Sözlük
Sponsor Bağlantılar
Çevir

EN 'so' sonuçları
Çeviri so
z., (bağlaç), (ünlem), s. böyle, şöyle, öyle, bu suretle; bu kadar; şu kadar; bu veya şu sebepten; bu cihetle, bu münasebetle; pek âlâ, pek iyi; kadar, sanki; çok; pek çok; (bağlaç) şartı ile; müddetçe; bunun için; ve; (ünlem) Ya! demek ki; yeter, kâfi; Öyle mi? Tamam ! s. doğru. so far şimdiye kadar. So long k.dili. Hoşça kalın ! so to speak sözde, güya, sözün gelişi. so that ta ki; şöyle ki. So what ? Ne fark eder? N'olucak yani! and so bunun gibi, böylece; neticede. and so on ve saire, ve diğerleri. an hour or so bir saat kadar. He said so. Öyle dedi. He was born blind and remained so all his life. Kör olarak doğdu ve hayat boyu öyle kaldı. It's not so. Yalandır. just so yerli yerinde. Let it be so. Öyle olsun.
 

3D Oyunlar
Türkiye'nin en güzel ve ilk 3d oyun sitesi - 3doyunlar.net

 
Çeviri so
müz., bak. sol.
 
Çeviri so-and-so
i. filanca; (kaba söz yerine kullanılan söz) bilmem ne.
 
Çeviri so.
kıs. south.
 
Çeviri soakage
i. ıslatma, ıslanma; ıslatılan şeyin çektiği sıvı miktarı.
 
Çeviri soaker
i. ıslatan şey; ıslatıcı yağmur.
 
Çeviri soakers
i. yünden yapılmış ve ıslaklığı çeken kısa bebek pantolonu.
 
Çeviri soap
i., f. sabun; A.B.D., (argo) rüşvet; f. sabunlamak, sabun sürmek. soap bubble sabun köpüğü; süs. soap dish sabunluk. soap opera A.B.D., k.dili. radyo veya televizyonda yayınlanan bir seri melodram. no soap A.B.D., (argo) imkânsız, katiyen; boş, verimsiz, faydasız. soft soap arapsabunu; k.dili. yağcılık.
 
Çeviri soapbox
i. sabun sandığı; sokakta nutuk çekenlerin üstüne çıktığı sandık. soap box derby A.B.D. çocukların kendi yaptıkları arabalarla yokuş aşağı yarışı. soapboxer i., k.dili. sokakta nutuk çeken kimse.
 
Çeviri soapstone
i. sabuntaşı.
 
Çeviri soapsuds
i., çoğ. sabun köpüğü.
 
Çeviri soapwort , soaproot
i. çöven, helvacıkökü, sabunotu, bot. Saponaria officinalis.
 
Çeviri soapy
s. sabunlu, sabun gibi; (argo) el etek öpen, yüzsuyu döken, yağcı; aşırı duygusal. soapily z. sabunlu olarak; yüzsuyu dökerek. soapiness i. sabunlu oluş.
 
Çeviri soar
f., i. süzülerek yükselmek, süzülerek uçmak; hareket etmeden aynı seviyede uçmak; artmak, yükselmek; yücelmek; i. süzülerek yükselme veya uçuş.
 
Çeviri sob
f. (-bed, -bing) i. içini çekerek ağlamak, hıçkırarak ağlamak, hüngür hüngür ağlamak; hıçkırır gibi ses çıkarmak; i. ağlama hıçkırığı. sob sister A.B.D., (argo) çok içli makaleler yazan kadın gazeteci. sob story (argo) göz yaşı döktüren kişisel hikâye.
 
Çeviri sober
s., f. kendine hâkim, ölçülü, dengeli, ılımlı, temkinli, makul; ciddi, ağır başlı; içki etkisinde olmayan; gösterişsiz; f. dizginlemek; ayılmak, ayıltmak. sober down ciddileşmek, ciddileştirmek; uslanmak, uslandırmak, aklını başına getirmek. soberminded s. aklı başında, ölçülü, temkinli. sober up veya off ayılmak, aklı başına gelmek. a sober estimate makul ve üzerinde düşünülmüş hesap. soberly z. ölçülü, ılımlılıkla. soberness i. ağır başlılık; ayıklık.
 
Çeviri sobersides
i., k.dili. yüzü gülmeyen kimse, fazla ağır başlı kimse.
 
Çeviri sobriety
i. itidal, ılımlılık, ağır başlılık, temkin; imsak.
 
 
Çeviri socage
i. ortaçağda belirli bir meblâğ veya hizmete bedel olarak bir mülkü tasarruf hakkı.
 
Çeviri socalled
s. güya, sözde.
 
Çeviri soccer
i. futbol, ayaktopu.
 
Çeviri sociable
s. girgin, arkadaş canlısı; tatlı, nazik, tatlı dilli; hoş sohbet. sociability, sociableness i. hoş sohbetlik; toplum hayatından hoşlanma. sociably z. candan.
 
Çeviri social
s., i. toplumsal içtimai, sosyal; toplumda yeri olan, cemiyete ait; bot., zool. kütle halinde büyüyen veya yaşayan; sosyetik; i. sohbetli toplantı, sohbet meclisi. Social Democrat sosyal demokrat parti üyesi. social insurance sosyal sigorta. social intercourse sosyal ilişki. social register sosyeteye mensup kimselerin isimleri yazılı liste. social science sosyal bilim. social security sosyal sigorta. social service sosyal hizmet. social work sosyal görev. sociality i. tatlı huyluluk, hoş sohbetlik; girginlik. socially z. sosyal olarak, toplumsal bakımdan.
 
Çeviri socialism
i. sosyalizm, toplumculuk.
 
Çeviri socialist
i., s. sosyalist, toplumcu; s. sosyalizme ait. socialistic s. sosyalizme ait, toplumcu. socialistically z. sosyalizme meyilli olarak.
 
Çeviri socialize
İng. -ise f. kamulaştırmak, topluma mal etmek; sosyalleştirmek; toplum kurallarına uydurmak. socialization i. sosyalleştirme, sosyalizasyon; kamulaştırma.
 
Çeviri society
i. toplum, cemiyet; sosyete; halk, millet, kavim; arkadaşlık, dostluk; şirket, kurum, dernek; topluluk. society life sosyete hayatı. avoid the society of arkadaşlığından kaçınmak. leader of society toplum hayatında lider. polite society sosyete.
 
Çeviri sociologic ,ical
s. sosyolojiye ait. sociologically z. sosyoloji yönünden.
 
Çeviri sociologist
i. sosyolog, toplumbilimci.
 
Çeviri sociology
i. sosyoloji, toplumbilim.
 
Çeviri socius
i. (çoğ. socii) arkadaş; meslektaş, koldaş.
 
Çeviri sock
f., i. (argo) yumruklamak; sille atmak; i.(argo) yumruk,darbe,sille. sock away (argo) (para) saklamak. socked in hava muhalefetinden dolayı kapalı (havaalanı). Sock it to him. (argo) Haydi bastır.
 
Çeviri sock
i. kısa çorap, şoset.
 
Çeviri socket
i., f. içine bir şey geçirilen delik veya oyuk; duy; duy priz; priz; yuva; f. yuva veya oyuk açmak. socket wrench yuvalı anahtar. light socket lamba duyu. wall socket duvar prizi.
 
Çeviri socle
i., mim. direk veya duvar kaidesi, taban, destek.
 
Çeviri socratic , ical
s. Sokrat'a ait; Sokrat'ın felsefesine ait. Socratic method Sokrat usulüne göre sorulara cevap vermek suretiyle karşılıklı konuşma tarzı.
 
Çeviri sod
i., f. (-ded, -ding) çim; çimen parçası; f. çimen parçaları ile kaplamak. under the sod mezarda. the Old Sod İrlanda.
 
Çeviri soda
i. soda; karbonat, sodyum bikarbonat; çamaşır sodası; sodyum hidroksit; gazoz; maden sodası; dondurmalı ve sodalı bir içecek. soda ash karbonat, nötür sodyum karbonat. soda cracker tuzlu bisküvi. soda fountain büfe, hafif yemekler veren lokanta. soda water gazoz; maden sodası. washing soda çamaşır sodası.
 
Çeviri sodality
i. arkadaşlık; cemiyet; Kat. hayır cemiyeti.
 
Çeviri sodden
s., f. iyice ıslanmış, sırılsıklam; hamur gibi (ekmek); anlamsız, donuk; ayyaş suratlı; f. iyice ıslatmak veya ıslanmak; donuklaştırmak.
 
Çeviri sodium
i., kim. sodyum. sodium bicarbonate karbonat, sodyum bikarbonat. sodium carbonate adi soda. sodium hydroxide sodyum hidroksit. sodium nitrate Şili güherçilesi, sodyum nitrat. sodium silicate cam suyu.
 
Çeviri sodom
i. Tevrat'ın ilk kitabında bahsedilen kötülüğü ile meşhur Sodom şehri. Sodomite i. Sodomlu; k.h. homoseksuel erkek, ibne, kulampara. sodomitic(al) s. homoseksüelliğe ait. sodomy i. cinsel sapıklık, livata; homoseksüellik, kulamparacılık, oğlancılık.
 
Çeviri soever
z. herhangi, her ne, her.
 
Çeviri sofa
i. sedir, kanepe.
 
Çeviri soffit
i., mim. kemer, balkon veya merdivenin alt yüzü; taban.
 
Çeviri sofia
i. Sofya.
 
Çeviri soft
s., i., z. yumuşak; mülâyim, tatlı, nazik, uysal, latif; sakin, asude; yufka yürekli; zayıf, ince, narin, dayanıksız; hafif; ask. korumasız; kim. bakterilerle ayrışabilen; İng., leh. nemli, ılık (hava); i. yumuşak şey; yumuşaklık; k.dili. ahmak kimse; z. yavaşça. soft art süreksiz sanat. soft coal adi madenkömürü. soft drink alkolsüz içki, içecek. soft drug alışkanlık kazandırmayan ilâç. soft goods dokuma, mensucat. soft landing yumuşak iniş. soft palate anat. yumuşak damak. soft pedal piyanonun sesini yumuşatmak için kullanılan pedal. soft sell A.B.D., k.dili. baskı yapmadan ikna etme. soft soap arapsabunu, yumuşak sabun; k.dili. yağcılık, dalkavukluk. soft water tatlı su, içinde maden tuzu bulunmayan su. softish s. yumuşakça. softly z. yavaş yavaş; tatlılıkla. softness i. yumuşaklık. softy i. aşırı duygusal kimse; hanım evlâdı.
 
Çeviri soft-boiled
s. az pişmiş, rafadan (yumurta).
 
Çeviri soft-shelled
s. yumuşak kabuklu (yengeç, kaplumbağa); ılımlı.
 
Çeviri soft-soap
f., k.dili. yağlamak, ayartmak.
 
Çeviri soft-spoken
s. tatlı dilli.
 
Çeviri soft-toned
s. tatlı sesli (çalgı).
 
Çeviri soft-voiced
s. tatlı sesli.
 
Çeviri softa
i., T. softa.
 
Çeviri softball
i. bir çeşit beysbol; bu oyunda kullanılan top.
 
Çeviri soften
f. yumuşatmak, mülâyimleştirmek, gevşetmek; teskin etmek, yatıştırmak; yumuşamak, mülâyimleşmek; yatışmak. softening of the brain tıb. beyin zarının yumuşaması, colloq. beyin sulanması.
 
Çeviri softhearted
s. yumuşak kalpli, yufka yürekli, merhametli.
 
Çeviri software
i. kompütöre verilen plan, program ve belletmeler.
 
Çeviri softwood
i. çam; tahtası yumuşak olan ağaç.
 
Çeviri soggy
s. iyice ıslanmış, sırsıklam; ağır. sogginess i. sırsıklam bir halde olma.
 
Çeviri soi-disant
s., Fr. sözde.
 
Çeviri soigne
s., Fr. bakımlı, iyi giyinmiş, colloq. iki dirhem bir çekirdek.
 
Çeviri soil
i. toprak; ülke; gelişme ortamı, yuva. alluvial soil aluvyonlu toprak. one's native soil ana vatan. poor soil verimsiz toprak. rich soil verimli toprak.
 
Çeviri soil
f., i. kirletmek, lekelemek; namusuna leke sürmek; kirlenmek, lekelenmek; i. leke, kir; çirkef, pislik, çöp; gübre.
 
Çeviri soil
f. hayvanları taze otla beslemek, semirtmek.
 
Çeviri soilage
i. yeşillik, yeşil ot (yem olarak).
 
Çeviri soiree
i. suvare, gece toplantısı.
 
Çeviri soja
i. soya fasulyesi.
 
Çeviri sojourn
f., i. kalmak, geçici olarak kalmak, misafir olmak; i. konukluk, misafir olarak kalma. sojourner i. misafir, konuk.
 
Çeviri sol
i. güneş; eski Romalıların güneş tanrısı.
 
Çeviri sol
i., kim. koloidal eriyik, koloit.
 
Çeviri sol
i., müz. sol noktası, gamda beşinci nota.
 
Çeviri sol-fa
f., i. gam notalarını sesle vermek; i. notaların isimleri.
 
Çeviri sola
bak. solus.
 
Çeviri solace
i., f. teselli, teselli sebebi; f. teselli etmek, kederini hafifletmek.
 
Çeviri solan
i. sümsük kuşu, zool. Sulidae.
 
Çeviri solar
s. güneşle ilgili; güneşe göre hesaplanan; güneş etkisiyle meydana gelen, şemsi. solar eclipse güneş tutulması, gün tutulması, küsuf. solar month ay. solar plexus anat. güneş sinirağı; k.dili. karın boşluğu. solar spectrum güneş tayfı. solar spots güneşin üzerinde görülen lekeler, solar system astr. güneş sistemi. solar wind güneşten çıkan yüklü zerrelerin cereyanı. solar year şemsi yıl, güneş yılı.
 
Çeviri solarium
i. güneş banyosu yapılan etrafı camla çevrili yer, solaryum.
 
Çeviri solarize
f. güneş ışığına maruz bırakmak; foto. klişeyi güneş ışığına fazla maruz bırakarak bozmak. solarization i. güneş ışınlarının etkisi; foto. klişeyi güneşe fazla maruz bırakarak bozma.
 
Çeviri solatium
i. (çoğ. -tia) tazminat.
 
Çeviri sold
bak. sell.
 
Çeviri solder
i., f. lehim; yapıştırıcı madde; f. lehimlemek; yapıştırmak. soldering iron havya.
 
Çeviri soldier
i., f. asker, nefer, er; karınca yuvasının bekçiliğini yapan iri karınca; f. askerlik yapmak; k.dili. işten kaçınmak, çalışır görünmek, kaytarmak. soldier of fortune bir çıkar veya macera için askerlik yapan kimse. an old soldier eski asker; tecrübeli ve bilgili adam. every inch a soldier sapına kadar asker. tin soldier oyuncak asker. soldierlike s. askere yakışır, askerce. soldierly s. asker gibi, askercesine.
 
Çeviri soldiery
i. askerler, asker sınıfı; askerlik.
 
Çeviri soldo
i. (çoğ. -di) eski bir İtalyan parası.
 
Çeviri sole
i., f. taban, ayak veya ayakkabı tabanı; f. ayakkabıya pençe vurmak. sole leather taban köselesi.
 
Çeviri sole
i. dilbalığı, zool. Solea vulgaris.
 
Çeviri sole
s. tek, yalnız, biricik, yegâne, başlı başına; huk. evlenmemiş, bekâr. solely z. yalnız, ancak, sadece.
 
Çeviri solecism
i. dilbilgisi kurallarının dışına çıkma; deyim hatası; aykırı tutum veya davranış.
 
Çeviri solemn
s. ağır başlı, vakur; heybetli; ciddi; kutsal veya aziz tutulan; dinsel, dini törenle yerine getirilen; resmi, kanuna uygun. solemnly z. ciddiyet ve vakarla.
 
Çeviri solemnity
i. ağır başlılık, vakar; ciddiyet; kutlama töreni; dini tören; heybet; heybet verici şey; huk. resmiyet.
 
Çeviri solemnize
İng. -nise f. resmen icra etmek; resmi ayin yapmak. solemnization i. resmen icra.
 
Çeviri solenoid
i., elek. solenoit, sarmal bobin.
 
Çeviri soleplate
i., mak. taban levhası.
 
Çeviri solfatara
i., jeol. kükürt benzeri gazlar yayan volkan ağzı; püskürme.
 
Çeviri solfeggio
i. (çoğ. -gi) müz. solfej.
 
Çeviri solicit
f. rica etmek, rica ederek istemek, rica ederek davet etmek; yalvarmak, kışkırtmak, tahrik etmek, teşvik etmek. solicitation i. isteme, talep, rica; davet, tahrik.
 
Çeviri solicitor
i. rica eden kimse, aracı; devlet dairesinde hukuk müşaviri; İng. davavekili. Solicitor General başsavcı, müddeiumumi.
 
Çeviri solicitous
s. meraklı, endişeli, vesveseli; istekli, arzulu. solicitously z. merakla, endişe ile. solicitousness i. meraklılık, endişelilik.
 
Çeviri solicitude
i. merak, kuruntu, vesvese; arzu, iştiyak; endişe konusu olan şey, dert.
 
Çeviri solid
s., i. katı; sağlam; som; pek, sıkı, yoğun; kesiksiz; bütün, tam; gerçek; birleşik; üç boyutlu; güvenilir, devamlı, kesintisiz, fasılasız; i. katı madde; üç boyutluluk. solid comfort ciddi ve sürekli rahat. solid food katı yiyecek. solid geometry uzay geometri. solid measure katı cisimlere mahsus ölçü birimi, oylum ölçüleri. a solid hour tam bir saat. a solid man sağlam adam. be solid for ittifakla bir kimsenin tarafını tutmak. solidity i. katılık; metanet, kuvvet, sağlamlık. solidly z. oy birliğiyle, ittifakla; sağlam. solidness i. katılık; sağlamlık.
 
Çeviri solid-state
s. transistorlu; radyo tüpü olmayan. solid-state physics katı maddelerle uğraşan fizik dalı.
 
Çeviri solidarity
i. dayanışma, tesanüt, birlik.
 
Çeviri solidification
i. katılaştırma; mücessem şekil verme.
 
Çeviri solidify
f. katılaştırmak, katılaşmak; tahkim etmek, kuvvetlendirmek.
 
Çeviri solidus
i. (çoğ. -di) Lat. Bizans İmparatorluğunda altın sikke; taksim işareti.
 
Çeviri solifidian
s., i., ilah. halas için yalnız imanın kafi olduğuna inanan (kimse).
 
Çeviri soliloquy
i. kendi kendine konuşma. soliloquize f. kendi kendine konuşmak.
 
Çeviri solipsism
i, fels. tekbencilik, solipsizm. solipsist i. tekbenci kimse.
 
Çeviri solitaire
i. tek taş mücevher; tek başına oynanılan kağıt oyunu.
 
Çeviri solitary
s., i. yalnız, münferit; ıssız, tenha; kasvetli; tek, bir; tek başına; i. münzevi kimse. solitary confinement hücre hapsi.
 
Çeviri solitude
i. yalnızlık, tek başına olma; ıssız yer, tenha yer.
 
Çeviri solleret
i. ortaçağda zırhı tamamlayan esnek çelik ayakkabı.
 
Çeviri solmization
i., müz. solfej, solfej yapma.
 
Çeviri solo
i. (çoğ.-s,-li) s., f. solo; iskambilde iki veya üç ortağa karşı tek başına oynanan oyun; s., müz. tek ses veya çalgı için, solo; f. tek başına uçak kullanmak (ilk olarak). soloist i. solist.
 
Çeviri solomon
i. Hazreti Süleyman. solomonic s. Hazreti Süleyman gibi dirayetli, hikmet sahibi.
 
Çeviri solomonsseal
i. mührü Süleyman, bot. Polygonatum.
 
Çeviri solon
i., Yu. tar. Atinalı kanun koyucusu Solon; dirayetle, kanun yapan kimse.
 
Çeviri solstice
i., astr. gündönümü, gün durumu. summer solstice yaz gündönümü. winter solstice kış gündönümü. solsti'tial s. gündönümüne ait.
 
Çeviri soluble
s. eritilebilir, halledilebilir; çözülebilir, halli mümkün. solubility, solubleness i. erime kabiliyeti.
 
Çeviri solus
( dişil) sola s., Lat. yalnız (özellikle sahnede yalnız bulunan oyuncu).
 
Çeviri solute
i., kim. erir madde.
 
Çeviri solution
i. eriyik; erime, hal; mahlul; çare, çözüm; izah, halletme; tıb. bir hastalığın kriz devresi veya nihayeti; huk. borcun tesviyesi; mat. çözüm.
 
Çeviri solve
f. halletmek, çözmek, cevabını bulmak; huk. tesviye etmek. solvability i. çözülebilirlik. solvable s. hallolunur, çözülür; erir.
 
Çeviri solvent
s., i. bütün borçlarını ödemeye muktedir; eritici; çözücü; i. çözümleyici şey; eritici sıvı. solvency i. bütün borçlarını ödeme iktidarı.
 
Çeviri soma
i. (çoğ. -mata) gövde, soma.
 
Çeviri somalia
i. Somali.
 
Çeviri somatic
s., biyol. gövdesel.
 
Çeviri somato-
(önek) gövde.
 
Çeviri somatology
i. somatoloji, insan vücudunu inceleyen ilim dalı; antropolojinin insanın fizik yapısı ile ilgilenen dalı. somatologic(al) s. somatoloji ile ilgili.
 
Çeviri somber
s. koyu, karanlık, loş; kasvetli, can sıkıcı, sıkıntılı. somberly z. loşça; kasvetle. somberness i. loşluk, kasvetlilik.
 
Çeviri sombrero
i. geniş kenarlı şapka, sombrero.
 
Çeviri some
s., z., zam. bazı; bir; birtakım; birkaç, biraz, bir miktar, bir hayli, epeyce; A.B.D., k.dili. hatırı sayılır; z. yaklaşık olarak, takriben; zam. bazı.
 
Çeviri some
(sonek) cisim: chromosome.
 
Çeviri some
(sonek) -ci, -ce: quarrelsome.
 
Çeviri somebody
zam., i. biri, birisi, bir kimse; i. hatırı sayılır kimse, büyük şahsiyet.
 
Çeviri someday
z., A.B.D., k.dili. bir gün.
 
Çeviri somehow
z. bir yolunu bulup, her nasılsa. somehow or other her nasıl olursa olsun.
 
Çeviri someone
zam., i. birisi; i. bir kimse.
 
Çeviri someplace
z., k.dili. bir yere, bir yerde.
 
Çeviri somersault , somerset
i., f. taklak, perende; f. taklak atmak, perende atmak.
 
Çeviri something
i. bir şey; bir parça şey; olağanüstü bir şey; falan.
 
Çeviri sometime
s., z. eski, sabık; z. bir zaman, ilerde, evvelce.
 
Çeviri sometimes
z. bazen, ara sıra.
 
Çeviri someway
z. bir yolunu bulup.
 
Çeviri somewhat
z., i. biraz, bir dereceye kadar; i. bir parça, bir şey; önemli kimse veya şey.
 
Çeviri somewhere
z., i. bir yere, bir yerde; i. bir yer.
 
Çeviri somewise
z. bir yönde. in somewise bir noktada.
 
Çeviri somnambulism
i. uyur gezerlik. somnambulate f. uykuda gezmek. somnambulation i. uykuda gezme. somnambulist i. uyurgezer kimse. somnambulistic s. uykuda gezer gibi.
 
Çeviri somniferous , somnific
s. uyku getirici, uyutucu; uyuşturucu.
 
Çeviri somniloquy
i. sayıklama, uykuda konuşma; sayıklanan sözler.
 
Çeviri somnolence,cy
i. uyku basması, uykulu hal, ağırlık.
 
Çeviri somnolent
s. uykusu gelmiş, uyku basmış; uyku getiren. somnolently z. uyku getirecek şekilde.
 
Çeviri son
i. oğul, erkek evlât, çocuk, evlât; b.h. Hazreti İsa. son of a bitch, kıs. s.o.b. (kaba) it oğlu it, kancık, piç oğlu piç. son of a gun it kırıntısı; Hay Allah !
 
Çeviri son-in-law
i. damat.
 
Çeviri sonant
s., i. ses veren, sesli; i., dilb. ünlü.
 
Çeviri sonar
i. deniz radarı, sonar.
 
Çeviri sonata
i., müz. sonat.
 
Çeviri sonatina
i. müz. sonatcık, sonatin.
 
Çeviri song
i. şarkı, yır, türkü, ır, nağme; lirik şiir; şiir, destan; fig. nakarat; cüzi şey, ucuz fiyat. song and dance (tiyatro) şarkılı kısa oyun; A.B.D., k.dili. uydurma mazeret veya bahane; A.B.D., k.dili. saçma, boş laf. Song of Solomon veya Song of Songs Eski Ahitte bir kitabın ismi, Neşideler Neşidesi. song sparrow ötücü bir cins serçe, zool. Melospiza melodia. for a song çok ucuza, yok pahasına.
 
Çeviri songbird
i. ötücü kuş.
 
Çeviri songbook
i. şarkı kitabı.
 
Çeviri songster
i. şarkıcı, okuyucu, hanende; ötücü kuş; şair; halk şarkıları kitabı. songstress i. şarkıcı kadın.
 
Çeviri sonic
s. sesle ilgili; hızı sese yaklaşan. sonic barrier ses duvarı. sonic boom ses duvarını aşan bir uçağın sebep olduğu patlama sesi.
 
Çeviri soniferous
s. ses çıkaran, sesli.
 
Çeviri sonnet
i., f., edeb. sone; f. sone şeklinde şiir yazmak. sonneteer i., f. sone yazan şair; f. sone yazmak.
 
Çeviri sonny
i., k.dili. oğlum, evladım, yavrum.
 
Çeviri sonometer
i. ses ölçen cihaz, sonometre.
 
Çeviri sonorant
i., dilb. selenli ses.
 
Çeviri sonority
i. seslilik; ses dolgunluğu veya yüksekliği.
 
Çeviri sonorous
s. sesli, ses veren, sedalı; yüksek ses çıkaran; tınlayan, yankılı; etkili, üstün (ses, dil veya terim). sonorousness i. dolgun seslilik. sonorously z. dolgun sesle.
 
Çeviri sonship
i. oğulluk sıfatı.
 
Çeviri soon
z. hemen, şimdi, derhal, çok geçmeden; çabuk, süratle; kolayca, kolaylıkla; tercihen. sooner or later er geç. as soon as derhal, hemen. I would as soon go as not. Bana göre gitmekle gitmemek birdir. Gitsem de bir, gitmesem de. no sooner than olur olmaz.
 
Çeviri sooner
i., A.B.D., (argo) vaktinden önce davranıp en gözde hazine arsasına ucuza konan kimse.
 
Çeviri soot
i., f. is, kurum; f. ise bulaştırmak.
 
Çeviri sooth
i., s., (eski) gerçek, hakikat, doğruluk; s. gerçek, doğru; yatıştırıcı; pürüzsüz. in sooth hakikatte, gerçekte.
 
Çeviri soothe
f. yatıştırmak, teskin etmek, yumuşatmak; rahat ettirmek, mülâyimleştirmek, hafifleştirmek. soothing s. yatıştırıcı. soothingly z. yatıştırıcı bir şekilde.
 
Çeviri soothfast
s., eski gerçek, hakiki; hakikatli, sadık.
 
Çeviri soothsay
f. (-said, -saying) gaipten haber vermek, geleceği söylemek. soothsaying i. kehanet, falcılık.
 
Çeviri soothsayer
i. kâhin, gaipten haber veren kimse.
 
Çeviri sooty
s. isli, kurumlu. sootiness i. islilik.
 
Çeviri sop
i., f. (-ped, -ping) sıvıda yumuşatılmış şey; tirit; yatıştırıcı şey; sus payı, susmalık; f. sıvıya batırmak, banmak; iyice ıslatmak; ıslanmak, içine geçmek (yağmur). sop up emmek.
 
Çeviri sop.
kıs. soprano.
 
Çeviri sophism
i. sofizm, bilgicilik, safsata.
 
Çeviri sophist
i. sofist; k.h. safsatacı kimse, yalan sözlerle başkalarını ikna etmeye çalışan kimse.
 
Çeviri sophister
i. sofist; İng. bazı üniversitelerde ikinci veya üçüncü sınıf öğrencisi.
 
Çeviri sophistic,-tical
s., i. sofistçe, safsata kabilinden; i. sofistlerin sanat veya yöntemleri. sophistically z. sofistçe davranışlarla. sophisticalness i. sofistlik taslama.
 
Çeviri sophisticate
f. masumluğunu kaybettirmek; tecrübelendirmek; nad. hile ve safsata karıştırmak; aydınlaştırmak; hile ve safsata öğreterek ahlâkını bozmak. sophisticated s. bilgiç olan, kültürlü, görmüş geçirmiş; incelikli; bilmiş; karmaşık; ileri, teferruatlı (teçhizat); ukalâ, çokbilmiş; yapmacık, suni. sophistication i. incelikli düşünce veya davranışlar; karmaşıklık; çok bilmişlik.
 
Çeviri sophistry
i. safsata, yanıltmaca; sofistlik.
 
Çeviri sophocles
i. Sofokles.
 
Çeviri sophomore
i., A.B.D. lise ve üniversitede ikinci sınıf talebesi. sophomor'ic(al) s. ikinci sınıf talebesine ait; bilgiçlik taslayan; pişmemiş, toy; üslup ve davranışlarında aşırılığa kaçan.
 
Çeviri sophy
i. eskiden İran hükümdarı.
 
Çeviri soporiferous
s. uyku getiren, uyutucu. soporiferousness i. uyku getirici durum.
 
Çeviri soporific
s., i. uyku getiren, uyutucu (ilâç).
 
Çeviri soppy
s. tirit gibi; sırsıklam, çok ıslanmış; yağmurlu; İng., (argo) aşırı duygusal.
 
Çeviri sopranino
i. sopranodan daha tiz sesli alet.
 
Çeviri soprano
i. (çoğ.- s, -ni) s., müz. soprano; s. sopranoya ait.
 
Çeviri sorb
i. üvez, bot. Pirus sorbus.
 
Çeviri sorbefacient
s. emdirici.
 
Çeviri sorcerer
i. büyücü, sihirbaz. sorceress i. büyücü kadın. sorcery i. büyü, sihir; büyücülük.
 
Çeviri sordid
s. kirli, pis; alçak, sefil; çıkarcı, paragöz; zool. çamur renkli. sordidly z. alçakça, sefilâne; hasisçe. sordidness i. pislik, alçaklık, sefillik; hasislik, pintilik.
 
Çeviri sordine
i., müz. çalgının sesini kısmaya mahsus cihaz, sordin.
 
Çeviri sore
s., i., z. dokununca acıyan; çok hassas; kederli, müteessir, mustarip; k.dili. kızgın, sinirli; şiddetli, aşırı, âcil; sinirlendirici, çıldırtıcı; i. yara; acıyan yer; acı veren şey; z., eski şiddetle, fena sürette. sore spot, sore subject nazik konu. sore throat boğaz ağrısı. You're a sight for sore eyes! Gözümüzü gönlümüzü açtınız. sore'ly z. fena surette; çok, pek çok, şiddetle. soreness i. acılık.
 
Çeviri sorehead
i., A.B.D., (argo) yenilgiyi hazmedemeyen kimse, kinci kimse.
 
Çeviri sorghum
i. süpürgedarısı, bot. Sorghum.
 
Çeviri sorites
i., man. zincirleme kıyas.
 
Çeviri sorority
i. özellikle üniversitelerde kızlar birliği.
 
Çeviri sorosis
i., bot. dut veya ananas gibi birçok çiçeklerden hâsıl olan bileşik meyva.
 
Çeviri sorrel
i. kırmızımsı kahverengi, kızıl doru, kula (at donu); üç yaşında erkek geyik.
 
Çeviri sorrel
i. kuzukulağı, bot Rumex acetosa. sheep sorrel küçük kuzukulağı, bot. Rumex acetosella.
 
Çeviri sorrow
i., f. keder, elem, esef hüzün, gam, üzüntü; nedamet, pişmanlık; dert, keder verici şey; f. kederlenmek, esef etmek, ıstırap çekmek; matem tutmak.
 
Çeviri sorrowful
s. kederli, elemli, hazin, keder verici. sorrowfully z. hazin bir şekilde, elemle. sorrowfulness i. hüzün, keder, elem.
 
Çeviri sorry
s. üzgün, kederli, hüzünlü, gamlı; üzücü, elemli; kasvetli; pişman; acı, müteessif. He made a sorry spectacle of himself. Kendi kendini rezil etti. I feel sorry for her. Ona acıyorum. I'm sorry, but I can't come. Özür dilerim, gelemem. She was sorry she hadn't done her lessons. Derslerini yapmadığına pişman oldu. sorrily z. hüzünle. sorriness i. hüzün, üzgünlük, kederlilik.
 
Çeviri sort
i. çeşit, tür, nevi; usul, yol, tarz; soy, tabiat. sort of k.dili. oldukça. after a sort bir dereceye kadar. in some sort bir derecede. of sorts sıradan. out of sorts k.dili. rahatsız, keyifsiz; gücenik, dargın, küskün.
 
Çeviri sort
f. ayırmak, ayıklamak, sınıflandırmak; birlik olmak. sortable s. sınıflandırılabilir.
 
Çeviri sorthing , storting
i. Norveç parlamentosu.
 
Çeviri sortie
i., ask. yarma hareketi, huruç.
 
Çeviri sortilege
i. kura ile fala bakma, falcılık.
 
Çeviri sorus
i. (çoğ. -ri) bot. eğrelti otu yaprakları arkasındaki tohum kümesi.
 
Çeviri sos
SOS (eskiden tehlike halinde özellikle gemiler tarafından telsizle verilen imdat sinyali).
 
Çeviri sosk
f., i. iyice ıslatmak, sırılsıklam etmek; suda bırakıp ıslatmak;(up veya in ile) emmek veya içine çekmek; içine girmek; (up ile), colloq. (bir bilimi) yutmak; ıslanmak; içine geçmek; k.dili. (fazla içki) içmek; A.B.D., (argo) kazıklamak; A.B.D., (argo) yumruklamak; i. ıslanma, ıslatma; içinde bir şey ıslatılan sıvı; (argo) ayyaş kimse. soaking s. ıslatan, ıslatıcı.
 
Çeviri soso
s., z. vasat, sıradan, ne iyi ne kötü; z. şöyle böyle, orta karar.
 
Çeviri sostenuto
i., müz. uzatarak çalma veya söyleme tarzı.
 
Çeviri sot
i. bekri kimse, ayyaş kimse.
 
Çeviri sot
s., leh. inatçı, direngen.
 
Çeviri soteriology
i., ilah. Hazreti İsa'ya itikat ederek kurtulma doktrini. soteriologic(al) s. bu doktrine ait.
 
Çeviri sothic , sothiac
s., astr. Büyük köpek yıldızına aitç Sothic year eski Mısır hesabına göre 365 gün 6 saatlik güneş yılı.
 
Çeviri sottish
s. sarhoş, küfelik; ayyaş; alık, salak. sottishly z. ayyaşça. sottishness i. ayyaşlık.
 
Çeviri sotto voce
alçak sesle, kendi kendine.
 
Çeviri sou
i. eski bir ufak Fransız parası. I don't have a sou. Beş param yok.
 
Çeviri soubrette
i., Fr. operet ve güldürülerde oynak hizmetçi kız rolündeki oyuncu, subret; hoppa genç kadın.
 
Çeviri souchong
i. siyah çin çayı.
 
Çeviri souffle
s., i. içi boş, şişirilerek pişirilmiş; i., ahçı. sufle.
 
Çeviri souffle
i., tıb. vücudun bazı organlarında aletle işitilen hırıltı.
 
Çeviri sough
i., f. uğultu; f. uğuldamak.
 
Çeviri sought
bak. seek.
 
Çeviri soul
i. ruh, can; zenci müziğinin uyandırdığı heyecan veya his; fels. tin; hissiyat, maneviyat; öz, nüve; kök, temel; canlılık; şahıs, kişi, kimse. soul brother A.B.D. zenci soydaş. soul food A.B.D. Güneyli zencilere özgü yemek.
 
Çeviri soul-searching
i. kendi kendini inceleme, kendine eğilme.
 
Çeviri soulful
s. duygulu, hisli, anlamlı, manalı. soulfully z. duygulu bir şekilde. soulfulness i. duygululuk, hislilik.
 
Çeviri soulless
s. ruhsuz, hissiz, duygusuz, cansız.
 
Çeviri sound
i., f. ses, seda, avaz; ima, anlam, mesaj; gürültü, şamata; ses erimi; f. ses çıkarmak, ses vermek; yüksek sesle ilân etmek; gibi görünmek; çalınmak, ötmek; ses çıkarttırmak, çalmak, öttürmek; açıkça övmek, herkesin içinde methetmek; tıb. ses çıkarttırarak muayene etmek. sound and light açık havada tarihi konulu gösteri. sound barrier ses duvarı. sound effects (tiyatro, radyo) efekt, konuşma seslerinin dışındaki sesler. sound film sesli sinema filmi. sound off colloq. kükremek. sound track sinema filminde ses yolu. sound wave ses dalgası. within sound ses işitilebilecek mesafede. soundless s. sessiz, sedasız.
 
Çeviri sound
s., z. sağlam, kusursuz; sıhhatli, salim, esen; emin, emniyetli; doğru, sahih; iyi, tam; mükemmel; derin (uyku); geçerli, kanuni, sağlam; z. derin derin. soundly z. derin derin (uyku); mükemmelen; tamamen. soundness z. sağlamlık, sıhhat; doğruluk, geçerlik.
 
Çeviri sound
i. geniş boğaz; solungaç.
 
Çeviri sound
f., i. iskandil etmek, derinliğini yoklamak; bir kimsenin fikrini anlamaya çalışmak; tıb. sonda ile muayene etmek; çok derine dalmak; i. mil, sonda.
 
Çeviri soundboard
i., sounding board keman gövdesi gibi sesi aksettirme vasıtası; ses yansıtıcısı; tasarlanan şeyin etkisini ölçmek için denenen kimse.
 
Çeviri sounder
i. ses veren cihaz; telgraf alıcısı; iskandil; mil, sonda.
 
Çeviri sounding
i. iskandil etme, derinliğini yoklama, sondaj; çoğ. iskandil edilen suyun derinliği. sounding line iskandil ipi veya teli.
 
Çeviri soundproof
s., f. ses geçirmez, ses vermez; f. ses geçirmez hale koymak.
 
Çeviri soup
i. çorba; et suyu; kim. temel elemanların karışımı; foto. banyo eczası; (argo) yoğun sis; A.B.D., (argo) nitrogliserin. soup kitchen fakirlere parasız çorba dağıtılan mutfak, imaret. soup ticket parasız çorba almak için vesika. soup up A.B.D., (argo) (otomobil motorunu) güçlendirmek. from soup to nuts mükellef, iğneden ipliğe. in the soup (argo) başı dertte, sıkıntıya düşmüş. pea soup bezelye çorbası; koyu sis. soup'y s. çorba gibi sulu; duygusal.
 
Çeviri soupson
i., Fr. bir nebze, bir tadımlık.
 
Çeviri sour
s., f., i. ekşi; ters, huysuz, hırçın, titiz; (eski) tatsız; asitli (toprak); acı, acıklı; f. ekşitmek, ekşimek; kesilmek, bozulmak; i. ekşi şey; ekşi içki; asit mahlülü ile yıkama. sour cherry vişne. sour cream ekşi krema, smetane. sour grapes ulaşılamayan şeye pis deme (Kedi ulaşamadığı ciğere pis der). go sour ekşimek; değerini kaybetmek, kötüye gitmek, bozulmak. sour'ish s. ekşice, mayhoş. sourly z. tersçe. sourness i. ekşilik; terslik.
 
Çeviri source
i. kaynak, menşe, köken; pınar, pınar başı, kaynak, memba; asıl, sebep, esas.
 
Çeviri sourdine
bak. sordine.
 
Çeviri sourdough
i. maya olarak kullanılan ekşi hamur; (argo) Alaska'da altın arayıcısı.
 
Çeviri sourpuss
i., (argo) mızmız kimse.
 
Çeviri souse
i., f. salamura; salamura turşusu; salamuraya bastırma; (argo) ayyaş kimse; f. tuzlamak, salamuraya bastırmak; sulu bir şeye batırıp çıkarmak, ıslatmak; (argo) kafayı çekmek, sarhoş olmak.
 
Çeviri souse
(eski), f., i., z. üstüne çullanmak; atmaca gibi üstüne atılmak; i. çullanma, üstüne atılma; z. baş aşağı hızla inerek, pike yaparak, dalarak.
 
Çeviri soutache
i., Fr. sutaşı, suyolu, harç, işlemeli kenar şeridi.
 
Çeviri soutane
i. papaz cüppesi.
 
Çeviri south
i., s., z., f. güney, cenup, kıble yönü; güney memleketi; b.h. (the ile) A.B.D.'nin güneydoğu eyaletleri; s. güneysel, cenubi, güneyden gelen; z. güneye doğru; güneyde; f. güneye yönelmek, güney tarafına dönmek. south by east kıble kerte keşişleme. south by west kıble kerte lodos. due south tam güneye doğru.
 
Çeviri south africa, republic of
Güney Afrika Cumhuriyeti.
 
Çeviri south america
Güney Amerika.
 
Çeviri south china sea
Güney Çin Denizi.
 
Çeviri south island
Güney Adası.
 
Çeviri south sea islands
Okyanusya.
 
Çeviri south seas
Güney Pasifik Okyanusu.
 
Çeviri south vietnam
Güney Vietnam.
 
Çeviri south yemen
Güney Yemen.
 
Çeviri south-southeast
i., s., z. güney güneydoğu.
 
Çeviri south-southwest
i., s., z. güney güneybatı.
 
Çeviri southbound
s. güneye yönelen.
 
Çeviri southeast
i., s., z. güneydoğu, keşişleme; z. keşişlemeye doğru. southeasterly z., s. keşişlemeye doğru; keşişlemeden (esen). southeastern s. keşişleme yönünde olan.
 
Çeviri southeaster
i., den. keşişleme rüzgârı veya fırtınası.
 
Çeviri southeastwardly
z. keşişleme yönünde.
 
Çeviri souther
i. güney fırtınası.
 
Çeviri southerly
s., z. güneye doğru olan; z. kıble tarafından veya kıbleye doğru.
 
Çeviri southern
s. güneysel, cenubi, güneyden gelen veya güneye ait. southern lights güney yarımkürede geceleri gökyüzünde görülen renkli ışıklar.
 
Çeviri southerner
i. Güneyli; A.B.D.'nin güneydoğu eyaletlerinden olan kimse.
 
Çeviri southernmost
s. en güneyde olan.
 
Çeviri southernwood
i. kara pelin, bot. Artemisia abrotanum; kafuriye, bot. Artemisia arborea.
 
Çeviri southing
i. güneye doğru mesafe.
 
Çeviri southland
i. güney bölgesi.
 
Çeviri southpaw
i., s., k.dili. solak oyuncu; s. solak.
 
Çeviri southron
s., i., İskoç. güneyli; b.h. Güneyli, İngiliz.
 
Çeviri southwards
z. güneye doğru.
 
Çeviri southwest
i., s., z. güneybatı, lodos yönü; s. lodosa doğru; lodostan esen; z. lodostan veya lodosa doğru. southwester i. şiddetli lodos rüzgârı; geniş kenarlı gemici şapkası. southwesterly s. lodostan veya lodosa doğru. southwestern s. lodos tarafında olan. southwestward(ly) z. lodosa doğru veya karşı.
 
Çeviri southwest africa
Güney-batı Afrika, Namibia.
 
Çeviri souvenir
i. yadigâr hatıra, andaç.
 
Çeviri souwester
bak. southwester.
 
Çeviri sovereign
s., i. âlâ, en yüksek; şahane; mutlak, bağımsız, müstakil; hükümdarca; çok tesirli (ilâç); i. hükümdar, kral, imparator; altın ingiliz lirası. sovereignly z. mutlak surette; hâkimane.
 
Çeviri sovereignty
i. egemenlik, hâkimiyet, hükümranlık.
 
Çeviri soviet
i., s. meclis, idare meclisi; Sovyet Rusya'da idare meclisi, Sovyet; s., b.h. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliğine ait. Soviet Russia Sovyet Rusya. Soviet Union Sovyetler Birliği.
 
Çeviri sow
i. dişi domuz; mad. erimiş maden oluğu; bu olukta yapılan maden külçesi. sow thistle eşek marulu, bot. Sonchus oleraceus.
 
Çeviri sow
f. (-ed, -ed veya sown) tohum ekmek, tohum saçmak; yaymak, saçmak, neşretmek. sow one's wild oats gençlikte çılgınlıklar yapmak, başında kavak yelleri esmek.
 
Çeviri sowbread
i. tavşankulağı, siklamen, buhurumeryem, bot. Cyclamen europaeum.
 
Çeviri sox
i., çoğ. şosetler.
 
Çeviri soy
i. soya; bu fasulyeden yapılan sos.
 
Çeviri soybean , soyabean
i. soya, bot. Glycine max.
 
Toplam 299 sonuç listeleniyor
Copyright © Dogrusozluk.com