wash
i., s. yıkama, yıkanma; çamaşır; deniz veya nehir suyunun çalkanmasından hasıl olan ses; dalga sesi, kürek palası veya gemi çarkının meydana getirdiği su akıntısı; dalgaların sahile attığı süprüntü; sulu mutfak artığı; ağıza güzel koku vermek için kullanılan sıvı; losyon; tuvalet suyu; güz. san. ince suluboya tabakası; kuru vadi; toprak aşınması; ince tabaka kaplama; s. yıkanabilir. This tray has a gold wash. Bu tepsi altın suyuna batırılmış.
wash
f. yıkamak, ıslatmak; su ile silmek; yıkanmak, banyo yapmak; ince boya tabakası ile kaplamak, yaldızlamak; temizlemek; min. toprağı yıkayarak altın filizini ayırmak; yıkanmaya dayanmak (kumaş); hafif hafif çarpmak (dalga); aşınmak. wash away su ile sürüklemek veya sürüklenmek. wash boiler çamaşır kazanı. wash down yıkayıp temizlemek (güverte); su ile yutmayı kolaylaştırmak. wash off yıkayıp temizlemek. wash one's hands of a matter bir işten bıkıp elini çekmek. wash out içini yıkamak; yormak, bitirmek; feshetmek; vaz geçmek; ihtiyacı karşılayamamak; yağmur nedeniyle iptal etmek. wash up yıkanmak; İng., k.dili. bulaşık yıkamak. be washed up k.dili. silinmek, yıldızı sönmek. wash'able s. yıkanabilir.
washboard
i. üstünde çamaşır yıkanan oluklu tahta; den. dalga girmesin diye kapının önüne veya güverteye konulan siper; girintili çıkıntılı yol.
washedout
s. solmuş, solgun, soluk; k.dili. çok yorgun, bitkin; batkın, müflis.
washedup
s., (argo) yıldızı sönmüş, bitmiş; k.dili. bitkin düşmüş.
washer
i. yıkayan şey veya kimse; mak. pul, rondela; çamaşır makinası; gaz yıkama cihazı.
washing
i. yıkama, yıkanma; çamaşır; ince madeni kaplama. washing machine çamaşır makinası. washing soda çamaşır sodası.
washout
i. sel basması ile meydana gelen çukur; sel sularının sürüklemesi;( argo) başarısızlık; yıkama.
washy
s. sulu, kuvvetsiz, çorba gibi, hafif.
Toplam 19 sonuç listeleniyor