Sözlük
Sponsor Bağlantılar
Çevir

EN 'ext' sonuçları
Çeviri extant
(s). halâ mevcut, baki,günümüze kadar gelen.
 

3D Oyunlar
Türkiye'nin en güzel ve ilk 3d oyun sitesi - 3doyunlar.net

 
Çeviri extemporaneous
(s). irticali, önceden yapılan bir hazırlığa dayanmayan. extemporaneously (z). doğaçtan, irticalen.
 
Çeviri extemporary
(s). irticalen yapılan veya söylenen, evvelce düşünülüp hazırlanmamış. extemporar'ily (z). irticalen.
 
Çeviri extempore
(z)., (s). irticalen, hazırlıksız olarak, ani olarak; (s). hazırlıksız.
 
Çeviri extemporize
(f). irticalen söylemek, hazırlıksız söz söylemek. extemporiza'tion (i). ani olarak tertipleme. extemporizer (i). irticalen söyleyen kimse.
 
Çeviri extend
(f). uzatmak, yaymak; genişletmek, büyütmek, tevsi etmek; kapsamına almak, teşmil etmek; uzamak, büyümek, sürmek; yetişmek, varmak; (ing)., (huk). kıymet takdir etmek. extended insurance (sig). müddeti uzatılan sigorta. extended order (ask). (den). açılma nizamı. extended type (matb). alışılmıştan geniş matbaa harfi. extendible,extensible (s). uzatılabilir. extensibil'ity (i). uzatılma veya uzama kabiliyeti.
 
Çeviri extensile
(s). uzatılabilir, uzatılması mümkün.
 
Çeviri extension
(i). uzatma, uzama, genişletme, büyütme, uzatılma, genişleme; (tıb.) kemik veya kasları yerine oturtmak için çıkık bir uzvu çekip uzatma; (tic). vadenin uzatılması. extension course öğrenci olmayanlar için açılan yardımcı kurs, dinleyici öğrenciler için açılan kurs.
 
Çeviri extensive
(s). geniş, yaygın, şümullü, vâsi, uzatılmış. extensively (z). geniş bir şekilde, yaygın olarak, ziyadesiyle, çok.
 
Çeviri extensor
(i)., (anat). bir uzvu çekip uzatan kas, açıcı, ekstensor.
 
Çeviri extent
(i). boy, uzunluk, mesafe, saha,büyüklük; kapsam, şümul; derece, mertebe,had; (huk). musadere emirnamesi, müsadere; (mat). uzanma. to a great extent büyük çapta. to the full extent of his power elinden geldiği kadar.
 
Çeviri extenuate
(f). azaltmak, eksiltmek, hafifletmek, mazur göstermek; ciddîye almamak, hafiften almak. extenuating circumstances (huk). hafifletici sebepler. extenua'tion (i). azaltma, hafifletme; ciddiye almama, hafiften alma. exten'uator (i). hafifletici sebep. exten'uatory (s). hafifletici; ciddiye almayan.
 
Çeviri exterior
(s)., (i). dış, harici, zahiri; hariçten gelen; yabancı memleketlere ait; (i). hariç, dış taraf dış, gösteriş, görünüş. exterior angle dış açı. exterior planets (astr). dünyanın yörüngesi dışında kalan gezegenler.
 
Çeviri exterminate
(f). imha etmek,yok etmek kökünü kazımak, bitirmek. extermina'tion (i). imha, izale. exter'minator (i). (fare böcek) imha eden ilâç veya şâhıs.
 
Çeviri extern
(s)., (i). çalıştığı kurumda geceleri yatmayan; (i). gündüzlü öğrenci: asistan veya stajyer doktor.
 
Çeviri external
(s)., (i). harici, dış, zahiri; gözle görülen, maddi; dıştan gelen arızi, yüzeysel; yabancı, ecnebi; (anat). vücudun dış kısmını ilgilendiren; (fels). dış dünyaya, algılanan dünyaya ait. externals (i). dışta veya yüzeyde kalan olaylar, durumlar, dış görünüş. external affairs harici iş1er. external'ity (i). harici olma,dışta kalma; dış görünüşe önem verme. exter'nally (z). harici olarak, dıştan.
 
Çeviri externalize
(f). maddileştirmek, haricileştirmek, cismanileştirmek.
 
Çeviri exterritorial
(bak). extraterritorial.
 
Çeviri extinct
(s). sönmüş, sönük; nesli tükenmiş, varisi olmayan; battal, ilga edilmiş,kaldırılmış yok edilmiş. extinct animal nesli tükenmiş hayvan. extinct volcano sönmüş yanardağ.
 
Çeviri extinction
(i). söndürme, sönme, imha; bir neslin tükenmesi; ortadan kaldırma; (fiz). ekstinksiyon.
 
Çeviri extinguish
(f). söndürmek, bastırmak, ortadan kaldırmak, bitirmek, yok etmek, imha etmek, izale etmek; (huk). feshetmek. extinguisher (i). yangın söndürme aleti, mum söndürmeye mahsus şamdan külâhı.
 
Çeviri extirpate
(f). kökünden sökmek, kökünü kazımak; izale etmek, yok etmek, imha etmek.
 
Çeviri extoll
(f). (Ied, ling) övmek, yüceltmek, lehinde konuşmak.
 
Çeviri extort
(f)., (huk). zorla almak, koparmak,gaspetmek, slang sızdırmak (para); zorla yaptırmak. extortion (i). zorla alma, zorbalık,kanunsuz şekilde baskı yaparak alma; zorla alınan şey; şantaj. extortioner, extortionist (i). zorla alan kimse, zorba kimse, görevini kötüye kullanan kimse.
 
Çeviri extortionaryate
(s). zorbalığa ait, zalim, insafsız, görevini kötüye kullanan.
 
Çeviri extra
önek dışarı, hariç; extra-legal kanun dışında kalan.
 
Çeviri extra
(s)., (z)., (i). fazla, gereksiz, zait, ayrı; üstün, âlâ, fevkalade; (z). fevkalade surette, ilâve olarak, ayrıca; (i). ekstra, zam, fazladan olan şey; ikinci, üçüncü v.s. baskı (gazete);(sin). ufak rollerde oynayan kimse. Dancingis an extra. Dans dersleri için ayrıca ücret ödenir.
 
Çeviri extract
(i). özet, hulâsa, öz, ruh; esans; seçilmiş parça, iktibas edilmiş kısım. beef extract et suyu özü. lemon extract limon özü.
 
Çeviri extract
(f). çıkarmak, çekmek; söyletmek, itiraf ettirmek; özetini veya özünü çıkarmak; seçmek; (bir kitap vb'nden bir parçayı) almak, iktibas etmek; suretini almak. extractable (s). çıkarılabilir. extractor (i). sökücü, çıkarıcı.
 
Çeviri extraction
(i). çıkarma, istihraç,çekme (diş); nesil, sülâle, nesep; özet, öz, hulâsa.
 
Çeviri extractive
(s). çıkarılabilir; çıkarıcı; doğal maddeleri işlemeye ait. extractive industries doğal maddeleri işleme endüstrisi.
 
Çeviri extracurricular
(s). ders programı dışında kalan.
 
Çeviri extradite
(f). suçluları iade etmek veya ettirmek. extraditable (s). iade edilebilir(suçlu). extradition (i). suçluları iade.
 
Çeviri extrados
(i)., (mim). bir kemerin dış çevresi; kemer sırtı, kubbe sırtı, bir kemerin tümsekli yüzeyi.
 
Çeviri extragalactic
(s)., (astr). Samanyolu'nun dışında olan.
 
Çeviri extrajudicial
(s). mahkeme veya dava dışı.
 
Çeviri extramundane
(s). maddesel evrenin dışında olan.
 
Çeviri extramural
(s). şehir veya okul duvarları dışında, okullar arası (karşılaşma).
 
Çeviri extraneous
(s). konu dışı mevzu haricî; dıştan gelen, yabancı, ecnebi. extraneously (z). konu dışı olarak; dıştan gelerek.
 
Çeviri extraordinary
(s). olağan üstü, fevkalade, nadir, garip,müstesna, özel bir durum için görevlendirilmiş. extraordinar'ily (z). fevkalade bir şekilde.
 
Çeviri extrapolate
(f). (mat). bir seride bilinen rakamları veya miktarları esas alarak bilinmeyenleri tahmin etmek, mana çıkarmak. extrapola'tion (i). bilinene dayanan tahmin.
 
Çeviri extrasensory
(s). bilinen duygulara dayanmayan. extrasensory perception altıncı his.
 
Çeviri extraterritorial
(s). bulunduğu memleketin kanunları dışında.
 
Çeviri extrauterine
(s)., (tıb.) rahmin dışında olan veya oluşan.
 
Çeviri extravagance, cy
(i). israf,aşırılık, ifrat, taşkınlık, delilik, saçmalık.
 
Çeviri extravagant
(s). tutumsuz, müsrif, aşırı, müfrit, çok pahalı, mübalâğalı, fazla. extravagantly (z). tutumsuzca, aşırı olarak,mubalâğa ile.
 
Çeviri extravaganza
(i). fantezi, zarif ve hayal gücüne dayanan müzik veya piyes.
 
Çeviri extravagate
(f). başıboş dolaşmak; müsrif olmak, haddi aşmak, ileri gitmek.
 
Çeviri extravasate
(f)., (tıb.) damarlardan dışarıya kan akıtmak veya akmak. extravasa'tion (i). bu çeşit akma; böyle akan kan.
 
Çeviri extreme
(s)., (i). son derece; müfrit, aşırı; en uçta veya kenarda olan; son; (i). sınır, bitiş noktası veya çizgisi, kenar, uç; son derece; (mat). denklem ve seride başlangıç veya bitiş noktası. extreme case olağan üstü bir örnek. go to extremes ifrata kaçmak, aşırı gitmek. extremely (z). ziyadesiyle, aşırı derecede. extremeness (i). ifrat, aşırılık.
 
Çeviri extremist
(i). ifrata kaçan kimse,aşırı giden kimse.
 
Çeviri extremity
(i). uç, nihayet, son, zirve; hudut, sınır; son derece; aşırı sıkıntı veya tehlike; aşırı davranış veya fikir. extremities el ve ayaklar. resort to extremities aşırı gitmek.
 
Çeviri extricate
(f). kurtarmak, çıkarmak,açmak, ayırmak. extricables kurtarılabilir, çıkarılabilir. extrica'tion (i). kurtarma, kurtulma, çıkarma, ayırma.
 
Çeviri extrinsic
(s). harici, dıştan gelen,arızi, esaslı olmayan, geçici; (fels). dışınlı, özdışlı. extrinsically (z). dıştan, hariçten, arızî olarak.
 
Çeviri extrorse
(s)., (bot). dışa bakan, dışa dönen.
 
Çeviri extroversion
(i)., (psik). ilginin içten dışa dönmesi, çevreyle ilgi kurma.
 
Çeviri extrovert
(i)., (psik). dışa dönük karakter, başkalarıyla ilgilenen kimse.
 
Çeviri extrude
(f). itip çıkarmak, ihraç etmek; suyunu çıkarmak, sıkmak. extruded rods yumuşak halde iken deliklerden geçirilen demir çubuklar. extrusion (i)., (mad). ihraç etme, çıkarma. extrusive (s). ihraç eden; fırlatan, püskürten; (jeol). püskürük (volkanik kaya).
 
Toplam 58 sonuç listeleniyor
Copyright © Dogrusozluk.com