confines
(i). sınırlar, hudutlar.
 
Çeviri confirm
(f). teyit etmek, kuvvetlendirmek, sağlama bağlamak, tespit etmek, saptamak; geçerli bir hale koymak. confirmed bachelor müzmin bekâr.
 
Çeviri confirmable
(s). teyit olunur, tasdik olunur.
 
Çeviri confirmation
(i). tasdik, teyit, belgeleme, doğrulama; ispat; kilise üyesi olma merasimi.
 
Çeviri confirmative, confirmatory
(s). tasdik anlamında teyit edici (söz, vesika, delil).
 
Çeviri confiscate
(f). müsadere etmek; haczetmek; istimlâk etmek, kamulaştırmak. confisca'tion (i). müsadere, haciz. confis'catory (s) müsadere ve haciz kabilinden.
 
Çeviri conflagration
(i). büyük yangın, yangın felâketi.
 
Çeviri conflation
(i). bir metinde iki varyantın bir arada bulunması.
 
Çeviri conflict
(i). anlaşmazlık, ihtilâf, fikir ayrılığl; çekişme, çarpışma, zıtlaşma; mücadele, uğraşma. conflict of interests menfaat çatışması. conflict of laws kanunş ihtilaf.
 
Çeviri conflict
(f). çekişmek, ..,ile ihtilâfa düşmek; mücadele etmek; zıtlaşmak.
 
Çeviri confluence
conflux (i). kavşak, iki akarsuyun birbirlerine karıştıklarl nokta; kalabalık, izdiham.
 
Çeviri confluent
(s)., (i). birlikte akarak birleşen; (tıb). bir araya birikip karışmış, sık (çıbanlar); (i). birleşmiş akarsulann her biri. confluent smallpox (tıb). yaraları bitişikmiş gibi kabuk bağlayan çiçek hastalığı.
 
Çeviri conform
(f). uydurmak; umuma tabi olmak; to veya with ile uymak: itaat etmek, boyun eğmek.
 
Çeviri conformable
(s). uygun, yerinde, muvafık, benzer, mutabık; boyun eğen.
 
Çeviri conformation
(i). şekil; parçaları bir araya getirme düzeni; uygun olma.
 
Çeviri conformist
(i). geçerli olan fikirlere veya inançlara uyan kimse; toplum kurallarını çiğnemeyen kimse.
 
Çeviri conformity
(i). uygunluk, benzeyiş; biteviyelik. in conformity with mucibince,... e uyarak.
 
Çeviri confound
(f). ,şaşırtmak, zihnini karıştırmak; utandırmak, mahcup etmek karmakarışık bir hale sokmak; kahretmek. confounded (s). şaşırmış; (k).dili Allahın cezası. confusion worse confounded karmakarışık bir vaziyet.
 
Çeviri confraternity
(i). kardeşlik cemiyeti.
 
Çeviri confrere
(i). meslektaş; aynı kurumda çalışan kimse.
 
Çeviri confront
(f). karşı durmak, göğus germek; karşılaştırmak, yüzleştirmek. He confronted me with the problem. Beni mesele ile karşı karşıya bıraktı. confronta'tion (i). yüzleştirme.
 
Çeviri confucius
(i). Konfüçyüs.
 
Çeviri confuse
(f). karıştırmak, karmakarışık etmek ; ayırt edememek; şaşırtmak, zihnini karıştırmak, yanıltmak; utandırmak, mahcupetmek. confusion (i). şaşkınlık, bozulma, karışıklık, düzensizlik; mahcubiyet.
 
Çeviri confutation
(i). tekzip, çürütme (fikir, iddia).
 
Çeviri confute
(f). tekzip etmek, yalanlamak, aksini ispat etmek, (bir iddiayı) çürütmek; (karşısındakini) susturmak.
 
Çeviri conga
(i). Latin Amerika'dan gelmiş olan Kanga dansı ve bunun müziği.
 
Çeviri conge
(i). ayrılma; ayrılma izni; yol verme; eski reverans; (mim). bir çeşit silme.
 
Çeviri congeal
(f). dondurmak, donmak; pıhtılaştırmak, pıhtılaşmak.
 
Çeviri congener
(i). aynı cins, sınıf veya familya üyesi.
 
Çeviri congenial
(s). uygun; cana yakın, hoş.
 
Çeviri congenital
(s). doğuştan olan, fıtri.
 
Çeviri conger
(i)., conger eel mığrı, bir yılanbalığı, (zool). Conger conger.
 
Çeviri congeries
(i)., topluluk ismi yığın, küme, top.
 
Çeviri congest
(f). kalabalık etmek, doldurmak; tıkanmak.
 
Çeviri congested
(s). tıkanık, şişkin; (tıb). kan veya su toplamış, nefes alıp vermede zorluk çeken; tıkanık (yollar).
 
Çeviri congestion
(i). tıkanıklık, izdiham, kalabalık; (tıb). kan toplanması, kan hücumu.
 
Çeviri congestive
(s). kan veya su toplanması ile ilgili.
 
Çeviri conglobate
(f)., (s). küre şekline sokmak; (s). küre şeklinde.
 
Çeviri conglomerate
(s)., (i). küme halinde toplanmış; (i). küme; (tic). holding; (jeol). yığışım, konglomera (taş cinsi).
 
Çeviri conglomeration
(i). karışık birikinti, birbirinden ayrı unsurlardan meydana gelen yığın.
 
Çeviri conglutinate
(f). yapıştırmak; (tıb). kaynaştırmak.
 
Çeviri congo
(i). Kongo nehri. Congo Brazzaville (bak). Zaire. Congo Kinshasa Kongo Kinshasa Kongo'nun başkenti.
 
Çeviri congo eel, congo snake
(zool). yılanbalığı şeklinde küçük ön ayakları olan bir çeşit semender.
 
Çeviri congo red
(kim). asitlerde mavi alkalilerde kırmızı olan ve labaratuvarlada kullanılan bir boya.
 
Çeviri congratulate
(f). tebrik etmek, kutlamak. congrat'ulatory (s). tebrik mahiyetinde. congratula'tion (i). kutlama. CongratulationsI Tebrikler I Tebrik ederim.
 
Çeviri congregate
(f)., (s). toplamak birleştirmek, bir araya getirmek; birleşmek, bir araya gelmek; (s). toplantı ile ilgili, toplanmış.
 
Çeviri congregation
(i). toplama, toplantı; cemaat; (Kat). dinsel örgüt. congregational (s). cemaate ait, idaresi cemaatin elinde olan. congregationalism (i). her cemaati bağımsız sayan kilise idare sistemi.
 
Çeviri congress
(i). kongre, toplantı; meclis; (b.h). özellikle ABD'de Millet Meclisi. congres'sional (s). ABD Millet Meclisine ait. congressman (i). ABD Millet Meclisi üyesi, özellikle Temsilciler Meclisi üyesi.
 
Çeviri congruence
(i). uyma, uygunluk, ahenk congruent (s)., with ile uygun, muvafık, ahenkli; benzer.
 
Çeviri congruity
(i). uygunluk, uyum; (mat). benzeşim.
 
Çeviri congruous
(s). uygun, munasip, yerinde; (mat). benzer.
 
Çeviri conic
(s)., (mat). konik conic section konik kesit eğrisi, konik. conical (s). konik.
 
Çeviri conifer
(i). (çam, fıstık gibi) kozalaklılar familyasından ağaç kozalaklı ağaç. Coni'ferae (i). kozalaklılar. conif'erous (s). kozalak veren, kozalaklı.
 
Çeviri coniine
(i)., (kim). ağılı baldıran ruhu, çok zehirli bir alkaloit.
 
Çeviri conjectural
(s). tahmini, varsayılı,farazi. conjecturally (z). farazi olarak, tahminen.
 
Çeviri conjecture
(i)., (f). varsayı, tahmin, zan, farz; (f). tahmin etmek, zannetmek, farzetmek, tasavvur etmek.
 
Çeviri conjoin
(f). birleştirmek, birleşmek, bitiştirmek, bitişmek, bağlamak; (bak). join.
 
Çeviri conjoint
(s). birleşmiş, ortak. conjointly (z). birleşmiş olarak; (bak). joint, jointly.
 
Çeviri conjugal
(s). evlilik ile ilgili, karıkocalığa ait. conjugal affection karı koca sevgisi. conjugal rights eşlerin birbirlerine karşı haiz oldukları haklar.
 
Çeviri conjugate
(s)., (i). çift olan, birleşmiş birleşik; (mat)., (biyol). karşılıklı; birbirinin yerine geçebilen; (i). birleşik çiftin her biri.
 
Çeviri conjugate
(f)., (gram). çekmek, tasrif etmek: (biyol). birleşmek
 
Çeviri conjugation
(i)., (gram). fiil çekimi, tasrif; (biyol). birleşme.
 
Çeviri conjunct
(s). birleşmiş, bitişik, ortak, müşterek.
 
Çeviri conjunction
(i). birleşme; aynı zamanda vaki olma, rastlantı, tesadüf; (gram). bağlaç; (astr). konjonksiyon. in conjunction with ile bir arada, birlikte.
 
Çeviri conjunctiva
(i)., (anat). konjonktiv, göz küresini göz kapaklarıyla birleştiren ince zar.
 
Çeviri conjunctive
(s)., (i). bitiştiren, birleştiren; birleşik; (i)., (gram). bağlaç, atıf edatı.
 
Çeviri conjunctivitis
(i)., (tıb). konjonktivit, konjonktiv iltihabı.
 
Çeviri conjuncture
(i). çeşitli olay veya işlerin bir araya gelmesi; kritik durum, buhran, kriz.
 
Çeviri conjuration
(i). büyü, sihir, sihirbazlık; ruh çağırma.
 
Çeviri conjure
(f). büyü yoluyla (ruh veya cin) çağırmak. conjure up büyü kuvvetiyle meydana koymak ; zihinde bir fikir veya hayal uyandırmak; bir yolunu bulmak. conjuror, -er i sihirbaz, büyücü, hokkabaz.
 
Çeviri conjure
(f). yalvarmak, rica etmek. conjuror, -er (i). rica eden kimse; ortak bir ant ile bağlı olan kimse.
 
Çeviri conk
(i)., (f)., argo kafa; burun; (f). başına vurmak. conk out (k).dili birden stop etmek; argo aniden çökmek.
 
Çeviri connate
(s). doğuştan olan, fıtri; aynı asıldan, bir soydan gelen, aynı tabiatta olan; (biyol). bitişik.
 
Çeviri connatural
(s). doğuştan, fitri, tabii; (bak). natural.
 
Çeviri connect
(f). bağlamak, raptetmek, bitiştirmek, birleştirmek; aralarında ilgi kurmak; birleşmek, bağlı olmak, bağlanmak; (A.B.D).,'(k).dili topa vurmak;(A.B.D)., (k).dili başarmak. connecting link halka; (iki şey arasındaki) bağlantı, ilgi. connecting rod piston kolu.
 
Çeviri connection, connexion
(i). bağlantı, irtibat, ilgi, alâka, ilişki, münasebet; çevre, muhit; bağ, rabıta; akrabalık, hısımlık, dostluk; siyasi veya dini çevre; cinsel ilişki; argo uyuşturucu madde tedarik eden kimse. connection by marriage hısımlık, dünürIük. business connections iş veya ticaret münasebetleri. close connections sıkı ilişkiler; yolculukta bir taşıttan inip hemen diğerine yapılan aktarma. cut the connection bağlantıyı kesmek, irtibatı kesmek. family connections akrabalar in this connection bu münasebetle, bu hususta.
 
Çeviri connective
(s). rapteden, bağlayan. connective tissue (anat). bağ doku.
 
Çeviri connexion
(bak). connection.
 
Çeviri conning tower
harp gemilerinde kumanda kulesi.
 
Çeviri conniption
(i)., (k).dili isteri nöbeti.
 
Çeviri connivance
(i). göz yumma; suç ortaklığı.
 
Çeviri connive
(f)., at veya in ile suç işlenmesine göz yummak, görmezlikten gelmek; gizlice anlaşmak, suç ortağı olmak. We connived together in the plot. Komployu beraber hazırladık.
 
Çeviri connivent
(s)., (biyol). birbirine yaklaşmış, yaklaşan.
 
Çeviri connoisseur
(i). ehil, erbap, bir işten anlayan kimse, mütehassıs, uzman.
 
Çeviri connote
(f). akla getirmek, anlamına gelmek, demeye gelmek, göstermek, ifade etmek. connotation (i). bir şeyin sözlük anlamının yanı sıra akla getirdiği kavram, çağrışım. connotative (s). çağrışım meydana getiren.
 
Çeviri connubial
(s). evlilikle ilgili, karıkocalığa ait.
 
Çeviri connubial
(s). evlilikle ilgili, karıkocalığa ait.
 
Çeviri conoid
(s)., (i). konik (şekil).
 
Çeviri conquer
(f). fethetmek, zaptetmek; galip gelmek, zafer kazanmak, yenmek. conqueror (i). fatih.
 
Çeviri conquest
(i). fetih, zapt; zafer; kazanılmış şey veya kimse.
 
Çeviri conquistador
(i)., (isp). 16. yüzyılda Meksiko veya Peru fatihlerinden herhangi biri.
 
Çeviri consanguineous
(s). aynı soydan, aynı kandan, akraba.
 
Çeviri consanguinity
(i). kan akrabalığı,aynı soydan gelme.
 
Çeviri conscience
(i). vicdan; vicdanlılık. conscience clause vicdana riayet etmek şartıyla manasında bir ant veya kanuna ilâve edilen cümle. conscience money vicdanı rahatlatmak için verilen para. conscience-smitten (s). vicdanı azap içinde olan. clear conscience vicdan rahatlığı. guilty conscience vicdan azabı. in all conscience vicdanen ; mutlaka. on one's conscience vicdanını rahatsız eden.
 
Çeviri conscientious
(s). vicdanlı,vicdan sahibi, dürüst, insaflı; dikkatli; çalışkan. conscientious objector (kıs CO) vicdani ve dini inançlarına aykırı olduğunu ileri sürerek askerlik hizmetini ifa etmeyi reddeden kimse. conscientiously (z). vicdani olarak; dikkatle.
 
Çeviri conscionable
(s). vicdana uygun, dürüst, âdil.
 
Çeviri conscious
(s). bilinçli, şuurlu, vukuflu, müdrik, farkında olan; uyanık. self-conscious (s). mahcup, sıkılgan. consciously (z). bile bile, bilinçle, şuurla.
 
Çeviri consciousness
(i). bilinç, şuur; idrak, anlayış, akıl, his, vukuf. stream-of -consciousness (edeb). bilinçaltı akımı.
 
Çeviri conscript
(f). kur'a neferi kaydetmek, askere çağırmak.
 
Çeviri conscript
(s)., (i). askere alınmış; (i). askere alınmış nefer, kur'a neferi.
 
Çeviri conscription
(i). askere çağırma; mecburi askerlik.
 
Çeviri consecrate
(f). takdis etmek; tanrıya adamak , vakfetmek, hasretmek, tahsis etmek.
 
Çeviri consecration
(i). takdis ve tahsis merasimi; kendini adama, vakfetme, takdis, tahsis, ithaf.
 
Çeviri consecution
(i). birbirini takip etme, peşpeşe olma; dizi.
 
Çeviri consecutive
(s). birbirini takip eden, ardıl; (mat). ardışık.
 
Çeviri consensual
(s)., (huk). tarafların rızasıyla gayri resmi surette akdedilmiş (mukavele); (biyol). bilinçli hareketlerin uyardığı içgüdüsel ve tepkisel hareketleri belirten; (psik). his veya şuurla beraber giden gayri ihtiyari (hareket).
 
Çeviri consensus
(i). fikir veya oy birliği, umumun fikri; (biyol). uzuvların ahenkle işlemesi.
 
Çeviri consent
(f). muvafakat etmek, razı olmak, kabul etmek.
 
Çeviri consent
(i). rıza, muvafakat, uygun bulma; ittifak, oy birliği. by common consent umumun rızasl ile. Silence gives consent. Sükut ikrardan gelir. with one consent hep birden.
 
Çeviri consentaneous
(s). aynı fikirde, mutabık.
 
Çeviri consentient
(s). razı, muvafık birbirine uygun.
 
Çeviri consequence
(i). sonuç, netice, akibet; eser, semere; ehemmiyet, önem. in consequence of neticesinde, sebebiyle. of no consequence önemsiz. take the consequences cezasını çekmek.
 
Çeviri consequent
(s). (i). neticesi olan; bağlı, tabi; takip eden; (jeol). toprağın asıl meyline göre akan; (i)., (man). istidlâl, netice, istintaç; (mat). bir oranın ikinci rakamı.
 
Çeviri consequential
(s). önemli ehemmiyetli, kibirli, azametli; neticesinde meydana gelen , -den çıkan. consequentially (z). netice itibariyle.
 
Çeviri consequently
(z). netice olarak, binaenaleyh, bu sebeple.
 
Çeviri conservancy
(i). koruma; (ing). doğal kaynakları koruma teşkilâtı.
 
Çeviri conservation
(i). koruma, muhafaza, himaye, koruyuculuk; doğal kaynakları koruma (orman, toprak,, yabani hayvanlar). conservation of energy (fiz). kudretin baki kalması. conservation of matter (fiz). maddenin baki kalması. conservationist (i). doğal kaynakları koruma taraflısı kimse.
 
Çeviri conservative
(s)., (i). tutucu, muhafazakâr; ıIımlı, mutedil; (i). tutucu kimse; koruyucu madde. Conservative (i). (ingilterede) Muhafazakar Parti üyesi.
 
Çeviri conservatoire,conservatory
(i). konservatuvar, müzik ve tiyatro okulu.
 
Çeviri conservatory
(i). Iimonluk.
 
Çeviri conserve
(i). reçel, konserve.
 
Çeviri conserve
(f). korumak, muhafaza etmek; şeker ile muhafaza etmek, konserve yapmak.
 
Çeviri consider
(f). düşünmek; göz önünde tutmak; üzerinde düşünmek; mütalaa etmek, dikkate almak; saymak, hürmet etmek; merhamet etmek ; farz etmek. all things considered enine boyuna düşünülürse. not worth considering kale alınmaz, lafını etmeye değmez.
 
Çeviri considerable
(s)., (i). önemli, hatırı sayılır ; büyük, hayli, fazla, (i)., ABD, (k).dili fazla miktar. considerably (z). epeyce, oldukça.
 
Çeviri considerate
(s). düşünceli, saygılı, hürmetkar; nazik.
 
Çeviri consideration
(i). saygı, düşünce; gözönüne alma; karşılık, bedel; önem, ehemmiyet; itibar, saygınlık; (huk). borsada verilen pey akçesi. for a consideration para mukabilinde. in consideration of sebebiyle, itibariyle, hasebiyle; karşılığında. take into consideration göz önünde bulundurmak, hesaba katmak, düşünmek. under consideration gözden geçirilmekte, tetkik edilmekte.
 
Çeviri considering
edat hasebiyle, göre, nazaran, göz önünde tutulursa.
 
Çeviri consign
(f). göndermek, tahsis etmek, vermek, teslim etmek, tevdi etmek, emanet etmek. consignee (i). kendisine mal gönderilen kimse. consignment (i). mal gönderme, sevkiyat; gönderilen mal. on consignment konsiye olarak.
 
Çeviri consist
(f)., of ile ibaret olmak, -den meydana gelmek, mürekkep olmak; in ile içine almak, havi olmak.
 
Çeviri consistency
(i). bağlılık tutarlık, uyum, ahenk; yoğunluk, kesafet, kıvam, koyuluk.
 
Çeviri consistent
(s). birbirine uygun, aralarında mutabakat olan, birbirini tutan, insicamlı,tutarlı. consistently (z). devamlı olarak, mütemadiyen.
 
Çeviri consistory
(i). kilise idare heyeti; Papanın başkanlığındaki kardinaller kurulu.
 
Çeviri consociate
(f). ortak olmak.
 
Çeviri consociate
(s)., (i). ortak, müşterek, beraber çalışan; (i). arkadaş, ortak, refik. consocia'tion (i). beraber çalışma.
 
Çeviri consolable
(s). tesellisi mümkün.
 
Çeviri consolation
(i). teselli, avunç; teselli vesilesi veya sebebi. consolation prize teselli mükâfatı.
 
Çeviri consolatory
(s). teselli edici.
 
Çeviri console
(f). teselli etmek, avundurmak. be consoled avunmak.
 
Çeviri console
(i). konsol; radyo kasası; (mim). balkonlann altına konulan süslü destek, dirsek; (müz). orgun tuşlarını havi kısım. console mirror konsol aynası. console table konsol.
 
Çeviri consolidate
(f). birleştirmek, birleşmek; pekiştirmek, pekişmek, takviye etmek, saglamlaştırmak; (tic). konsolide etmek. consolidated debts (tic). konsolide borçlar, vadesi uzatılmış borçlar. consolidated school (A.B.D). ve Kanada'da birkaç mahallenin çocuklarının gittiği okul.
 
Çeviri consolidation
(i). birlik, birleşme, birleştirme, sağlamlaştırma, takviye; borçları birleştirme.
 
Çeviri consols
(i)., (ing). devlet tahvilâtı.
 
Çeviri consomme
(i)., (Fr). konsome, et suyu.
 
Çeviri consonance
(i). uygunluk, uyum, ahenk, mutabakat; (müz). ses uygunluğu; (fiz). titreşim uygunluğu.
 
Çeviri consonant
(i)., (s). konson, sessiz harf; (s)., to veya with ile uygun; aynı seslere sahip olan, ahenkli.
 
Çeviri consort
(i). arkadaş; eş, karı, koca; (den). yoldaş gemi; eski birleşme, ahenkli olma. prince consort hükümdarlık eden kraliçenin kocası. queen consort kralın karısı.
 
Çeviri consort
(f)., with ile arkadaşlık etmek; uymak muvafakat etmek; birleşmek, arkadaş olmak.
 
Çeviri consortium
(i). konsorsiyum; (huk). erkek veya kadının evlilikteki hakları.
 
Çeviri conspectus
(i). taslak, umumi plan; özet, hulâsa.
 
Çeviri conspicuous
(s). göze çarpan, aşikâr, bariz, dikkati çeken.
 
Çeviri conspiracy
(i). fesat maksadı ile yapılan gizli anlaşma, suikast; (huk). fesat tertibi.
 
Çeviri conspirator
(i). suikastçı.
 
Çeviri conspire
(f). fesat maksadı ile gizli ittifak yapmak, suikast hazırlamak; elbirliği ile çalışmak; anlaşmak.
 
Çeviri constable
(i)., (ing). kraliyet surlarının muhafızı veya valisi; polis; jandarma. Chief Constable (ing). bir vilâyetin polis müdürü. special constable geçici polis memuru.
 
Çeviri constabulary
(s)., (i). polise ait; (i). polis teşkilâtı, zabıta kuvveti; jandarma.
 
Çeviri constancy
(i). sadakat; değişmezlik, sabitlik.
 
Çeviri constant
(s)., (i). değişmez; sürekli, devamlı, sabit, daimi; sadık; (i). sabit olan şey; (mat). konstant, sabite. constantly (z). daima, hiç durmadan, biteviye.
 
Çeviri constantinople
(i). istanbulun eski ismi, Bizans, Kostantinya, Dar-i Saâdet, Asitane..
 
Çeviri constantsa, constanta
(i). Köstence.
 
Çeviri constellation
(i)., (astr). takımyıldız, burç.
 
Çeviri consternation
(i). şaşkınlık, hayret, korku, dehşet.
 
Çeviri constipate
(f)., (tıb). kabzetmek, inkıbaz vermek, sıkmak. constipa'tion (i). inkıbaz, peklik.
 
Çeviri constituency
(i). bir seçim bölgesindeki seçmenler; seçime iştirak edenler; seçimle ilgili olanlar; seçim bölgesi.
 
Çeviri constituent
(s)., (i). bileşiği meydana getiren; seçme hakkı olan: anayasayı değiştirme yetkisi olan;(i). seçmen; öğe, unsur.
 
Çeviri constitute
(f). teşkil etmek; meydana getirmek , kurmak, tesis etmek, terkip etmek; tayin etmek, atamak.
 
Çeviri constitution
(i). anayasa; tüzük, nizamname; beden yapısı, bünye; huy, yaradılış, tıynet; yapı; bileşim, terkip.
 
Çeviri constitutional
(s)., (i). anayasa ile ilgili, anayasaya uygun; sıhhi; bünyevi, yapısal; (i). sağlık için yapılan jimnastik veya yürüyüş. constitutionally (z). anayasaya göre; mizaç itibariyle. constitutional'ity (i). anayasaya uygunluk. constitutionalism (i). meşrutiyet taraftarlığı; meşrutiyet.
 
Çeviri constitutive
(s). kuran, teşkil eden, esas; anayasayı veya nizamnameyi hazırlamaya yetkili.
 
Çeviri constrain
(f). zorlamak, mecbur etmek, mecbur tutmak, zorla yaptırmak; bağlamak, sınırlamak, tahdit etmek; menetmek; zaptetmek. constrained (s). zorlanmış; yapmacık, suni.
 
Çeviri constraint
(i). sınırlama, tahdit; sıkıntı.
 
Çeviri constrict
(f). sıkmak, sıkıştırmak, büzmek, daraltmak. constriction (i). sıkma, büzme; boğaz, dar geçit. constrictive (s). sıkıcı, büzücü. constrictor (i)., (anat). sıkıcı adale; (zool). avını sıkarak öldüren yılan. boa constrictor boa yılanı.
 
Çeviri construct
(f). yapmak, bina etmek, kurmak, tertip etmek; geometrik olarak çizrnek, resmetmek.
 
Çeviri construct
(i). yapılan şey, bina edilen şey; (psik). daha basit izlenimlerden oluşan karmaşık bir eğilim.
 
Çeviri construction
(i). inşaat, yapı; inşa tarzı; yorumlama, tefsir; (gram). yapı, inşa, tertip; geometrik şeklin çizilişi, çizim. construction drawing proje çizimi. bear a construction belli bir anlam taşımak.
 
Çeviri constructionist
(i). kanun tefsircisi.
 
Çeviri constructive
(s). yapıcı, müspet, olumlu; yapısal; (huk). kanunen var sayılan.
 
Çeviri constructor, -ter
(i). inşaat müteahhidi, inşaatçı; yapan kimse.
 
Çeviri construe
(f). mana vermek, yorumlamak, tefsir etmek, anlamak; gramer kurallarınagöre cümle kurmak; cümleyi tahlil etmek.
 
Çeviri consubstantial
(s). özleri bir olan, aynı tabiattan. consubstantial'ity (i). cevher birliği.
 
Çeviri consubstantiate
(f). aynı cevherle birleştirmek; aynı esasa dayandığını farz etmek.
 
Çeviri consuetude
(i). örf, adet, alışkanlık, itiyat. consuetu'dinary (s). mutat, alışılagelen.
 
Çeviri consul
(i). konsolos; (eski Roma'da) konsül. consul general başkonsolos. vice consul konsolos muavini. consular (s). konsolosa ait ; konsüle ait. consular agent fahri konsolos. consulate (i). konsolosluk, konsoloshane.
 
Çeviri consult
(f). danışmak, baş vurmak, müracaat etmek, sormak; göz önünde tutmak, hesaba katmak; istişare etmek. consultant (i). müşavir, danışman, rehber.
 
Çeviri consultation
(i). danışma, müzakere, istişare; konsültasyon. consul'tative (s). istişari; müşavirlikle ilgili.
 
Çeviri consulting
(s)., (i). müşavirlik eden, danışman olan; (i). danışma. consulting room muayene odası.
 
Çeviri consumable
(s). tüketilir, istihlâk edilir, yanması mümkün; sarfolunur, kullanılır.
 
Çeviri consume
(f). tüketmek, istihlâk etmek; yakıp yok etmek, çürütmek, bitirmek; israf etmek, ziyan etmek; sarfetmek; yemek, yutmak; tükenmek, istihlâk edilmek, yanmak, uçmak; ziyan edilmek, israf edilmek. consumed with jealousy kıskançlıktan deliye dönmüş.
 
Çeviri consumedly
(z). çok fazla, yanarcasına.
 
Çeviri consumer
(i). tüketici, müstehlik; sarfeden kimse. consumer goods tüketim maddeleri. consumers' cooperative tüketim kooperatifi.
 
Çeviri consummate
(s). tam, mükemmel. consummately (z). mükemmelen.
 
Çeviri consummate
(f). tamamlamak, ikmal etmek. consummate a marriage nikâhtan sonra cinsel temas yolu ile izdivacı tamamlamak. consumma-tion (i). ikmal, itmam, yerine getirme; iyi sonuç.
 
Çeviri consumption
(i). tüketim, istihlak; yok etme; (tıb). verem.
 
Çeviri consumptive
(s)., (i). tüketilecek; (tıb)., eski vereme tutulmuş; (i). veremli kimse.
 
Çeviri cont
(kıs). contents, continent, continue.
 
Çeviri contact
(i). temas, değme, değiş, sürtünme, dokunma; ilişki, münasebet; görüşme; (elek). bağlantı; (tıb). bulaşıcı hastalık nakledebilen kimse, portör. contact flight (hav). görerek uçuş. contact lens kontakt mercek. contact print foto. negatif ebadırda basllan resim. in contact with ile temas halinde.
 
Çeviri contact
(f). temas etmek, dokunmak; (k).dili ile konuşmak.
 
Çeviri contagion
(i)., (tıb). sirayet, bulaşma, geçme; bulaşıcı hastalık; kötü tesir.
 
Çeviri contagious
(s)., (tıb). bulaşıcı, bulaşkan, sâri; mikroplu, zehirli; yayılan. contagious laughter herkesi coşturan gülme.
 
Çeviri contain
(f). kapsamak, içine almak, ihtiva etmek, havi olmak, şamil olmak; sınırlamak, tahdit etmek; kontrol altma almak. container (i). (sandık, varil, şişe gibi) kap; yük gemisine yükletilecek iri sandık veya mavna. container ship yükü iri sandıklarda veya portatif mavnalar içinde taşıyan gemi.
 
Çeviri contaminate
(f). bulaştırmak; geçirmek (hastalık, mikrop, pislik); lekelemek, kirletmek. contamina tion (i). bulaştırma; pislik.
 
Çeviri contemn
(f). hor görmek, küçük görmek, adam yerine koymamak.
 
Çeviri contemplate
(f). düşünmek, düşünüp taşınmak; niyetinde olmak, tasarlamak; seyretmek.
 
Çeviri contemplation
(i). tefekkür, düşünme; tasarlama; dalgınlık. in contem plation of düşüncesiyle,...ihtimalini göz önünde tutarak.
 
Çeviri contemplative
(s). dalgın, düşünceye dalmış.
 
Çeviri contemporaneous
(s). çadaş, muasır; aynı zamanda vaki olan.
 
Çeviri contemporary
(s). çağdaş, muasır; aynı yaşta olan; günümüze ait. contemporary with ile çağdaş.
 
Çeviri contempt
(i). küçük görme, hor görme, yukandan bakma; hürmetsizlik; zillet, ayıp; (huk). bilerek kurallara karşı gelme. contempt of court (huk). mahkemeye itaatsizlik. beneath contempt hor görmeye bile değmez. Familiarity breeds contempt. Fazla samimiyet hürmetsizlik doğurur. hold in contempt hakir görmek, hor görmek.
 
Çeviri contemptible
(s). aşağıllk, alçak, rezil.
 
Çeviri contemptuous
(s). hakir gören, hor gören, kibirli.
 
Çeviri contend
(f). çarpışmak, çekişmek, uğraşmak, mücadele etmek; iddia etmek, ileri sürmek, münakaşa etmek.
 
Çeviri content
(i). muhteva, içerik, esas, öz, gerçek anlam; (çoğ). içindekiler, muhteviyat; hacim, istiap. cubic contents kübik hacim.
 
Çeviri content
(s)., (i). hoşnut, memnun, razı; (i). memnuniyet, rahatlık, rıza, hoşnutluk, tatmin; (ing). Lordlar Kamarasında olumlu rey.
 
Çeviri content
(f). memnun etmek, hoşnut etmek, tatmin etmek. contented (s). halinden memnun, rahat, tatmin olunmuş.
 
Çeviri contention
(i). kavga, çekişme, mücadele, münakaşa; rekabet.
 
Çeviri contentious
(s). kavgacı, daima çekişen; ihtilâflı, çekişmeli; (huk). davaya ait.
 
Çeviri contentment
(i). memnuniyet, kanaat, rahatllk, gönül hoşluğu.
 
Çeviri conterminous
(bak). coterminous.
 
Çeviri contest
(f). karşı koymak, muhalefet etmek, itiraz etmek. contest with, contest against (bir kimse ile) mücadele etmek, çekişmek. contestable (s). münakaşa edilebilir,itiraz kaldırır. contested election yeterinden fazla aday bulunan seçim; (A.B.D). itiraz edilen seçim.
 
Çeviri contest
(i). müsabaka; mücadele, çekişme; tartışma, münakaşa; iddia, bahse tutuşma.
 
Çeviri contestant
(i). yarışmacı; bir seçimin sonucuna itiraz eden kimse.
 
Çeviri context
(i). sözün gelişi, bir söz veya davranışa anlam kazandıran içinde vuku bulduğu şartlar; şartlar ve çevre. contex,tual (s). sözün gelişine ait.
 
Çeviri contexture
(i). yapı, içyapı, bünye; düzen, tertip.
 
Çeviri contiguity
(i). hemhudutluk; yekpare bir saha veya kütle.
 
Çeviri contiguous
(s). bitişik, hemhudut.
 
Çeviri continence
(i). itidal, ılımlılık, öIçüIüIük, kendini tutma.
 
Çeviri continent
(i). kıta, anakara. the Continent Avrupa kıtası (ingiltere hariç) the dark Continent Afrika.
 
Çeviri continent
(s). ıIımlı, mutedil; ölçülü, kendine hâkim; iffetli.
 
Çeviri continental
(s). kıtasal; (b.h). Avrupa kıtasına ait; (b.h)., (s)., (i). (Amerikan istiklâl Harbinde) ihtilâlcilere ait (asker, meclis, değersiz para). continental climate kara iklimi. Continental Congress (A.B.D). 1774 ile 1781 yılları arasmdaki Amerikan milli meclisine verilen isim. continental divide bir kıtayı taksim eden su bölümü hattı. continental drift kıtaların yavaş yavaş kayıp yerlerini değiştirmesi. continental shelf kıtanın deniz suları altında kalan kısmı. not worth a continental beş para etmez.
 
Çeviri contingence
(i). bitişme, temas, değme.
 
Çeviri contingency
(i). ihtimal; beklenmedik olay. contingency fund bir bütçede beklenmedik ihtiyaçlara karşı ayrılan para.
 
Çeviri contingent
(i). ihtimal; olay, rastlantı; grup, asker grubu.
 
Çeviri contingent
(s). henüz belli olmayan sebeplere dayanan, şarta bağlı. contingent on dayanarak, bağlı; (huk). vuku bulup bulmayacagı şüpheli olan vakaya tabi.
 
Çeviri continual
(s). sürekli, ardı arkası kesilmez, daimi, mütemadi; sık sık. continually (z). mütemadiyen.
 
Çeviri continuance
(i). devam, süreklilik; (huk). talik, erteleme.
 
Çeviri continuant
(i)., (dilb). (f, v, s, r gibi) uzatılabilen ünsüz.
 
Çeviri continuation
(i). devam, devam etme, sürme; uzatma, temdit.
 
Çeviri continue
(f). devam etmek, sürmek; dayanmak; kalmak; üstünde durmak, ısrar etmek; uzatmak, temdit etmek; (huk). tehir etmek.
 
Çeviri continuity
(i). devamlıIık, süreklilik, ardı arkası kesilmeyiş; program metni; detaylı senaryo.
 
Çeviri continuous
(s). devamlı, sürekli, fasılasız. continuously (z). mütemadiyen.
 
Çeviri continuum
(i). değişmez ve arası kesilmez şey, bölünmemiş şey; (mat). sürekli dizi.
 
Çeviri contort
(f). burmak, bükmek, eğmek, çarpıtmak. contorted (s). buruşuk, bükük. contortion (i). burulma, bükülme, eğilme. contortionist (i). vücudunu türlü şekillere sokan akrobat.
 
Çeviri contour
(i)., (f). dış hatlar, çevre, şekil; (haritada) tesviye hattı, yatay sınır, düzey çizgisi; (f). şeklini meydana getirmek; düzenini takip etmek. contour line eşyükselti çizgisi. contour map düzey haritası.
 
Çeviri contra
önek karşı, zıt, aksi.
 
Çeviri contraband
(s)., (i). ithal veya ihracı yasaklanmış; (i). kaçak mal. contraband of war tarafsız bir ülkenin, harpte taraflardan birine sattığı kaçak harp malzemesi.
 
Çeviri contrabass
(i)., (müz). kontrbas.
 
Çeviri contraception
(i). gebelikten korunma. contraceptive (s)., (i). gebeliği önleyici (hap veya alet).
 
Çeviri contract
(i). anlaşma, mukavele, akit, kontrat; anlaşma metni, mukavelename; briç karar verilen oyun. on contract mukaveleli, anlaşmalı, mukavele ile. contract bridge briç oyunu.
 
Çeviri contract
(f). kasmak, kasılmak, daraltmak, kısaltmak, büzmek; buruşturmak,çatmak (kaş); yakalanmak, almak, duçar olmak (hastalık); anlaşma veya mukavele yapmak; ilişki kurmak.
 
Çeviri contracted
(s). kasılmış, çekilmiş, büzülmüş, kısalmış; pazarlığı edilmiş.
 
Çeviri contractile
(s). kasılabilir, büzülür, kısalır.
 
Çeviri contraction
(i). çekilme, büzülme, kısalma; doğum esnasında rahim adalelerinin gerilmesi; (gram). bir veya birkaç harfin atılması ile yapllan kısaltma; bu şekilde kısaltılmış kelime.
 
Çeviri contractive
(s). kasılabilir, büzüIür, kısalır; çeker, büzer.
 
Çeviri contractor
(i). müteahhit, mukavele yapan kimse; kasan şey, kısaltan şey daraltan şey büzen şey, çeken şey.
 
Çeviri contractual
(s). mukaveleden doğan; mukavele kabilinden, mukaveleye ait, anlaşmaya dair.
 
Çeviri contradict
(f). yalanlamak, tekzip etmek, aksini iddia etmek; karşı olmak, tezat teşkil etmek.
 
Çeviri contradiction
(i). aykırılık, çelişme; yalanlama. a contradiction in terms sözlerde çelişme.
 
Çeviri contradictory
(s). inkâr ve tekzip manasında; aykırı.
 
Çeviri contradistinction
(i). fark, zıt oluş, aksi. in contradistinction to -in aksine olarak.
 
Çeviri contradistinguish
(f). zıddı ile tefrik etmek, ayırmak.
 
Çeviri contrail
(i). jet uçaklannın bazan yüksek irtifada uçarken arkalarında bıraktıkları beyaz çizgi.
 
Çeviri contraindicate
(f)., (tıb). hastalığın mutat tedavisini tatbik etmenin münasip olmadığına delalet etmek. contraindica'tioni , (tıb). kontraendikasyon.
 
Çeviri contralto
(i)., (s). kontralto; (s). kontralto ile ilgili veya ona ait.
 
Çeviri contraposition
(i). karşı koyma; zıtlık.
 
Çeviri contraption
(i)., (k).dili belirli bir iş için kurulan mekanizma, tertibat; şey.
 
Çeviri contrapuntal
(s)., (müz). kontrpuana ait , iki veya daha çok sayıda melodinin bir arada çalınmasından meydana gelen; )bak). counterpoint.
 
Çeviri contrariety
(i). aksilik, zıtlık, tezat.
 
Çeviri contrariwise
(z). bilakis, aksine; ters istikamete.
 
Çeviri contrary
(s)., (i)., (z). ters, karşı, muhalif, aksi, zlt, aykırı; nahoş; aksi istikamette olan; (man). mütenake; (i). aksi ters; (z). aksine. contrary child inatçı çocuk. evidence to the contrary aksini ispat. on the contrary aksine, bilakis. to the contrary.. rağmen. contrarily (z). aksine, bilâkis. contrariness (i). inatçılık.
 
Çeviri contrast
(f). aradaki farkı göstermek üzere karşılaştırmak, mukabele etmek, birbirinin zıddı olmak, tezat teşkil etmek, tezat göstermek, benzememek.
 
Çeviri contrast
(i). tezat, zıtlık, fark ayrılık; tefrik; (fotoğrafta) açık ve koyu kısımlar arasındaki fark. contrasty (s)., (foto). açık ve koyu kısımlar arasında tezat olan.
 
Çeviri contravallation
(i),, (ask). kuşatan ordu tarafından kazılan hendekler hattı.
 
Çeviri contravene
(f). karşı gelmek, muhalefet etmek; itiraz etmek; bozmak, ihlâl etmek.
 
Çeviri contravention
(i). kanuna ve nizama karşı koyma ihlâl; mâni olma. in contravention of hilâfında, ragmen.
 
Çeviri contredanse
(i). halk oyunu.
 
Çeviri contretemps
(i). gaf, pot; insanı mahcup eden veya zor duruma düşüren bir olay.
 
Çeviri contribute
(f). bağışlamak, teberru etmek, iane vermek; katkıda bulunmak. contribute to yardım etmek, iştirak etmek; (gazeteye) yazı vermek. contributor (i). veren kimse, yardım eden kimse, katkıda bulunan kimse; dergi veya gazeteye yazı yazan kimse.
 
Çeviri contribution
(i). yardım, bağış, muavenet, iane; makale, yazı; (tic). vergi, mükellefiyet; aidat, prim; müştereken mesul olanlardan birinin hissesini vermesi hali.
 
Çeviri contributory
(s). yardımcı, iştirakçı; to ile dolaylı olarak sebep olan, katkıda bulunan. contributory negligence (huk). bir kaza vukuunda kazazedenin kısmen suçlu olması.
 
Çeviri contrite
(s). pişman, nadim, tövbekâr. contrition (i). pişmanlık, nedamet.
 
Çeviri contrivance
(i). tertip, tertibat, icat; mekanizma; gizli plan, entrika.
 
Çeviri contrive
(f). kurmak, tertip etmek, düşünmek, icat etmek, yolunu bulmak, bir yol aramak. contrive to do uydurmak, becermek, başarmak. contrived (s). yapmacık, suni.
 
Çeviri control
(i). idare; idare etme, hâkim olma , hâkimiyet, egemenlik; spiritualizmde medyumu hareket ettiren ruh; istenilmeyen bir şeyin etkisini azaltacak program ve tedbir; (çoğ). kumanda cihazları, kontrol kolları ve düğmeleri. control group deney yapılan grupla karşılaştırmak üzere normal halde bırakılan grup. control tower (havaalanında) kumanda kulesi. birth control doğum kontrolu. flood control sel felâketine karşı tedbir.
 
Çeviri control
(f). (-led, -ling) idare etmek, hâkim olmak. controllable (s). idare edilebilir.
 
Çeviri controller
(i). idare eden kimse veya alet, regülatör; muhasebeci, murakıp, kontrolör bütçeye göre ödeme musaadesi vermeye yetkili şahıs.
 
Çeviri controversial
(s). ihtilâflı, çekişmeli; münakaşa edilebilir.
 
Çeviri controversy
(i). tartışma, münakaşa, munazara, ihtilâf, çekişme, mücadele.
 
Çeviri controvert
(f). tekzip etmek, yalanlamak; itiraz etmek; aksini ispat etmek.
 
Çeviri contumacious
(s). inatçı, asi, itaatsiz.
 
Çeviri contumacy
(i). hor görürcesine itaatsizlik; serkeşlik; inat, inatçılık.
 
Çeviri contumely
(i). hakaret, tahkir, küfür.
 
Çeviri contuse
(f). berelemek, ezmek. contusion (i). ezik, bere, çürük.
 
Çeviri conundrum
(i). cevabı kelime oyununa dayanan bir çeşit bilmece.
 
Çeviri conurbation
(i). şehirlerin genişleyip birleşmesi.
 
Çeviri convalesce
(f). nekahet devresinde olmak, iyileşmek. convalescence (i). nekahet. convalescent (s)., (i). nekahet devresi ile ilgili; (i). nekahet halindeki kimse.
 
Çeviri convection
(i)., (fiz). bir gaz veya sıvının ısınarak hafifleyip yükselmesi ve başka bir yerde soğuyup ağırlaşarak aşağı inmesi.
 
Çeviri convenance
(i). geleneğe uygunluk, yakışıklık; (çoğ). terbiye icabı olan şeyler, adap.
 
Çeviri convene
(f). toplamak; (huk). mahkemeye celbetmek ; toplanmak, bir araya gelmek.
 
Çeviri convener
(i). grupu toplantıya çağırıp oturumu açan kimse.
 
Çeviri convenience
(i). uygunluk, rahatIık, kolaylık, münasip oluş, elverişli oluş; (çoğ). konfor. at your convenience size uygun gelen bir zamanda, mümkün olduğu kadar yakın bir zamanda.
 
Çeviri convenient
(s). uygun, elverişli, münasip, müsait, rahat, kullanışlı; kolay ele geçer, kullanılmaya hazır.
 
Çeviri convent
(i). rahibelerin bulunduğu manastır.
 
Çeviri conventicle
(i)., (ing). (tar). gizli dini toplantı.
 
Çeviri convention
(i). kongre, toplantı; mukavele, anlaşma; kabul edilen düzen; âdet, gelenek; (fels). ulaşım. conventioneer (i). delege.
 
Çeviri conventional
(s). âdetlere uygun, göreneksel, geleneksel; beylik, basmakalıp; (güz. san). konvansiyonel. conventional warfare nükleer silah kullanılmayan harp. conventional usage kabul edilen düzen. conventionalism (i). âdetlere bağlılık. conventionalize (f). konvansiyonel hale getirmek. conventionality (i). toplumsal âdetlere bağIılık resmiyet, toplumsal kurallara uyan söz veya davranış.
 
Çeviri conventual
(s)., (i). rahibe manastırına ait; (i). manastıra bağlı rahip veya rahibe.
 
Çeviri converge
(f). bir noktada birleşmeye yüz tutmak; (geom). birbirine yaklaşmak (doğrular); (mat). yakınsak olmak; birbirine yaklaştırmak. convergence (i). birbirine yaklaşma; (fiz)., (geom). doğruların birbirine yakın gelmesi. convergent (s). birbirine yaklaşan.
 
Çeviri conversable
(s). hakkında konuşulabilir; sohbeti tatlı.
 
Çeviri conversant
(s)., with (ile). aşina olan, erbap, yakından bilen, iyi bilen.
 
Çeviri conversation
(i). konuşma, sohbet, muhavere mükâleme. conversation piece dikkati çeken ve kendisinden bahsettiren herhangi bir şey. criminal conversation (huk). zina.
 
Çeviri conversational
(s). konuşmaya ait , konuşmaya hazır, konuşabilir, konuşkan. conversationalist (i). iyi konuşan kimse, sözü sohbeti yerinde kimse.
 
Çeviri converse
(f)., (gen). with (ile). konuşmak, sohbet etmek.
 
Çeviri converse
(s)., (i). zıt, aksi, ters; karşıt; (i)., (man). karşıt olan şey; nakzedici önerme converse'ly (z). aksine olarak,tam tersine.
 
Çeviri conversion
(i). dönme, değişme, tebdil, değiştirme; ilah din değiştirme; ihtida; (huk). başkasının malını zapt etme; (man). önermelerin aksi; (mat). tahvil, hal.
 
Çeviri conversion table
(mat). eş değerleri gösteren cetvel.
 
Çeviri convert
(i). din veya inanç değiştiren kimse , dönme, ihtida eden kimse.
 
Çeviri convert
(f). değiştirmek, tebdil etmek, döndürmek, çevirmek; (tahvil) hisse senetlerine çevirmek ; (öIçü veya miktarı) başka bir sisteme göre göstermek; tahvil etmek; (huk). başkasının malını zapt etmek.
 
Çeviri converter
(i). değiştiren şey veya kimse; çelik imalâtında Bessemer usulünde kullanılan kap; (elek). cereyanı değiştiren alet, çevirgeç.
 
Çeviri convertible
(i)., (s). değiştirilebilen herhangi bir şey; üstü açılıp kapanabilen spor araba; (s). değiştirilebilir, tahvili mümkün. convertible bonds tahviii kabil bonolar. convertible money madeni paraya çevrilebilen kâğıt para.
 
Çeviri convex
(s)., (i). dışbükey, konveks, tümsekli; i yüzeyi dışbükey olan cisim. convex'ity (i). dışbükeylik.
 
Çeviri convey
(f). nakletmek, götürmek, taşımak; geçirmek; ifade etmek; (huk). başkasına terketmek, devretmek. conveyable (s). nakledilebilir; devredilebilir.
 
Çeviri conveyance
(i). nakletme; araba; (huk). terk, feragatname, temlik.
 
Çeviri conveyer, conveyor
(i). nakledici şey veya kimse. conveyor belt taşıyıcı kayış.
 
Çeviri convict
(i). mahkum kimse.
 
Çeviri convict
(f). mahkum etmek; suçlu bulmak.
 
Çeviri conviction
(i). kanaat, inanç; katiyet; ikna; mahkumiyet. carry conviction doğruluğunu belli etmek.
 
Çeviri convince
(f). ikna etmek, inandırmak. convinced (s). emin, kani convincing (s). inandırıcı.
 
Çeviri convivial
(s). şen, keyifli; şenlik ve ziyafete ait convivial'ity (i). şenlik ve ziyafet, eğlence.
 
Çeviri convocation
(i). toplantı, meclis; toplantıya davet; kilise temsiicileri meclisi.
 
Çeviri convoke
(f). toplantıya davet etmek, çağrıda bulunmak.
 
Çeviri convolute
(s). sarılmış, bukulmuş, dürülmuş, helezoni, helisel; karışık, zor anlaşılır.
 
Çeviri convolution.
(i). büklüm,sarılış,dürülüş.
 
Çeviri convolvulus
(i)., (bot). kahkahaçiçeği; sarmaşık gibi sarılan birkaç çeşit fidan. wild convolvulus köpek pençesi, (bot). Calystegia sepium.
 
Çeviri convoy
(i). konvoy.
 
Çeviri convoy
(f). konvoyu korumak; rehberlik etmek.
 
Çeviri convulse
(f). şiddetle sarsmak. be convulsed with laughter gülmekten katılmak. convulsion (i). ihtilâç, katılma, ıspazmoz. convulsive (s). ihtilâç nevinden, ihtilâç gibi.
 
Çeviri cony
(i). tavşan; tavşan kürkü; adatavşanı.
 
Çeviri coo
(f)., (i). ötmek, kumru gibi sesler çıkarmak; cilveleşmek; (i). kumru ötüşü.
 
Çeviri coo
(ünlem)., (ing)., (argo). Eyvah !
 
Çeviri cook
(i). aşçı. cookbook (i). yemek kitabı. Too many cooks spoil the broth idarecinin çok olduğu yerde iş yürümez.
 
Çeviri cook
(f). pişirmek, pişmek; tahrif etmek; (k.dili). üzerinde oynamak (hesaplar), (argo). suya düşürmek. cook up (k.dili). pişirmek; hazırlamak, uydurmak. cook one's goose mahvına sebep olmak. What's cooking ? (k.dili). Ne dolaplar dönüyor? Ne haber? Ne var ne yok?
 
Çeviri cookery
(i). aşçılık, mutfak işleri, mutfak.
 
Çeviri cookie
(i). tatlı bisküvi, çörek; (argo). şahıs. smart cookie açıkgöz kimse.
 
Çeviri cooking
(i)., (s). pişirme, yemek pişirme sanatı; (s). yemeklik, yemek pişirmede kullanılan.
 
Çeviri cookout
(i).,(ABD).,(k.dili]. piknik,açık havada pişirilen yemek.
 
Çeviri cool
(i). serinlik; (argo). sükünet, soğukkanIılık. He blew his cool. (argo). Soğukkanlılığını kaybetti.
 
Çeviri cool
(f). serinletmek, serinlemek, soğutmak, soğumak, teskin etmek, sükunet bulmak. Cool it ! (argo). Sakin ol ! cool off, cool down sükunet bulmak, öfkesi geçmek. cool one-s heels bekleme odasında uzun süre beklemek.
 
Çeviri cool
(s). serin, oldukça soğuk (hava); serin tutan (elbise); sakin, kayıtsız, soğukkanlı, kendine hâkim; (ABD)., (k.dili). hakiki; (argo). iyi, mükemmel; (güz)., (san). mavi ve yeşil tonlarının hâkim olduğu. cool-headed (s). serinkanlı, heyecana kapılmayan. coolish (s). serince coolly (z). kayıtsızca, tasalanmaksızın.
 
Çeviri coolant
(i). soğutucu; soğutma tertibatında kullanılan gaz veya sıvı.
 
Çeviri cooler
(i). soğutma cihazı, soğutucu; buzlu içki; (argo). hapishane.
 
Çeviri coolie
(i). (Uzak Doğuda, özellikle Hindistan ve çin'de) hamal veya rençper.
 
Çeviri coon
(i)., (bak). raccoon: (aşağ). zenci. coon's age (ABD)., (k.dili). çok zaman.
 
Çeviri coop
(i)., (f). kümes; (argo). hapishane, kodes; (f). kümese sokmak. coop in, coop up tıkmak, kapamak. fly the coop kodesten kaçmak.
 
Çeviri cooper
(i). fıçıcı. cooperage (i). fıçıcılık; fıçı imalâthanesi.
 
Çeviri cooperate
(f). beraber çalışmak, işbirliği yapmak. coopera'tion (i). birlikte çaIışma, işbirliği.
 
Çeviri cooperative
(s)., (i). işbirliğineait ; (i). kooperatif; katları ayrı ayrı satılabilen apartman. consumers' cooperative müstehlik kooperatifi.
 
Çeviri coopt, co-opt
(f). üyelerin oyu ile teşkilât üyeliğine seçmek; tayin etmek, atamak.
 
Çeviri coordinate, co-ordinate
(s)., (i). aynı derecede, eşit, müsavi; düzenli, tutariı, muntazam; (fels). düzenleşik; (i)., (mat)., (den)., (astr). koordinat.
 
Çeviri coordinate, co-ordinate
(f). birbirine göre ayarlamak; ahenk kazandırmak, alıştırmak, düzeltmek; aynı sıra veya dereceye koymak. coordinating conjunction bir cümle içinde birbirine eşit durumda olan öğeleri bağlayan bağlaç (and, but, or gibi).
 
Çeviri coordination, co-ordination
(i). tanzim, ahenk verme, düzenleme, tertip, tutarlılık, insicam.
 
Çeviri coot
(i). sakarmeki, su tavuğu, (zool). Fulica atra.
 
Çeviri cootie
(i)., (argo). bit.
 
Çeviri cop
(i)., (k.dili). polis.
 
Çeviri cop
f (-ped, -ping) (argo). aşırmak; yakalamak. cop out argo çekilmek, oyunbozanlık etmek
 
Çeviri cop
(i). konik iplik yumağı.
 
Çeviri cop-out
(i)., (ABD)., (argo). mesuliyetten kaçınma.
 
Çeviri copaiba
(i). pelesenk yağı.
 
Çeviri copal
(i). vernik imalâtında kullanılan bir reçine, kopal
 
Çeviri coparcenary
(i)., (huk). müşterek vârislik; ortaklık; müşterek mülk sahipliği. coparcener (i). müşterek varis.
 
Çeviri copartner
(i). ortak, şerik.
 
Çeviri cope
(f)., (gen). with ile başa çıkmak, başarmak; çaresini bulmak,... ile uğraşmak.
 
Çeviri cope
(i)., (f). papaz cüppesi; (f). cüppe giymek.
 
Çeviri cope
(f). marangozlukta (iki kirişi) birbirine uydurup birleştirmek; kaplamak.
 
Çeviri copenhagen
(i). Kopenhag.
 
Çeviri copesetic
(s)., (A.B.D)., (argo). güzel.
 
Çeviri copier
(i). kopya makinası.
 
Çeviri copilot
(i). ikinci pilot.
 
Çeviri coping
(i)., (mim). duvar tepeliği veya üstlüğü. coping saw oyma testere.
 
Çeviri copious
(s). bol, mebzul, çok, velut, bereketli. copiously (z). mebzulen.
 
Çeviri copper
(f).bakır kaplamak; bakır rengi vermek; (argo). bahis tutuşmak. coppery (s). bakır gibi, bakırımsı, bakırlı.
 
Çeviri copper
(i)., (s). bakır; ufak para; (argo). polis; (çog)., (den). bakır kazan; (s). bakırdan yapılmış,bakıra benzer, bakır renginde; copperbottomed (s). bakır dipli, karinası bakır kaplı. copper-colored (s). bakır renginde. copperhead (i). Amerika'da bulunan bir çeşit zehirli yılan, (zool). Agkistrodon contortrix. copperplate (i). bir nevi ince el yazısı; bir nevi bakır klişe. coppersmith (i). bakırcı, ka zancı. copper sulphide (jeol). kalkopirit.
 
Çeviri copperas
(i). demir sulfat, zaç.
 
Çeviri coppice
(i). küçük koru, ağaçlık, çalılık.
 
Çeviri copra
(i). kurutulmuş hindistancevizi içi.
 
Çeviri coprolite
(i). taş haline gelmiş gübre.
 
Çeviri copse
(bak). coppice.
 
Çeviri copt
(i). Kıpti, Mısır asıllı Hıristiyan. Coptic (s)., (i). Kıpti; (i). Kıpti dili.
 
Çeviri copula
(i). rabıta; (gram). ingilizcede özne ve tümleci birleştiren be fiili; (müz). rabıta türünden kısa pasaj; (man). önermenin öznesi ile fiili arasındaki bağlantı.
 
Çeviri copulate
(s). bağlı, raptedilmiş
 
Çeviri copulate
(f). cinsi münasebette bulunmak, çiftleşmek. copula'tion (i). bağlama, raptetme; cinsi yaklaşma; (man). bağ, rabıta. copulatory (s). bağlayıcı.
 
Çeviri copulative
(s)., (i). rapteden, birleştiren, atfeden (uzuv veya kelime). copulative conjunction atıf edatı. copulative proposition (man). bağlayıcı önerme.
 
Çeviri copy
(f). kopya etmek, suretini çıkarmak, istinsah etmek, taklit etmek; kopya çekmek.
 
Çeviri copy
(i). kopya, suret, nüsha, numune, örnek; müsvedde; asıl; (gazet). metin, yazı. copybook (i). yazı defteri, not defteri. copyboy (i). gazete idarehanesinde çalışan çocuk. copycat (i)., (kdili). başkalarının davranışlarını taklit eden kimse. good copy (gazet). basılmaya değer konu. rough copy müsvedde, karalama, eskiz.
 
Çeviri copy-edit
(f)., (gazet). bir metni baskıya vermeden evvel tashih etmek.
 
Çeviri copyright
(i)., (f)., (s). telif hakkı; (f). telif hakkını muhafaza etmek; (s). telif hakkı mahfuz olan.
 
Çeviri copywriter
(i). reklam ilânları hazırlayan kimse.
 
Çeviri coquet
(f). (-ted, -ting) cilveli hareket etmek.
 
Çeviri coquetry
(i). işvebazlık, işve, cilve.
 
Çeviri coquette
(i). işvebaz, cilveli kadın, oynak kadın, koket. coquettish (s). cilveli, şuh.
 
Çeviri cor
(kıs). corner, coroner, corpus, correct, correspondence.
 
Çeviri cor ner
(i). köşe, köşe başı; dönüm yeri; (tic). tekelcilikle piyasayı ele geçirme. cut corners tutumlu davranmak; kaçamak yolu ile bir işten sıyrılmak. drive into a corner bir çıkmaza sokmak; köşeye kıstırmak. four cornersof the earth dünyanın dört bucağı. turn the corner kritik noktayı atlatmak, köşeyi dönmek.
 
Çeviri coracle
(i). bez veya deri ile kaplı sepet işi bir çeşit kayık.
 
Çeviri coral
(i)., (s). mercan, (zool). Corallium rubrum; (s). mercandan, mercana benzer. coral creeper mercan çiçeği, (bot). Kennedya. coral reef mercan kayalığı. coral snake mercan yllanı, (zoo).l Micrurus corallinus. coralloid (s). mercan şeklinde.
 
Çeviri coralline
(i)., (bot). koralina, bir çeşit deniz yosunu; (s). mercandan, mercana benzer.
 
Çeviri corallite
(i)., (zool). mercanın tek polipi.
 
Çeviri corbeil
(i)., (mim). heykeltıraş işi çiçek veya meyva dolu sepet.
 
Çeviri corbel
(i)., (mim). dirsek. corbel block kısa dirsek tahtası. corbel out böyle bir dirseğe dayanıp çıkmak. corbel table böyle dirseğe dayanan çıkma.
 
Çeviri corbiestep
(i)., (mim). yanları basamak şeklinde sivri tepelik.
 
Çeviri cord
(i)., (f). ip, sicim, kaytan, şerit; yay kirişi, veter, çalgı teli; 3,5 metre küp hacminde bir odun tartı birimi; bir çeşit kabartma çizgili kumaş; manevi bağ; (çoğ). fitilli kadifeden yapılmış pantolon; (f). iple bağlamak; iple süslemek; kütükleri yığmak. spinal cord (anat). omurilik. vocal cords (anat). boğazdaki ses telleri.
 
Çeviri cordage
(i). geminin halat takımı, ipler; kütük ölçüsü.
 
Çeviri cordate
(s)., (bot). yürek şeklinde.
 
Çeviri corded
(s). iple bağlanmış; kabarık çizgili; kütük öIçüsü ile öIçüIüp yığılmış.
 
Çeviri cordial
(s)., (i). samimi, yürekten, candan; (i). Iikör. cordial greeting samimi selam. cordiality (i). samimiyet. cordially (z). candan, samimiyetle.
 
Çeviri cordiform
(s). yürek şeklinde.
 
Çeviri cordite
(i). dumansız barut.
 
Çeviri cordon
(i). kordon.
 
Çeviri cordovan
(i). sahtiyan gibi ince ve renkli deri.
 
Çeviri corduroy
(i)., (s). fitilli kadife, çizgili kadife; (çoğ). bu kumaştan yapllan pantolon; (s). fitilli kadifeden yapılmış; corduroy road bilhassa bataklıkları geçmekte kullanılan ve kütüklerden yapılmıs yol.
 
Çeviri cordwood
(i). istif edilmiş odun.
 
Çeviri core
(i). elma gibi meyvaların çekirdek yeri, göbek, iç, nüve, öz, esas; zıvana; (mak). maça parçası; (mad). derinden alınan yuvarlak sutun şeklinde taş numunesi; (jeol). öz. core curriculum okutulan muhtelif derslerin ana bir tema etrafında birleştiği müfredat programı. rotten to the core tamamıyle çürük.
 
Çeviri coreligionist
(i). dindaş.
 
Çeviri coreopsis
(i). yıldız çiçeğine benzeyen bir çiçek, (bot). Coreopsis.
 
Çeviri corespondent
(i)., (huk). zina davasında maznunun suç ortağı olan uçüncü şahıs.
 
Çeviri corf
(i). (çog. corves) madencilikte kullanılanküçük vagon.
 
Çeviri corfu
(ı). Korfu adası.
 
Çeviri coriaceous
(s). kösele gibi, sert; deriden yapılmış.
 
Çeviri coriander
(i). kişniş otu, kişniş, (bot). Coriandrum sativum.
 
Çeviri corinth
(i). Yunanistan'daki Korint şehri. Corin'thian (s)., (mim). Korint üslubu.
 
Çeviri corium
(i)., (anat). koryum, derma, altderi.
 
Çeviri cork
(i)., (f)., (s). mantar, tıpa; (f). mantarla kapamak tıpalamak; (ABD). kömürleşmiş mantarla siyahlaştırmak; (s). mantardan yapılmış. cork oak dış kabuğundan şişe mantarı yapılan bir cins meşe ağacı, sezü, (bot). Quercus suber.
 
Çeviri corked
(s). tıpalanmış; mantar kokusu ile bozulmuş;(ABD). mantar siyahı ile boyanmış.
 
Çeviri corker
(i). tıpalayan kimse veya şey; (argo). olağanüstü bir kimse veya şey.
 
Çeviri corking
(s)., (argo). fevkalade.
 
Çeviri corkscrew
(i). şişe açacağı, tirbuşon.
 
Çeviri corky
(s). mantara benzer, kuru, hafif.
 
Çeviri corm
(i)., (bot). bazı bitki saplarının alt kısmında bulunan soğanımsı kısım.
 
Çeviri cormorant
(i)., (s). karabatak kuşu, (zoo).l Phalacrocorax carbo; obur adam; (s). açgözlü; yırtıcı.
 
Çeviri corn
(i)., (ABD). mısır, (bot). Zea mays; tahıl tanesi; tane; (ing). buğday, hububat, tahıl. corn belt mısır yetiştiren bölge (ABD'nin orta eyaletleri). corn bread mısır ekmeği. corn drill mısır ekmeye mahsus makina. corn flour mısır unu; (ing). mısır nişastası. corn laws ingiltere tarihinde hububat satışını düzenleyen kanunlar. corn meal mısırdan imal edilen ve irmiğe benzeyen bir besin. corn silk mısır püskülü. corn syrup glikoz. corn whisky mısırdan yapılmış viski.
 
Çeviri corn
(i). nasır.
 
Çeviri corn crake
bıldırcın kılavuzu, (zool). Crex crex.
 
Çeviri corncob
(i). mısır koçanı. corncob pipe mısır koçanından yapılmış pipo.
 
Çeviri corncrib
(i). mısır ambarı.
 
Çeviri cornea
(i)., (anat). kornea, gözdeki saydam tabaka.
 
Çeviri corned
(s). salamura edilmiş.
 
Çeviri cornel
(i). karaniya, (bot). Cornus cornel cherry kızılcık, (bot). Cornus. wild cornel kızıl çubuk, (bot). Cornus danguinea.
 
Çeviri cornelian, carnelian
(i). akik taşı.
 
Çeviri corneous
(s). boynuzdan yapılmış, boynuz gibi.
 
Çeviri corner
(f). çıkmaza sokmak, bir köşeye kıstırmak; tekelcilik suretiyle piyasayı ele geçirmek.
 
Çeviri cornerstone
(i). temel taşı üzerinde binanın inşa edilme tarihi bulunan taş; bir şeyin dayandığı esas.
 
Çeviri cornerwise
(s). çapraz.
 
Çeviri cornet
(i)., (müz). kornet. cornettist (i). kornet çalan kimse.
 
Çeviri cornfed
(s). mısırla beslenmiş besili, gürbüz; taşralı.
 
Çeviri cornfield
(i). mısır tarlası.
 
Çeviri cornflower
(i). peygamber çiçeği, (bot). Centaurea cyanus.
 
Çeviri cornhusk
(i). mısır koçanı kabuğu.
 
Çeviri cornice
(i). korniş; (mim). geniş silme. corn poppy gelincik çiçeği, (bot). Papaver rhoeas.
 
Çeviri cornstalk
(i). mısır sapı.
 
Çeviri cornstarch
(i). mısır nişastası.
 
Çeviri cornucopia
(i)., (mit). Amalthea'nın boynuzu ; sanatçılar tarafından bolluk sembolü olarak kullanılan, içinden meyvalar taşan boynuz şekli.
 
Çeviri cornuted
(s). boynuzlu, boynuz şeklinde.
 
Çeviri corny
(s)., (argo). aşırı romantik, eskimiş, basmakalıp, klişe, adi, bayağı.
 
Çeviri coro nation
(i). taç giyme töreni.
 
Çeviri corolla
(i)., (bot). taçyapraklar, korol.
 
Çeviri corollary
(i)., (mat)., (man). bir önermenin tabii sonucu, sonuç.
 
Çeviri corona
(i). hale, ağıl, ayla; (anat). kafatasının üst düzeyi; (bot). korona. corona discharge (fiz). korona akımı.
 
Çeviri corona australis
Güneysel Taç takımyıldızı.
 
Çeviri corona borealis
Kuzeysel Taç takımyıldızı.
 
Çeviri coronach
(i). İskoç cenaze havası.
 
Çeviri coronal
(s). taç veya koronaya ait.
 
Çeviri coronary
(s)., (i). taç ile ilgili; (tıb). kalbi besleyen damarlara ait: i kalp damarlarının kan pıhtısı ile tıkanması.
 
Çeviri coroner
(i). şüpheli ölüm vakalarının sebebini tahkik eden memur. coroner's inquest bu memurun tahkikatı. coroner's jury bu tahkikatı yürütüp hüküm veren juri heyeti.
 
Çeviri coronet
(i). asillerin giydiği taç, küçük taç; (bayt). at ayağında deri ile parmağın birleştiği yer.
 
Çeviri coroniform
(s). taç şeklinde.
 
Çeviri corporal
(s). bedeni, cismani; (zool) gövdesel. corporal punishment bedeni ceza, dayak. corporally (z). bedenen, cismen.
 
Çeviri corporal
(i)., (ask). onbaşı.
 
Çeviri corporate
(s). anonim şirkete ait; bir dernek veya bir şirket halinde hukuken birleştirilmiş, birlik olmuş, toplu. eorporate image bir şirketin kamuoyunda bıraktığı intiba.
 
Çeviri corporation
(i). anonim şirket, tüzel kişi; (k.dili). şişko göbek.
 
Çeviri corporeal
(s). cismani, bedeni, maddi.
 
Çeviri corporeity
(i). bedenen varoluş.
 
Çeviri corposant
(i)., (fiz)., (bazan gemilerde görülen ) korona akımı.
 
Çeviri corps
(i). kolordu, müfreze, kıta; topluluk. corps de ballet bale topluluğu. diplomatic corps kordiplomatik.
 
Çeviri corpse
(i). ceset, ölü.
 
Çeviri corpulence
(i). şişmanlık, etlilik. corpulent (s). şişman, etli.
 
Çeviri corpus
(i). külliyat, mecmua; (anat). esas; ana para, sermaye. corpusdelicti esas ve cismani delil (bir cinayet vukuunda) ceset. corpus juris kanun külliyatı.
 
Çeviri corpuscle
(i)., (anat). hücre, yuvar kan küreciği; zerre. red corpuscle alyuvar. white corpuscle akyuvar.corpuscular (s). zerrevi yuvara ait.
 
Çeviri corrade
(f)., (jeol). yıpranmak aşınmak.
 
Çeviri corral
(i)., (f)., (-led -ling) (at, davar vb'ne mahsus) ağıl; (f). ağıla kapamak, kuşatmak; yakalamak, tutmak.
 
Çeviri correct
(f). düzeltmek doğrultmak, tashih etmek , ıslah etmek; tekdir etmek, cezalandırmak; ayarlamak; gidermek. correction (i). tashih, düzeltme, ıslah; ihtar, nasihat, cezalandırma; giderme; ayar etme. correction fluid (matb). korektör house of correction ıslahhane. correctional (s). düzeltici, tashihkâr.
 
Çeviri correct
(s). doğru yanlışsız, tam; dürüst; uygun, münasip, layık. correctly (z). tam tamına, doğru olarak. correctness (i). dürüstIük, doğruluk; uygunluk.
 
Çeviri corrective
(s)., (i). düzeltici ıslah edici, giderici; (i). çare, ıslah eden veya düzelten şey.
 
Çeviri corrector
(i). düzeltici; (ing). tashih eden kimse, musahhih.
 
Çeviri correlate
(f)., (i). karşılıklı ilişkisi olmak, aralarında uygunluk sağlamak, (iki şey, netice, rakam) arasında ilişki kurmak; (i). birbiri ile ilgisi olan şeylerin her biri.
 
Çeviri correlation
(i). karşılıklı ilişki; (mat). değişkenlerin birbiri ile bağlantısı; (biyol). organların birbirleriyle olan bağlantısı.
 
Çeviri correlative
(s)., (i). karşılıklı, mütekabil; (i). karşılıklı ilişkisi olan şey.
 
Çeviri correspond
(f). uymak, uygun gelmek, tekabül etmek, karşılamak; benzemek. correspond to tekabül etmek, benzemek. correspond with mektuplaşmak muhabere etmek, haberleşmek.
 
Çeviri correspondence
(i). tekabül, uygunluk; mektuplar, mektuplaşma, yazışma muhabere.
 
Çeviri correspondent
(i)., (s). muhabir; tekabül eden şey; (s). karşılıklı.
 
Çeviri corresponding
(s). yerini tutan; mektuplaşan, muhabere eden. correspondingly (z). mukabil olarak.
 
Çeviri corridor
(i). koridor, geçit, dehliz.
 
Çeviri corrigendum
(i)., (çoğ -da) hata, yanlış; baskı hatası; (çoğ). hata sevap cetveli, yanlış-doğru cetveli, düzeltmeler.
 
Çeviri corrigible
(s). düzeltilebilir, tashihi mümkün; ıslahı kabil (kimse).
 
Çeviri corroborant
(s)., (i). destekleyici; (i). kuvvetlendirici şey.
 
Çeviri corroborate
(f)., (bir fikri) desteklemek, doğrulamak, teyit etmek. corroboratives doğrulayan, teyit edici. corroboratively (z). doğrulayarak. corrobora'tion (i). doğrulama, onaylama, teyit.
 
Çeviri corrode
(f). çürütmek, aşındırmak, yemek; çürümek, paslanmak, aşınmak, yenmek.
 
Çeviri corrosible
(s). aşınır, paslanır, çürür.
 
Çeviri corrosion
(i). paslanma, aşınma, çürüme; bozukluk, çürüklük, korozyon.
 
Çeviri corrosive
(s). çürütücü, aşındırıcı, kemirici. corrosive sublimate (kim). biklorit, süblime.
 
Çeviri corrugate
(f)., (s). kırıştırmak, buruşturmak; buruşmak; (s). kırıştırılmış. corrugatediron oluklu demir levha. corrugatedpaper oluklu karton .corrug'ation kırışık, buruşuk.
 
Çeviri corrupt
(s). namussuz, fırsatçı, rüşvet almaya alışmış, kötü, pis; bozuk, çürük.
 
Çeviri corrupt
(f). bozmak, ifsat etmek, ayartmak, baştan çıkarmak. corrupt text hata ve düzeltmelerle kıymeti azalmış yazı. corruptibles rüşvet kabul etmeye hazır; ayartılabilir; çürüyebilir. corruption (i). irtikâp, rüşvet yeme, fesat; kötü yol; çürüklük, küf.
 
Çeviri corsac
(i). karsak, (zool). Vulpes corsac.
 
Çeviri corsage
(i). korsaj; göğse takılan çiçek buketi.
 
Çeviri corsair
(i). korsan, korsan gemisi.
 
Çeviri corset
(i). korse.
 
Çeviri cortege
(i). kortej, merasim alayı; maiyet.
 
Çeviri cortex
(i)., (çoğ -tices)., (bot). kabuk, kışır; (anat). kabuk, korteks. cortical (s). kabuğa ait ; bir uzvun dış zarına ait. corticated (s). kabuklu, kışri.
 
Çeviri cortisone
(i). kortizon; böbreküstü bezlerinin salgısı olan bir hormon.
 
Çeviri corundum
(i). korindon; zımpara.
 
Çeviri coruscate
(f). parıldamak, ışıIdamak. coruscant (s). ışıldayan. corusca-tion (i). parıltı.
 
Çeviri corvee
(i). angarya, ücretsiz iş.
 
Çeviri corvette
(i)., (den). korvet; ufak torpido muhribi.
 
Çeviri corvine
(s). karga gibi, kargaya ait.
 
Çeviri corybant
(i)., (mit). Sibel tanrıçasına ayin esnasında refakat eden ruh veya ilâh , Sibel rahibi.
 
Çeviri corymb
(i)., (bot). salkım, korimb, demet (bir çiçek durumu).
 
Çeviri coryphee
(i). bale topluluğunun üstünde fakat solo dans edenlerin altında olan balerin veya dansör.
 
Çeviri coryza
(i).,(tıb). burun nezlesi.
 
Çeviri cos
(i). istanköy adası.
 
Çeviri cosa nostra
(it). Amerika'da bulunan Mafia tipinde ve Mafia ile ilişkileri olan bir çete.
 
Çeviri cosecant
(i)., (mat). kosekant.
 
Çeviri coseismal
(s). yeryüzünde depremin aynı anda hissedildiği noktaların birleştiği çizgi ile ilgili.
 
Çeviri cosh
(i)., (ing)., (argo). cop; (f). cop ile vurmak.
 
Çeviri cosignatory
(s)., (i). birlikte imzalayan; (i) . müşterek imza atanlardan biri.
 
Çeviri cosigner
(i). müşterek imza atan kimse.
 
Çeviri cosine
(i)., (mat). kosinüs.
 
Çeviri cosmetic
(s)., (i). kozmetik, güzelleştirici, plastik (cerrahi); (i). her türlü makyaj malzemesi.
 
Çeviri cosmic
(s). evrensel, kainata ait; geniş, şümullü. cosmic dust gökten yeryüzüne düşen ince toz. cosmic rays kozmik ışınlar. cosmic wind uzayda kozmik cereyan.
 
Çeviri cosmogony
(i). kozmogoni, evrenin yaradılışı teorisi.
 
Çeviri cosmography
(i). kozmografi.
 
Çeviri cosmology
(i). kozmoloji, evren bilimi.
 
Çeviri cosmonaut
(i). kozmonot.
 
Çeviri cosmopolis
(i). kozmopolit bir şehir.
 
Çeviri cosmopolitan
(s)., (i). kozmopolit; (i). kozmopolit kimse.
 
Çeviri cosmopolite
(i). kozmopolit kimse, dünya vatandaşı; dünyanın birçok kısımlarında rastlanan hayvan veya fidan.
 
Çeviri cosmos
(i). acun, kozmos, kâinat, evren; düzen, sistem; kozmos çiçeği.
 
Çeviri cossack
(i). Kazak.
 
Çeviri cosset
(f)., (i). çok sevmek, şımartmak; (i). annesiz büyütülen kuzu; evde zevk için beslenen hayvan.
 
Çeviri cost
(i). fiyat, paha, değer, kıymet; zarar, ziyan; sermaye, bedel; (çoğ)., (huk). dava masrafları,mahkeme harcı. cost insurance and freight (tic). sif, fiyat sigorta ve navlun. cost of living hayat pahalılığı, geçim masrafı. cost price maliyet fiyatı. at all costs at any cost ne pahasına olursa olsun. at the cost of pahasına.
 
Çeviri cost
(f). (cost) mal olmak; pahası olmak, kıymette olmak; (maliyet masrafını) hesap etmek. It cost him dearly. ona pahalıya mal oldu. It cost him infinite labor. çok emek sarfetti.
 
Çeviri costa rica
Kostarika.
 
Çeviri costal
(s)., (biyol). kaburgalara ait.
 
Çeviri costate
(s). kaburgalı.
 
Çeviri costermonger
(i). (ingiltere'de) seyyar meyva, sebze veya balık satıcısı.
 
Çeviri costive
(s). kabız, peklik çeken.
 
Çeviri costly
(s). pahalı, kıymetli; mükellef, muhteşem.
 
Çeviri costume
(i)., (f). kıyafet, elbise; kostüm; (f). kıyafete sokmak. costume jewelry taklit ziynet eşyası, incik boncuk. costumer (i). kostümleri hazırlayan kimse.
 
Çeviri cosurety
(i)., (tic). müteselsil kefil.
 
Çeviri cot
(i). bez karyola, portatif karyola.
 
Çeviri cot
(i). kulübe, sığınacak yer; örtü.
 
Çeviri cotangent
(i)., (mat). tümey teğet.
 
Çeviri cote
(i). ağıl, kümes, mandıra gibi hayvanların sığınacağı yer; (leh). kulübe.
 
Çeviri coterie
(i). zümre, heyet.
 
Çeviri coterminous
(s). hemhudut, sınırdaş, bitişik.
 
Çeviri cothurnus
(i). (coğ -ni) eski Yunan ve Romalılarda trajedi aktörlerinin giydikleri sandalet.
 
Çeviri cotidal
(s)., (coğr). gelgit seviyesi aynı derecede olan yerlere ait.
 
Çeviri cotillion
(i). kadril tipinde dans, kotilyon dansı.
 
Çeviri cotopaxi
(i). Cotopaxi yanardağı, Ekvador'da bir yanardağ.
 
Çeviri cottage
(i). küçük ev, kulübe; yazlık ev, sayfiye evi. cottage cheese süzme peynir. cottage pudding üzerine meyvalı şurup dükülen bir kek. cottager (i)., (ing). rençper.
 
Çeviri cotter
(i)., (mak). anahtar, kama. cotter pin çivi, kopilya.
 
Çeviri cotter
(i)., (iskoç). rençper.
 
Çeviri cotton
(i)., (s). pamuk, pamuklu bez; pamuğa benzer herhangi bir tüylü madde; (s). pamuklu. cotton batting tabaka halinde pamuk. cotton belt A.B.D.'nde pamuk ekim mıntıkası. cotton eake çiğit küspesi. cotton slin çiğiti pamuktan ayıran çark, çırçır.cotton grass pamuk otu, (bot). Eriophorum polystachion. cotton mill pamuklu bez fabrikası. cotton plant pamuk fidanı, (bot). Gossypium herbacium; hintpamuu, peynirağacı, (bot). Bombax eriodendron. cotton staple ham pamuğun lif boyu. cotton waste makinaları temizlemek için kullanılan pamuk ipliği artıkları. cotton wool ham pamuk; (ing). hidrofil pamuk. cotton yarn az bükülmüş pamuk ipliği. sewing cotton dikiş ipliği, tire.
 
Çeviri cotton
(f)., (eski). pamuğa sarmak. cotton u p to (k.dili). yaltaklanmak. cotton to, cotton up to (k.dili). geçinmek, anlaşmak; yağcılık yapmak.
 
Çeviri cotton-picking
(s)., (ABD)., (argo). pis, kahrolası.
 
Çeviri cottonmouth
(i). A.B.D.'nde bulunan zehirli bir yılan.
 
Çeviri cottonseed
(i). çiğit. cottonseed oil pamuk yağı.
 
Çeviri cottontail
(i). A.B.D.'ne mahsus bir tavşan.
 
Çeviri cottonwood
(i). bir nevi kavak ağacı.
 
Çeviri cottony
(s). pamuk gibi, pamuğa ait, pamuklu.
 
Çeviri cotyledon
(i)., (bot). tohumdan ilk çıkan tek veya çift çenekli yaprak, kotiledon.
 
Çeviri cotyloid
(s)., (anat)., (zool). hokka gibi, cotyloid cavity hokka şeklinde kalça kemiği çukuru.
 
Çeviri couch
(i). sedir, kanepe, divan, yatacak yer; in, vahşi hayvan barınağı. couch grass ayrık otu, (bot). Agropyron repens.
 
Çeviri couch
(f). ifade etmek, beyan etmek; ima etmek; yatırmak; indirmek; pusuya yatmak. He couched his demand in respectful words. Talebini hürmetkâr bir lisanla arzetti.
 
Çeviri couchant
(s). yatar vaziyette olan.
 
Çeviri couching
(i)., (tıb). katarakt ameliyatı.
 
Çeviri cougar
(i). puma, (zool). Felis concolor; panter.
 
Çeviri cough
(i)., (f). öksürük; (f). öksürmek. cough drop öksürük pastili. cough up öksürüp çıkarmak; (argo). zorla vermek.
 
Çeviri could
(bak). can.
 
Çeviri coulee
(i)., (ABD). derin sel çukuru; (jeol). donmuş lav tabakası.
 
Çeviri coulisse
(i)., (tiyatro) . kulis; oluk, kanal.
 
Çeviri couloir
(i). dağ yamacında sel sularının oyduğu yatak veya vadi.
 
Çeviri coulomb
(i)., (elek). kulomb, amper-saniye.
 
Çeviri coumarin
(i)., (ecza). kumarin, tat veya koku veren ve kan pıhtılaşmasını önleyen bir bileşim.
 
Çeviri council
(i). meclis, konsey, encümen, danışma kurulu, divan, şüra. councilman (i). encümen üyesi, bilhassa belediye encümeni üyesi. Council of Ministers (huk). Bakanlar Kurulu, Kabine. Council of State (huk). Danıştay, Devlet Şurası. council of war harp meclisi. privy council (ing). Kanada devletin danışma kurulu.
 
Çeviri councilor, ing councillor
(i). encümen üyesi.
 
Çeviri counsel
(i)., (f). danışma, müşavere, istişare; dava vekili; tedbir, ihtiyat, basiret; öğüt, nasihat; düşünce, gaye, maksat, plan; (f). nasihat vermek, öğüt vermek, akıl öğretmek. keep one's own counsel fikirlerini kendine saklamak.
 
Çeviri counselor
(i). danışman, müşavir; öğüt veren kimse; (çocuk kamplarında) yardımcı; (pol). müsteşar, bir elçilikte elçiden sonra gelen dışişleri memuru; avukat, dava vekili.
 
Çeviri count
(i). sayma; hesap; (huk). dava ve şikâyet fıkrası, madde; (spor). on sayma. keep count sıra ile saymak. Iose count hesabı şaşırmak. take the count boksta yere serilip kalkamamak.
 
Çeviri count
(f). saymak, hesap etmek; hesaba katmak, göz önünde tutmak; sayılmak, nüfuzu olmak, itibarı olmak. count for değeri olmak. count in dahil etmek. count off by twos ikişer ikişer saymak. count on itimat etmek, güvenmek. count out spor nakavt olduğunu ilân etmek. count time (müz). tempo tutmak. count up saymak, hesap etmek. This doesn't count. Bu sayılmaz. Bu hesaba katılmaz.
 
Çeviri count
(i). kont.
 
Çeviri countdown
(i). geriye doğru sayma; hazırlık devresi (bilhassa roket ve atom bombası denemelerinde kullanılır).
 
Çeviri countenance
(i)., (f). çehre, yüz, sima, görünüş; teveccüh, tasvip, teşvik, destek olma ; (f). teveccüh göstermek, yüz vermek; desteklemek. out of countenance mahcup.
 
Çeviri counter
(i)., (s)., (z). karşıt şey; karşılık; karşılıklı vuruş; (s). ters, zıt, aksi; karşı, mukabil: (z). aksi yolda; tersine, aksine. go counter to, run counter to aykırı düşmek, uymamak; zıt gitmek.
 
Çeviri counter
(f). karşı koymak, mukavemet etmek; mukabil harekette bulunmak, mukabele etmek.
 
Çeviri counter
(i). tezgâh; fiş, marka; sayaç, sayıcı.
 
Çeviri counter reformation
onaltıncı yüzyılda Protestan reformu başladıktan sonra Katolik kilisesinde meydana gelen reform hareketi.
 
Çeviri counter word
anlamını yitirmiş herhangi bir yaygın kelime.
 
Çeviri counteract
(f). karşı koymak, önlemek, tesirsiz hale getirmek. counteraction (i). karşı hareket. counteractive (s). karşı harekette bulunan , aksi tesir meydana getiren.
 
Çeviri counterattack
(i). mukabil hücum.
 
Çeviri counterbalance
(f)., (i). eşit kuvvetle karşı koymak; telâfi etmek; denkleştirmek; (i). karşılık, eş ağırlık.
 
Çeviri counterblast
(i). şiddetli cevap.
 
Çeviri countercharge
(i). karşı suçlama.
 
Çeviri countercheck
(f)., (i). karşı koymak; bir daha kontrol etmek; (i). engel; tekrar kontrol etme. counter check bankadaki hesaptan para çekmek için düzenlenip müşterilere imzalattırılan zimmet fişi.
 
Çeviri counterclaim
(i)., (f)., (huk). karşı dava; (f). karşı dava açmak.
 
Çeviri counterclockwise
(z)., (s). saat yelkovanının ters yönünde, sola doğru.
 
Çeviri countercurrent
(i). anafor, ters akıntı; ters eğilim.
 
Çeviri counterdemonstration
(i). karşı gösteri.
 
Çeviri counterespionage
(i). karşı casusluk , casusluk faaliyetlerini meydana çıkarma.
 
Çeviri counterfeit
(s)., (i)., (f). sahte, kalp; (i). taklit; (f). kalp para basmak; taklit etmek, sahtesini yapmak. counterfeiter (i). kalpazan.
 
Çeviri counterfoil
(i)., (ing). makbuz koçanı.
 
Çeviri counterinsurgent
(s)., (i)., (pol). gerillacılarla savaşmak için yetiştirilmiş.(asker,komando).
 
Çeviri counterintelligence
(bak). counterespionage.
 
Çeviri counterirritant
(i)., (tıb). taharrüşe mani olan ilaç; ilgiyi başka yöne çekmek için yaratılan olay.
 
Çeviri counterman
(i). tezgâhın arkasından servis yapan garson.
 
Çeviri countermand
(f)., (i). yeni bir emir ile evvelki emri iptal etmek; (i). iptal emri.
 
Çeviri countermeasure
(i). karşı tedbir.
 
Çeviri counteroffensive
(i)., (ask). mukabil hücum, karşı saldırı.
 
Çeviri counterpane
(i). yatak örtüsü.
 
Çeviri counterpart
(i). taydaş; karşılık, tamamlayıcı herhangi bir şey; kopya, ikinci nüsha, suret.
 
Çeviri counterplea
(i)., (huk). davada mukabil cevap.
 
Çeviri counterplot
(i)., (f). mukabil entrika, karşı tedbir; bir oyun veya edebi eserde ikinci tema; (f). mukabil entrika hazırlamak, karşı tedbir almak.
 
Çeviri counterpoint
(i)., (müz). kontrpuan.
 
Çeviri counterpoise
(i)., (f). mukabil ağırlık; denge; (f). mukabil ağırlık veya kuvvet ile muvazene husule getirmek , denkleştirmek.
 
Çeviri counterproductive
(s). amaca zararı dokunan.
 
Çeviri counterproposal
(i). mukabil teklif , karşı öneri.
 
Çeviri counterrevolution
(i). karşı devrim. counterrevolutionary (i)., (s). karşı devrimci; (s). karşı devrimle ilgili.
 
Çeviri countershaft
(i)., (mak). ana şaft ile makinaları işleten şaft arasında vasıta vazifesi gören şaft grup mili.
 
Çeviri countersign
(i)., (ask). parola.
 
Çeviri countersign
(f). tasdik için ikinci olarak imza etmek. countersignature (i). ikinci imza, tasdik imzası.
 
Çeviri countersink
(i)., (f). havşa, havşa açmaya mahsus kalem; (f). havşa açmak.
 
Çeviri counterspy
(i). karşı casus.
 
Çeviri countertenor
(i)., (müz). kontrtenor.
 
Çeviri countervail
(f). aynı kuvvetle karşı koymak, karşılamak. countervailing duty (tic). munzam gümrük resmi, sürtaks.
 
Çeviri counterweigh
(f). denge sağlamak için ağırlık koymak.
 
Çeviri counterweight
(i). denge sağlamak için kullanılan ağırlık.
 
Çeviri counterwork
(f). zıt gitmek, engellemek, mâni olmak.
 
Çeviri countess
(i). kontes.
 
Çeviri counting house
(ing). ticarethanenin muhasebe dairesi.
 
Çeviri countless
(s). sayısız, hesapsız, pek çok.
 
Çeviri countrified
(s). köylümsü.
 
Çeviri country
(i)., (s). memleket, ulus, millet, vatan, yurt; taşra; kır, sayfiye; (huk). juri; (s). taşra veya sayfiyeye ait; temiz, taze, çiftlikten yeni gelmiş olan (yiyecek). country club şehirlere yakın kırlık yerde olan golf, tenis ve sosyal faaliyetlerin yapıldığı kulüp. country cousin taşralı akraba. country gentleman sayfiyede oturan zengin. countryhouse sayfiye evi, yazlık. appeal to the country (ing)., (pol). seçime gitmek. crosscountryrace spor kır koşusu. foreign country yabancı memleket. native country ana vatan. trial by the country jüri huzurunda dava.
 
Çeviri countryman
(i). vatandaş, hemşeri; taşralı.
 
Çeviri countryseat
(i). sayfiye evi.
 
Çeviri countryside
(i). kır, kırlık; sayfiye.
 
Çeviri county
(i)., (ABD). ilçe; (ing). kontluk. county clerk (ABD). ilçe sekreteri. county farm darülaceze. county seat ilçe merkezi.
 
Çeviri coup
(i). darbe, askeri darbe, hükümet darbesi.coup de grace (ask). acıya son vermek için indirilen öIdürücü darbe; herhangi bir nihai veya kesin darbe.coup de main (ask). ani hücum,ani darbe. coup d'etat hükümet darbesi.coup de theatre başarılı bir piyes; bir oyunda olayların beklenmeyen bir şekil alması.
 
Çeviri coupe
(i). iki kapılı dört kişilik otomobil.
 
Çeviri coupe
(i). kupa.
 
Çeviri couple
(i). çift, iki eş; karı koca; (mak). iki eşit ve birbirine zıt kuvvet, rotatif kuvvet. a couple of iki, iki üç. a couple of dollars aşağı yukarı iki dolar. a couple of minutes birkaç dakika.
 
Çeviri couple
(f). bağlamak, bitiştirmek, birleştirmek, ilâve etmek; bağlantı kurmak; çiftleştirmek; cinsi münasebette bulunmak, çiftleşmek.
 
Çeviri coupler
(i). bağlayan şey veya kimse; (mak). kavrama, bağlama, rabıta.
 
Çeviri couplet
(i). beyit, çift mısra.
 
Çeviri coupling
(i). bağlama, kavrama.
 
Çeviri coupon
(i). kupon; faiz koçanı; müracaat kuponu.
 
Çeviri courage
(i). cesaret, yiğitlik, yüreklilik, mertlik. have the courage of one's convictionsdavran ışlarını inançlarına uydurmaya cesaret etmek. take courage cesaretlenmek, kuvvet almak.
 
Çeviri courageous
(s). cesur, yiğit,:yürekli, mert. courageously (z). cesaretle, mertçe.
 
Çeviri courier
(i). kurye, elçilik postasını taşıyan ve diplomatik dokunulmazlığı olan memur.
 
Çeviri course
(f). akmak, hızla akmak; koşmak, hızla ilerlemek; av peşinden koşturmak.
 
Çeviri course
(i). yön, cihet, istikamet; ders, kurs; (den). rota; gidiş; yol; ahça kap, tabak, servis; (çoğ). aybaşı. as a matter of course gayet tabii olarak. in due course zamanı gelirce, zamanla. in full course bütün hızıyla in short course kısaca. in the course of esnasında. in the course of events, in the course of time zamanla. of course tabii, elbette. take its course olacağına varmak.
 
Çeviri courser
(i). av köpeği; koşan sukuşu, (zool). Cursorius.
 
Çeviri court
(i). avlu, iç bahçe, saha, meydan; hükümdar sarayı, saray, kralın maiyeti; (huk). mahkeme; dalkavukluk; kur. court fool saray soytarısı. Court of Appeals (huk). istinaf mahkemesi; yargıtay. Court of Common Pleas (huk). medeni hukuk mahkemesi. court of first instance asliye mahkemesi. court plaster ecza band. plaster Iaw court mahkeme. zettle out of court mahkemeye başvurmadan uzlaşmak. pay court to -e kur yapmak.
 
Çeviri court
(f). davet etmek, aramak; kur yapmak, ile flört etmek; dalkavukluk etmek; fırsat vermek, yol açmak. court danger tehlike peşinde koşmak.
 
Çeviri court-martial
(i)., (çoğ courts -martial). (f). askeri mahkeme; (f). askeri mahkemede yargılamak.
 
Çeviri courteous
(s). nazik, kibar, ince, hürmetkâr, saygılı. courteously (z). nazikâne.
 
Çeviri courtesan
(i). zenginlerle düşüp kalkan fahişe; fahişe, kahpe.
 
Çeviri courtesy
(i). nezaket, kibarlık; saygı, hürmet; iltifat, teveccüh, Iütuf; umumun rızası. courtesy title resmi olmayan ünvan. by courtesy of sayesinde, müsaadesi ile.
 
Çeviri courthouse
(i). adliye sarayı, mahkeme binası; ilçe hükümet binası.
 
Çeviri courtier
(i). saray mensubu, padişahın nedimi.
 
Çeviri courtly
(s). sarayla ilgili; zarif, nazik, azametli.
 
Çeviri courtroom
(i). mahkeme salonu.
 
Çeviri courtship
(i). kur yapma.
 
Çeviri courtyard
(i). avlu, iç bahçe.
 
Çeviri cousin
(i)., (masculine). kuzen, (feminine). kuzin. father's brother's son, daughter amca oğlu, amca kızı. father's sister's son, daughter hala oğlu, hala kızı. mother's brother's son daughter dayı oğlu, dayı kızı. mother's sister's son, daughter teyze oğlu, teyze kızı. father's brother's child amcazade. mother's sister's child teyzezade. mother's brother's child dayızade. father's sister's child halazade. first veya full cousins kardeş çocukları, yeğenler. second cousins kardeş torunları. first cousin once removed yeğen çocuğu.
 
Çeviri couturier
(i). erkek terzi.
 
Çeviri couturiere
(i). kadın terzi.
 
Çeviri covalence
(i)., (kim). kovalent bağ.
 
Çeviri cove
(i). köy, küçük körfez; (mim). kemer, duvarın tavan veya yerle içbükey şekilde birleşmesi; kovuk, oyuntu; koyak.
 
Çeviri covenant
(i)., (f). akit, ahit, söz, sözleşme, anlaşma, mukavele, muahede; (f). akdetmek, ahdetmek, anlaşmaya girmek, sözleşmek.
 
Çeviri coventry
(i). ingiltere'de bir şehir. send to Coventry (ing). arkadaşlık ilişkilerini kesmek, yüzüne bakmamak.
 
Çeviri cover
(i). kapak, örtü; batlaniye; cilt; saklanmaya yarayan ağaçlık ve çalılık; bahane; sofra takımı; (tic). karşılık. cover charge (lokantalarda) giriş ücreti. cover crop toprağı muhafaza etmek için kışın ekilen ekin. cover girl kapak kel. cover glass lamel: covered wagon üstü bezle kaplı dört tekerlekli at arabası. break cover gizlendiği yerden meydana çıkmak. take cover sığınmak, iltica etmek, gizlenmeye çalışmak. under cover gizlenmiş; sığınmış; zarf içinde. under cover of perdesi altında, kisvesi altında. under separate cover ayrı bir zarfta. He read the book from cover to cover Kitabı başından sonuna kadar okudu.
 
Çeviri cover
(f). kapamak, örtmek, kaplamak; kapsamak, ihtiva etmek, şamil olmak; sigorta etmek; korumak, müdafaa etmek; saklamak, gizlemek; yol almak, katetmek; (gazet). röportajını yapmak , yazmak; kuluçkaya yatmak; (erkek hayvan) cinsi münasebette bulunmak; mesuliyetini üzerine almak; idare etmek; yerini doldurmak ; yetmek, kafi gelmek; silâh ile tehdit etmek; destek ateşi sağlamak; aynı miktarda para koyarak bahse girişmek. cover up örtmek; gizlemek. Don't move: I've got you covered I Kıpırdama, elimdesin. I He covered himself with embarrassment Kendi kendini utanç verici bir duruma soktu. He covered himself with glory şan ve şeref kazandı. He covered it with oil Üzerine yağ sıvadı.
 
Çeviri cover-up
(i). gizleme, örtme, saklama (basın veya teftişten).
 
Çeviri coverage
(i). sigorta miktarı ve cinsi; (gazet). olay veya konunun takip edilmesi ve yazılması.
 
Çeviri coveralls
(i). iş tulumu.
 
Çeviri covering
(i). kaplama, muhafaza; kat, tabaka; perde, örtü. covering letter evrak ile gönderilen ve evrakın mahiyetini anlatan mektup.
 
Çeviri coverlet
(i). yatak örtüsü, örtü.
 
Çeviri covert
(s). gizli, örtülü; (huk). zevcin himayesi altında. covertly (z). gizli olarak.
 
Çeviri covert
(i). kaplama; avlak, kuşlak; kalın bir kumaş; kuşlarda kanat örtü tüyleri.
 
Çeviri coverture
(i). örtü, saklanma; (huk). bir kadının kocasının himayesi altında olması.
 
Çeviri covet
(f). imrenmek, gıpta etmek, göz dikmek, tamah etmek.
 
Çeviri covetous
(s). hırslı, açgözlü, tamahkâr. covetousness (i). açgözlülük.
 
Çeviri covey
(i). aynı kuluçkadan çıkan yavrulan hepsi ; çil, keklik veya bıldırcın sürüsü; grup, takım.
 
Çeviri cow
(i). inek; dişi fil, dişi balina, büyük dişi hayvan. cow shark boz camgöz, (zool). Hexanchus griseus.
 
Çeviri cow
(f). yıldırmak, gözünü korkutmak.
 
Çeviri coward
(i). korkak kimse. cowardly (s). korkak, ödlek, alçak, yüreksiz. cowardice, cowardliness (i). korkaklık, alçaklık, namertlik.
 
Çeviri cowbane
(i). sığır baldıranı, (bot). Cicuta virosa.
 
Çeviri cowbell
(i). ineklerin boynuna asılan çıngırak.
 
Çeviri cowberry
(i). kırmızı yaban mersini, (bot). Vaccinium vitis-idaea.
 
Çeviri cowboy
(i). kovboy, sığırtmaç.
 
Çeviri cowcatcher
(i). Iokomotif mahmuzu.
 
Çeviri cowcollege
(ABD)., (argo). yüksek ziraat okulu; üniversite seviyesinde fakat şehirden uzak yüksek okul.
 
Çeviri cower
(f). çömelmek, korkudan yere çökmek, korkup çekilmek.
 
Çeviri cowhand
(i). kovboy.
 
Çeviri cowhide
(i)., (f). inek derisi; (f). dövmek.
 
Çeviri cowl
(i). manastır rahiplerinin giydikleri cüppe, bu cüppenin kukuletası; baca şapkası.
 
Çeviri cowled
(s). başlık şeklinde, kukuletalı.
 
Çeviri cowlick
(i). bilhassa alnın üstünde diğer saçların aksi yönünde çıkan bir tutam saç.
 
Çeviri cowling
(i). uçak motorunun kapağı.
 
Çeviri cowpox
(i)., (tıb). ineklerde çiçek hastalığı.
 
Çeviri cowpuncher
(i)., (ABD)., (k.dili). kovboy, sığırtmaç.
 
Çeviri cowry
(i). Asya ve Afrika'nın bazı yerlerin depara olarak kullanılan birkaç çeşit ufak deniz salyangozu kabuğu. panther cowry yılanbaşı, (zool). Cypraea pantherina.
 
Çeviri cowslip
(i). çuha çiçeği, (bot). Primula veris.
 
Çeviri coxa
(i)., (anat). kalça, kalça kemiği.
 
Çeviri coxcomb
(i) züppe adam; horozibiği çiçeği, (bot). Celosia cristata white coxcomb kadife çiçeği, (bot). Amaranthus albus coxcombry (i). züppelik.
 
Çeviri coxswain
(i)., (den). filika veya kik serdümeni.
 
Çeviri coy
(s). cilveli, nazlı; çekingen, mahcup, utangaç. coyly (z). cilveli olarak; mahcubâne. coyness (i). mahcubiyet, çekingenlik; cilve.
 
Çeviri coyote
(i). ABD'nde bulunan bir çeşit çakal, kır kurdu, (zool). Canis latrans.
 
Çeviri cozen
(f). aldatmak, dolandırmak, kandırmak. cozenage (i). dolandırıcılık.
 
Çeviri cozy
(s)., (i). rahat, sıcak, samimi, hoş; (i). çaydanlık örtüsü.
 
Toplam 1348 sonuç listeleniyor
Copyright © Dogrusozluk.com