Sözlük
Sponsor Bağlantılar
Çevir

EN 'en' sonuçları
Çeviri en
(sonek) kelimeleri sıfat, fiil, isim yapan ek.
 

3D Oyunlar
Türkiye'nin en güzel ve ilk 3d oyun sitesi - 3doyunlar.net

 
Çeviri en
i. N harfi; matb. basılan yazıların büyüklüğünü tayin için kullanılan ölçü, em ölçüsünün yarısı, yarım katrat.
 
Çeviri en passant
Fr. geçerken, sırası gelmişken, akla gelmişken. take the pawn en passant (satranç) piyadeyi an pasan vurmak.
 
Çeviri en-
(önek) e, içine (çok defa şiddet ifade eder).
 
Çeviri enable
f. muktedir kılmak, kuvvet vermek; yetki vermek, salâhiyet tanımak; imkân vermek, mümkün kılmak, kolaylaştırmak.
 
Çeviri enact
f. kanunlaştırmak; harekete geçirmek; karar vermek, hükmetmek; temsil etmek, canlandırmak, oynamak (rol). enactive s. yasama yetkisi olan, yapan, icra eden. enactment i. kanunlaştırma, kabul; kanun, kararname.
 
Çeviri enamel
i. emay, mine; emay gibi şey; diş minesi; emay işi. enamelware i. emay işi.
 
Çeviri enamel
f. (-led, -ling) minelemek, mine ile kaplamak; değişik renklerle süslemek; parlaklık vermek. enamelling i. mine işi.
 
Çeviri enamor
f. âşık etmek, meftun etmek, büyülemek, teshir etmek, kendine bağlamak; k.dili aklını başından almak. enamored of someone birine âşık, tutkun, meftun.
 
Çeviri enarthrosis
i., anat. enartros, oynak eklemlerin bir cinsi, mafsal.
 
Çeviri enate
s. anne tarafından akraba, anne soyundan gelen.
 
Çeviri enbloc
Fr. toptan, bir bütün halinde, hep birden
 
Çeviri encaenia
i., çoğ. bir şehrin kuruluşu veya bir kilisenin takdisi hatırasına düzenlenen tören.
 
Çeviri encage
f. kafese kapamak, kafese koymak.
 
Çeviri encamp
f. ordugâh kurmak, kamp kurmak. encampment i. ordugâh, kamp, karargah.
 
Çeviri encase
f. sandığa koymak, sandıklamak; kapamak, örtmek.
 
Çeviri encaustic
s., i., güz. san. tahta veya çömlek üzerine yakmak suretiyle tezyinat yapılmış olan; i. sıcak balmumu ile resim yapma, ısı vasıtasıyla renkleri sabitleştirme; bu gibi işler, çini, fayans.
 
Çeviri enceinte
s. gebe, hamile.
 
Çeviri enceinte
i. istihkâm muhiti; çevresi surla kuşatılmış saha veya şehir.
 
Çeviri encephalic
s., anat. beyne ait, dimaği. enceph'aloid s. beyin maddesine benzer.
 
Çeviri encephalitis
i., tıb. beyin iltihabı, ansefalit.
 
Çeviri encephalon
i. beyin, dimağ, ansefal.
 
Çeviri enchain
f. zincir ile bağlamak, zincire vurmak; kendine bağlamak, meftun etmek.
 
Çeviri enchant
f. büyülemek, teshir etmek, meftun etmek; kendinden geçirmek; k.dili aklını başından almak, çıldırtmak. enchanter i. büyüleyen kimse, büyücü. enchantress i. büyüleyen kadın, büyücü kadın. enchanting s. meftun edici, büyüleyici. enchantment i. sihir, büyü, meftun olma.
 
Çeviri enchase
f. süslü çerçeve geçirmek, oturtmak, süslemek; kakma, kabartma veya oyma işiyle tezyin etmek.
 
Çeviri enchilada
i. Meksika'da yapılan çok biberli bir börek.
 
Çeviri enchiridion
i. el kitabı.
 
Çeviri enchondroma
i., tıb. kıkırdaklı ur.
 
Çeviri enchorial
s. yerli; halka ait.
 
Çeviri encipher
f. şifre etmek, kapamak.
 
Çeviri encircle
f. etrafını çevirmek, kuşatmak, sarmak, ihata etmek; etrafını dolaşmak, devretmek.
 
Çeviri encirclement
i. kuşatma, ihata. policy of encirclement kuşatma politikası
 
Çeviri encl.
kıs. enclosed, enclosure.
 
Çeviri enclasp , inclasp
f. kucaklamak, sarmak.
 
Çeviri enclave
i. yabancı topraklarla kuşatılmış bölge; bir memleket veya şehirde yabancı ırka mensup kimselere mahsus yerleşme bölgesi; özel bir amaçla ayrılmış bölge; tıb. organ veya dokunun içine sarılmış şey.
 
Çeviri enclitic
i., s., gram. kendisinden önce gelen kelime ile birleşip bir kelime gibi okunan kelime, ekleme; s. mustenit. enclitically z. bitişik veya ekli olarak.
 
Çeviri enclose , inclose
f. kapamak, hapsetmek, sarmak, kuşatmak, çevirmek; zarf içine koymak, ilişikte göndermek; ihtiva etmek.
 
Çeviri enclosure,inclosure
i. kapama, kuşatma, çevirme; kapanma, çevrilme; kapanıp çevrilen şey, etrafı çit veya duvarla çevrili yer, zarf içine konulan şey, ilişikte gönderilen şey; mânia, çit.
 
Çeviri encode
f. sifre etmek, kapamak.
 
Çeviri encomiast
i. methiye yazan kimse, kaside yazarı.
 
Çeviri encomium
i. methiye, kaside.
 
Çeviri encompass
f. kuşatmak, etrafını sarmak, çevirmek; içine almak, ihtiva etmek . encompassment i. kuşatma, sarma, sarılma.
 
Çeviri encore
(ünlem), i., f., Fr. Bir daha ! Tekrar ! Bravo !; i. bir şarkının tekrar edilmesi isteği; bis parçası, ankor; f. bir şarkının tekrar edilmesini istemek. He had an encore Tekrar sahneye çağrıldı.
 
Çeviri encounter
f, i karşı karşıya gel mek; çarpışmak; karşılamak; rast gelmek; i. karşılaşma, rast gelme, tesadüf; dövüş.
 
Çeviri encourage
f. cesaret vermek, teşci etmek, teşvik etmek; himaye etmek. encouragement i. cesaret verme, teşvik etme, himaye etme.
 
Çeviri encouraging
s. ümit verici, cesaret verici, teşvik edici. encouragingly z. cesaret verici bir surette, teşvik ederek.
 
Çeviri encrimson
f. kırmızılaştırmak, kızıla boyamak.
 
Çeviri encroach
f. tedricen veya gizlice tecavüz etmek (hak, toprak, mülk vb'ne), el uzatmak. encroachment i. tecavüz, geçme, aşma.
 
Çeviri encrust , incrust
f. üstüne katıca bir kabuk çekmek, kabuk bağlamak, sert bir tabaka teskil etmek, kabuk tutmak.
 
Çeviri encumber
, incumber f. engel olmak, mani olmak; yüklemek, zorunluluk veya sorumluluk altında bırakmak. encumbrance i. yük, engel, mâni; çocuk, bakımından sorumlu olunan kişi; huk. borç, ipotek . without encumbrances çocuksuz; ipoteksiz, ilişiksiz. encumbrancer i., huk. bir başkasının mülkü üzerinde hakkı veya alacağı olan kimse.
 
Çeviri encyclical
s., i. tamim edilmiş; i. genelge, tamim, özellikle Papanın Katolik piskoposlara gönderdiği tamim.
 
Çeviri encyclopedia , paedia
i. ansiklopedi. encyclopedic s. ansiklopedik.
 
Çeviri encyclopedist
i. ansiklopediyi yazan veya derleyen veya bu işe katılan kimse; ansiklopedik bilgisi olan kimse. the Encyclopedists on sekizinci yüzyılın büyük Fransız Ansiklopedisini yazmış olan âlimler.
 
Çeviri encyst
f. kese teşkil etmek, kese içine almak veya alınmak. encysted tumor kese içinde bulunan ur.
 
Çeviri end
i. uç, son, nihayet, baş; akıbet, encam; gaye, amaç, niyet, maksat, meram; sonuç netice. end for end uçları ters çevrilmiş. end on den. baş başa, tam pruvada; tos vuruşu gibi baş başa. end to end s. sıra ile veya uç uca dizilmiş. at loose ends. boşlukta, gayesiz; işsiz, ortalıkta. at ones wit's end aklı başından gitmiş, şaşırıp kalmış. from beginning to end baştan sona. from end to end bir uçtan bir. uca go off the deep end k.dili kendini zor duruma sokmak, düşünmeden ileri atılmak; çok sinirlenmek, duygusal kontrolu kaybetmek; intihar etmek. in the end sonunda, nihayetinde. He is at the end of his tether çaresizlikten kıvranıyor. Bütün imkânlarını kullanmış. keep one's end up sorumluluğunu çok iyi bilmek; kendini gayet iyi savunmak. make an end of bitirmek, son vermek; mahvetmek, işini bitirmek, öldürmek. make both ends meet geçinebilmek, geliri giderine denk gelmek, ayağını yorganına göre uzatmak. no end sonsuz, pek çok. odds and ends ufak tefek şeyler. on end dik, dikine; mütemadiyen, üst üste put an end to son vermek to the end that gayesi ile. world without end ebediyen.
 
Çeviri end
f. bitirmek, son vermek, nihayete erdirmek; sonuna gelmek; ortadan kaldırmak, imha etmek; öldürmek; bitmek, tamam olmak, nihayete ermek; ölmek. end up bitirmek, son vermek; sonunda olmak.
 
Çeviri end product
istihsal edilen şeyler.
 
Çeviri end table
A.B.D. küçük masa, sehpa.
 
Çeviri endall
i. her şeyin sonu.
 
Çeviri endamage
f. bozmak, zarar vermek, hasara uğratmak.
 
Çeviri endanger
f. tehlikeye atmak.
 
Çeviri endear
f. sevdirmek. endearment i. okşama, sevgi ifade eden söz veya hareket.
 
Çeviri endeavor
f., i. yapmaya çalışmak; gayret etmek, çalışmak; i. emek, çaba, gayret.
 
Çeviri endemic
s., i. bir bölge veya zümreye mahsus, mahalli, her zaman görülen; i. böyle bir hastalık. endemical s. mahalli, yerli, yöresel; tıb. bölgesel ve devamlı.
 
Çeviri endermic
s., tıb. cilt içine işleyen, cilde surülen (ilâç).
 
Çeviri ending
i. son, nihayet, hitam; uç, baş; gram. takı, sonek.
 
Çeviri endive
i. hindiba, Frenk salatası, bot. Cichorium endivia.
 
Çeviri endless
s. sonsuz, ölümsüz, ebedi; namütenahi, bitmez tükenmez, sonu olmayan endlessly z. durmadan, bitmek tükenmek bilmeksizin. endlessness i. sonsuzluk, devamlılık.
 
Çeviri endlong
z. uzunluğuna; dik, dikine. end man (eski), A.B.D., tiyatro komedyen.
 
Çeviri endmost
s. uçtaki, en uzaktaki.
 
Çeviri endo-
(önek) içinde.
 
Çeviri endocardium
i., anat. kalbin iç zarı, endokard. endocardial s. kalbin içinde; kalbin iç zarına ait.
 
Çeviri endocarp
i., bot. meyvanın iç. dokusu, endokarp.
 
Çeviri endocrine
s., fizyol iç ifrazata ait .endocrine glands iç salgı bezleri, iç ifrazat guddeleri.
 
Çeviri endoderm
i., zool. iç deri, bağırsağın iç tabakası.
 
Çeviri endogamy
i. yalnız kabile veya zümre içinde evlenme. endogamous s. kabile içinde evlenen.
 
Çeviri endolymph
i., anat. endolenfa, iç kulakta bulunan bir sıvı.
 
Çeviri endomorph
i., mad. bir cins maden billuru içindeki diğer bir cins maden billuru; fizyol. nispeten kısa boylu, iri yapılı ve adaleli kimse, endomorfik tipte kimse.
 
Çeviri endoparasite
i., zool. bir hayvanın iç organlarında yaşayan asalak.
 
Çeviri endoplasm
i., biyol. protoplazmanın yumuşak iç tabakası, iç plazma.
 
Çeviri endorse, indorse
f. çek veya poliçenin arakasına imza etmek, ciro etmek, vesika arkasına bir şey yazmak; onaylamak, uygun bulmak. endorsee' i. poliçeyi hamil, poliçeyi elinde bulunduran kimse. endor'ser i. ciranta, bir senedi ciro eden kimse.
 
Çeviri endorsement
i. vesika arkasına atılan imza, ciro; tasdik. endorsement in full tam ciro. blank endorsement açık ciro, beyaz ciro.
 
Çeviri endoscope
i., tıb. endoskop, vucut içi boşluklarını aydınlatarak görülmesini sağlayan alet.
 
Çeviri endoskeleton
i., anat., zool. iç iskelet .
 
Çeviri endosmosis
bak. osmosis.
 
Çeviri endosperm
i., bot. endosperm, besidoku.
 
Çeviri endospore
i., bot. (spor) zarının iç tabakası; bakt. hücre içinde yetişen cinsiyetsiz spor; iç spor.
 
Çeviri endothermic
s., kim. endotermik, ısı alan, hararet alıcı
 
Çeviri endow
f., with ile irat bağlamak; bahşetmek, ihsan etmek, vakfetmek. endowed with malik, haiz. endowment i. Allah vergisi, doğuştan gelen özel kabiliyetler; bağış, teberru, vakıf, okul ve hastane gibi kurumların iane olarak toplanmış sermayesi. endowment insurance belirli bir sürenin bitiminde belirli bir meblâğın ödenmesini on gören sigorta.
 
Çeviri endpapers
i., matb. kitaplar; baş ve sonlarındaki boş yapraklar.
 
Çeviri endpiece
i. uçtaki parça, uç, baş.
 
Çeviri endue , indue
f. giymek; giydirmek, teçhiz etmek; vermek, tevdi etmek.
 
Çeviri endurance
i. tahammül, sabır, dayanma, kaldırma, tahammül gücü.
 
Çeviri endure
f. dayanmak, tahammül etmek, çekmek, kaldırmak, katlanmak; devam etmek, sürmek. endurable s. katlanılabilir, dayanılabilir.
 
Çeviri enduring
s. dayanıklı, sabırlı, tahammüllü; ebedi, devamlı.
 
Çeviri endways , -wise
z. dik, dikine; ucu ileriye doğru; uzunluğuna.
 
Çeviri enema
i., tıb. lavman, tenkıye, şırınga.
 
Çeviri enemy
i., s. düşman, hasım (olan).
 
Çeviri energetic
s. faal, enerjik, çalışkan, yorulmaz; kuvvetli, şiddetli. energetic measures şiddetli veya etkili tedbirler. energeti cally z. enerjik olarak.
 
Çeviri energize
f. enerji, güç veya kudret vermek; kudret sarfetmek, harekete geçmek.
 
Çeviri energumen
i. cinli, cin çarpmış kimse; herhangi bir şeye aşırı düşkünlüğü olan kimse.
 
Çeviri energy
i. enerji, erke, güre; kudret, kuvvet; faaliyet, gayret. Devote your energies to this Gayretinizi buna hasrediniz .
 
Çeviri enervate
f. zayıflatmak, gevşeklik vermek, kuvvet veya cesaretini kırmak, moralini bozmak. enerva'tion i. zayıflatma, kuvvetten düşürme, zayıflık. en'ervate(d) s. zayıflamış, gevşemiş, kuvvetten düşmüş.
 
Çeviri enface
f. yüz tarafına yazmak veya basmak (poliçe, fatura).
 
Çeviri enfamille
Fr. ailece, aile fertleri ile.
 
Çeviri enfant terrible
Fr. yaramaz çocuk, soru veya sözleriyle büyükleri güç durumda bırakan çocuk.
 
Çeviri enfeeble
f. zayıf düşürmek, dermansız bırakmak, mecalsiz bırakmak. enfeeblement i. zayıflatma, zayıflatılma.
 
Çeviri enfeoff
f., huk. tımar veya zeamet vermek, tımar şeklinde vermek. enfeoffment i. zeamet verme, tımar veya zeamet fermanı.
 
Çeviri enfetter
f. zincire vurmak .
 
Çeviri enfilade
i., f., ask. bir siper veya asker saffı boyunca ateş; f. bu şekilde ateş etmek.
 
Çeviri enfold , infold
f. katlamak, sarmak; kucaklamak, bağrına basmak.
 
Çeviri enforce
f. mecbur etmek, icbar etmek; zorla almak veya yaptırmak; uygulamak, tatbik etmek, yerine getirmek, yürütmek; kuvvetlendirmek. enforceable s. uygulanabilir, tatbik edilebilir. enforcement i. uygulama, tatbik. law enforcement officer polis.
 
Çeviri enfranchise
f. imtiyaz vermek, ayrıcalık tanımak; vatandaşlığa kabul etmek, oy kullanma hakkı tanımak; azat etmek, serbest bırakmak. enfranchisement i. vatandaşlık haklarının tanınması; azat etme, özgür kılma.
 
Çeviri engage
f. işe almak, tutmak, angaje etmek; işgal etmek, yer tutmak; söz almak, vaat ettirmek; dövüşmek, birbirine girmek, çarpışmak; ilgisini çekmek; meşgul etmek; nişanlanmak; vaat etmek, söz vermek, bağlanmak, taahhüt etmek; mak. birbirine geçmek, birbirine geçirmek, birbirine tutturmak. engage in ile meşgul olmak.
 
Çeviri engage
s., Fr. kendini adamış, ilgili.
 
Çeviri engaged
s. meşgul, tutulmuş; nişanlı; dövüşmekte; birbirine geçmiş. engaged column mim. yarısı duvarda yarısı meydanda olan direk.
 
Çeviri engagement
i. meşguliyet; nişanlanma; randevu; rehin; söz; vaat, taahhüt; çarpışma, dövüşme; belirli bir süre için ücretli iş; mülâkat; çoğ. borçlar. engagement ring nişan yüzüğü, alyans.
 
Çeviri engaging
s. çekici, cazip, hoşa giden.
 
Çeviri engarde
Fr. (eskrimde) kendini savunmaya hazır.
 
Çeviri engarland
f. çelenkle süslemek, çelenk takmak.
 
Çeviri engender
f. hâsıl etmek, vucuda getirmek, meydana çıkarmak; doğurmak, tevlit etmek.
 
Çeviri engine
i. makina, cihaz, lokomotif: tertibat. engine driver ing. makinist. engine house itfaiye merkezi; lokomotif deposu. engine room makina dairesi, makina odası . fire engine itfaiye arabası, yangın tulumbası.
 
Çeviri engineer
i., f. muhendis; makinist; den. çarkçı; f. mühendis sıfatıyla inşa etmek; idare etmek, yönetmek. chief engineer baş muhendis; den. çarkçı başı. civil engineer insaat mühendisi. electrical engineer elektrik mühendisi. mechanical engineer makina mühendisi. mining engineer maden mühendisi. electronical engineering elektronik mühendisliği. aeronautics engineering uçak mühendisliği. engineering i. mühendislik; makinistlik.
 
Çeviri enginery
i. makinalar; savaş araçları.
 
Çeviri engird , engirdle
f. kuşatmak, kemer gibi sarmak, ihata etmek.
 
Çeviri england
i. ingiltere .
 
Çeviri english
s., i. ingiliz, ingilizce; i. ingilizce; the ile ingiltere halkı, ingilizler; ingilizce tercüme; matb. ondört puntoluk harf; bilardo oyununda bilyeyi çok döndüren vuruş. English daisy ingiliz papatyası, bot. Bellis perennis. English sparrow serçe kuşu. English walnut ceviz. in plain English açık ingilizcesi, açıkçası. Middle English 1500 tarihinden evvelki ingilizce. Old English 1050 tarihinden evvelki ingilizce. the King's English temiz ingilizce. Modern English 1500 tarihinden sonraki ingilizce . Englishman i. ingiliz erkeği, ingiltereli erkek. Englishwoman i. ingiliz kadını.
 
Çeviri engorge
f. tıkanmak, kan hucum etmek; oburca yemek, informal silip süpürmek, yutmak, tıka basa yemek. engorgement i. tıkanma, kan hücumu; oburca yeme, tıkınma .
 
Çeviri engraft , ingraft
f. asılamak; dikmek.
 
Çeviri engrail
f. kenarını tırtıl veya kabartmalarla süslemek.
 
Çeviri engrain
f. boyayı iyice emdirmek; iliğine geçirmek; odun gibi görünmesini sağlamak.
 
Çeviri engram
i., biyol. hücre protoplazmasındaki devamlı değişme hali.
 
Çeviri engrave
f. hakketmek, kazmak, kalemle işlemek, kabartma işi yapmak. engraved on the mind hafızaya yer etmiş, zihne nakşolunmuş. engraver i. hakkak, oymacı.
 
Çeviri engraving
i. oyma klişeden çıkarılan resim; hakkâklık, oymacılık; hakkâk işi.
 
Çeviri engross
f. tutmak, zaptetmek, işgal etmek; iri yazı ile kopya etmek, (yazıyı) temize çekmek; tekel maksadıyla piyasayı tutmak, piyasada bulunan bir malı kapatmak. engross one's thoughts zihnini tamamen işgal etmek. engrosser i. piyasadaki malı kapatan veya istifeden kimse; yazıları temize çeken kimse. engrossing s. zihni tamamen meşgul eden, düşünmeye sevkeden. engrossment i. bir şeyle tamamen meşgul olma durumu; temize çekilmiş yazı; bir malı kapatma.
 
Çeviri engulf , ingulf
f. içinde kaybolmak; yutmak, girdap içine çekip yutmak. engulfment i. bu suretle yutma veya yutulma.
 
Çeviri enhance
f. (kıymet veya fiyatı) artırmak, ziyadeleştirmek, fazlalaştırmak, çoğaltmak. enhancement i. artma, çoğalma; artırma.
 
Çeviri enharmonic
s., müz. ikilik notalardan daha küçük entervallere ait.
 
Çeviri enigma
i. bilmece, muamma.
 
Çeviri enigmatic
s.bilmece kabilinden, karışık, anlasıaz, saşırtıcı. enigmat'ically z. anlaşılması zor bir surette.
 
Çeviri enjambment
i., (siir) bir cümle veya fikrin mısra sonunda bitmeyip birkaç mısrada devam etmesi.
 
Çeviri enjoin
f., to ve herhangi bir mastar ile emretmek, tembih etmek; hareket tarzını tayin etmek. I enjoined him to leave Ona gitmesini emrettim. from ve bağfiil ile menetmek, yasaklamak. I enjoined him from leaving Onun gitmesini menettim. enjoinment i. emir, yasaklama.
 
Çeviri enjoy
f. zevk almak, beğenmek, hoşlanmak, sevmek; kullanabilme yeteneğine sahip olmak. enjoy oneself zevk almak, keyfine bakmak, hoşça vakit geçirmek. enjoyable s. hoş, tatlı, zevkli, eğlenceli. enjoyably z. zevk alacak surette. enjoyment i. zevk, hoşlanma; bir şeyden zevk alabilme ve bu zevki kullanabilme yeteneği.
 
Çeviri enkindle
f. tutuşturmak, alevlendirmek, yakmak.
 
Çeviri enlace
f. sıkı sıkı sarmak, birbirine geçirmek, dolaştırmak.
 
Çeviri enlarge
f. büyültmek, genişletmek, çoğaltmak; büyümek genişlemek; huk. muhleti uzatmak; serbest bırakmak; upon ile tafsilâta girişmek. enlargement i. büyültme; büyüme; foto. agrandisman. enlarger i., foto. fotoğrafları büyültmeye mahsus cihaz.
 
Çeviri enlighten
f. ögretmek, bilgi vermek, içyüzünü anlatmak, aydınlatmak. enlightened s. bilgi edinmiş, aydın, münevver. enlightenment i. ilim, irfan, aydınlatma.
 
Çeviri enlist
f. kaydetmek; askere almak; yardımını temin etmek; gönüllü olarak askere gitmek; bir işe atılmak. enlistment i. kaydetme, kaydedilme, gönüllü asker yazma veya yazılma.
 
Çeviri enliven
f. canlandırmak, neşelendirmek, ferahlatmak.
 
Çeviri enmasse
toptan, hepsi birden.
 
Çeviri enmesh
f. ağa düşürmek, ağ gibi sarmak.
 
Çeviri enmity
i. düşmanlık, husumet kötü niyet besleme.
 
Çeviri ennead
i. dokuz taneden ibaret her hangi bir şey dokuz kişilik grup.
 
Çeviri ennoble
f. yükseltmek, ulvileştirmek, asalet vermek.
 
Çeviri ennous
Fr. söz aramızda.
 
Çeviri ennui
i. can sıkıntısı.
 
Çeviri enormity
i. alçaklık, habislik, iğrençlik, büyük kötülük.
 
Çeviri enormous
s. çok iri, pek büyük, müthiş, aşırı. enormously z. aşırı derecede.
 
Çeviri enosis
i. enosis.
 
Çeviri enough
i., s., z., (ünlem) yeter miktar; s. kâfi, yetişir, elverir; z. kâfi derecede: (ünlem) Yeter! .enough and to spare yeter de artar bile. I have had enough of him. Artık ondan bıktım Burama kadar geldi. oddly enough işin tuhaf tarafı şu ki. sure enough gerçekten. This is good enough for me Bu bana yeter. I have had enough excuses Yeteri kadar mazeretlerine göz yumdum. Let well enough alone üzerine varma. Enough's enough Yeter artık1
 
Çeviri enounce
f. resmen ilân etmek, beyan etmek, bildirmek; telaffuz etmek, söylemek.
 
Çeviri enplane
f. uçağa binmek.
 
Çeviri enquire
bak. inquire.
 
Çeviri enrage
f. kızdırmak, öfkelendirmek.
 
Çeviri enrapport
Fr. muvafık, uygun, mutabakat halinde, uyuşan.
 
Çeviri enrapt
s. vecit halinde, kendinden geçmiş.
 
Çeviri enrapture
f. kendinden geçirmek, vecit haline getirmek çok memnun etmek sevincinden çıldırtmak.
 
Çeviri enravish
f. vecit haline getirmek, zevkten çıldırtmak.
 
Çeviri enregister
f. deftere kaydetmek.
 
Çeviri enregle
Fr. usule göre, sırasında, yolunda.
 
Çeviri enrich
f. zenginleştirmek, zengin etmek; süslemek tezyin etmek; gübrelemek, toprağı daha bereketli hale getirmek: koyulaştırmak, lezzet vermek; besin değerini artırmak, kuvvetlendirmek. enrichment i. zenginleştirme, zenginleşme.
 
Çeviri enrobe
f. giydirmek (elbise).
 
Çeviri enroll
f. isim defterine kaydetmek, üyeliğe kabul etmek; sicile kaydetmek, kütüğe kaydetmek. enrollment i. kayıtlar; kaydedilenlerin sayısı; kaydetme.
 
Çeviri enroot
f. kökleştirmek.
 
Çeviri enroute
yolda, yolu üzerinde giderken.
 
Çeviri ens
(çoğ. -entia) i., fels. soyut varlık kavramı, var olma.
 
Çeviri ensanguine
f. kanla kaplamak veya lekelemek.
 
Çeviri ensconce
f. yerleştirmek, yataklık etmek; yerleşmek, rahat bir şekilde oturmak.
 
Çeviri ensemble
i. genel tesir, parçaların tümünün bir bütün teşkil edercesine bir arada algılanması; iki veya daha fazla parçadan ibaret kadın kostümü, takım, döpiyes; müz. bir müzik topluluğunun birlik, denge ve başarı derecesi; topluluk, orkestra, koro; piyesteki oyuncuların bütünü.
 
Çeviri enshrine
f. mabede koymak; kutsal olarak kabul etmek.
 
Çeviri enshroud
f. kefenlemek; örtmek, gizlemek.
 
Çeviri ensiform
s. bot. kılıç şeklinde kılıçsı (yaprak).
 
Çeviri ensign
i. bayrak sancak, bandıra, alem; alâmet, nisan. ensign bearer alemdar, bayraktar.
 
Çeviri ensign
i., den. asteğmen.
 
Çeviri ensilage
i. mısırı saplarıyla hayvan yemi olarak kesip siloya doldurma; siloda saklanan bu çeşit yem.
 
Çeviri enslave
f. köle yapmak, esir etmek. enslavement i. esir etme ve edilme, esaret, kölelik.
 
Çeviri ensnare
f. tuzağa düşürmek.
 
Çeviri ensoul , insoul
f. ruh vermek, canlandırmak; kalbinde saklamak.
 
Çeviri ensphere
f. küre içine almak; küre şekli vermek.
 
Çeviri ensue
f. birbirini takip etmek, ardından gelmek; sonuç olmak, çıkmak, meydana gelmek. the ensuing year ertesi sene. Silence ensued Onu sessizlik izledi.
 
Çeviri ensure
f. sağlamak,temin etmek,garanti etmek, emniyete almak; sigorta etmek.
 
Çeviri enswathe, inswathe
f. kundağa sarmak, sargılamak, sarmak.
 
Çeviri entablature
i., mim. saçaklık, direk üstü tabanı, sütun pervaz.
 
Çeviri entablement
i., mim. saçaklık, bak. entablature: dört köşeli temelin üzerindeki heykele destek olan taban.
 
Çeviri entail
i., huk. ingiltere'de bir mülkün vâris tarafından ferağ veya satışını meneden miras usulu; miras yoluyla intikal eden ve satılması yasak olan gayri menkuller, meşruta.
 
Çeviri entail
f. icap ettirmek; huk. belirli bir veraset usulüne göre vermek; meşruten vakfetmek. entailment i. icap ettirme; meşruten vakfetme; bu suretle vakfedilen mülk.
 
Çeviri entangle
f. dolaştırmak, karmakarışık etmek; bir kimsenin başım derde sokmak, şaşırtmak. entanglement i. karışıklık, dolaşıklık; engel, mânia.
 
Çeviri entelechy
i., fels. şekil veren neden veya kuvvetin gerçekleşmesi, entelekya; bireysel olgunluğa erişme.
 
Çeviri entente
i., Fr. anlaşma, uyuşma, itilâf, antant.
 
Çeviri enter
f. girmek, içine girmek; dahil olmak, nüfuz etmek; delmek; girişmek, başlamak; üye olmak, yazılmak, katılmak; sokmak, koymak; yazmak, kaydetmek, deftere yazmak; huk. usulen mahkeme huzuruna getirmek; tasarruf etmek üzere bir mülke girmek; gümrüğe mal beyannamesi vermek; telif hakkı almak için gereken malumatı vermek; sahneye çıkmak. enter into başlamak, girişmek; katılmak, iştirak etmek; ilgilenmek; (bütünün) bir unsuru olmak: tartışmak, görüşmek. enter into an agreement anlaşmaya varmak. enter on, enter upon başlamak, girişmek.
 
Çeviri enteric
s. bağırsaklara ait. enteric fever bağırsak humması, tifo.
 
Çeviri enteritis
i., tıb. bağırsak iltihabı, anterit.
 
Çeviri entero-
(önek) bağırsak.
 
Çeviri enterostomy
i., tıb. karın çeperinden bağırsağa doğru suni delik açma.
 
Çeviri enterotomy
i., tıb. bağırsak ameliyatı.
 
Çeviri enterprise
i. teşebbüs, yatırım, iş: uyanıklık, açıkgözlülük, girişkenlik; sonucu şüpheli olan önemli ve zor iş.
 
Çeviri enterprising
s uyanık, açık goz, girişken, muteşebbis
 
Çeviri entertain
f. eğlendirmek, avutmak, meşgul etmek; misafir etmek, ağırlamak, ikram etmek; misafir kabul etmek; hatırda tutmak; göz önünde bulundurmak. entertain a motion bir teklifi kabul edip kurula arzetmek (başkan). They entertain a great deal çok misafirleri gelir.
 
Çeviri entertaining
s. eğlenceli, hoş. entertainingly z. eğlenceli bir surette.
 
Çeviri entertainment
i. eğlence, toplantı; misafir etme, davet, ziyafet, ağırlama.
 
Çeviri enthrall
f. büyülemek, teshir etmek; esir etmek, kendine bağlamak. enthrallment i. büyülenme; esirlik.
 
Çeviri enthrone
f. tahta çıkartmak; kalbinde veya zihninde bir kimseye yuksek yervermek. enthronement i. tahta oturtma, tahta çıkma, cülus.
 
Çeviri enthuse
f., A.B.D., k.dili şevk vermek, şevke gelmek; gayret vermek, gayrete gelmek.
 
Çeviri enthusiasm
i. şevk, gayret, istek, heves; sanat aşkı; kuvvetli ilham. enthusiasy i. şevkli kimse, taşkın ve hararetli kimse; aşırı taraftar. enthusias'tic s. şevkli, hararetli, gayretli, hevesli. enthusias'tically z şevkle, gayretle.
 
Çeviri enthymeme
i., man. kısaltılmış tasım, öncüllerden biri ifade edilmemiş tasım.
 
Çeviri entice
f. ayartmak. enticement i. kandırma, baştan çıkarma, ayartma. enticing s. ayartan, baştan çıkaran.
 
Çeviri entire
s., i. tam, tamam, bütün, parçalanmamış; iğdiş edilmemiş (hayvan); bot. tek parçadan ibaret, yekpare; kenarı dişli olmayan (yaprak); i. bütün.
 
Çeviri entirely
z. büsbütün, tamamen.
 
Çeviri entirety
i. tamamlık, mükemmellik, bütünlük; yekparelik; tüm, bütün. in its entirety bütünü ile, tamamen.
 
Çeviri entitle
f. hak kazandırmak, yetki vermek, salâhiyet vermek; ünvan vermek, ad takmak.
 
Çeviri entity
i. varoluş, varlık, mevcudiyet, vücut, şey, zat; fels. öz, kendilik, mahiyet.
 
Çeviri entoderm
bak. endoderm.
 
Çeviri entomb
f. mezara koymak, gömmek, defnetmek; mezar olmak. entombment i. mezara koyma. (önek)
 
Çeviri entomo-
böceklerle ilgili.
 
Çeviri entomology
i. zoolojinin böcekler ilmi. entomolog'ical s. böcekler ilmine ait. entomol'ogist i. böcekler bilgini.
 
Çeviri entourage
i. maiyet, arkadaşlar; etraf, çevre, muhit.
 
Çeviri entozoan
i. bağırsak kurdu.
 
Çeviri entr'acte
i. perde arası, antrakt; müz. fasıl arası.
 
Çeviri entrails
i. bağırsaklar, iç uzuvlar; iç, iç kıslmlar.
 
Çeviri entrain
f. trene bindirmek veya binmek; arkadan çekmek.
 
Çeviri entrance
f. vecit haline koymak, kendinden geçirmek; büyülemek, teshir etmek. entrancement i. vecit hali.
 
Çeviri entrance
i. giriş, girme; giriş yeri, giriş kapısı, methal; giriş müsaadesi; giriş ücreti, duhuliye.
 
Çeviri entrant
i. başlayan kimse,girenkimse, kaydolan kimse.
 
Çeviri entrap
f. (-ped, -ping) tuzağa düşürmek, yakalamak: şaşırtmak. entrapment i. hile, tuzak.
 
Çeviri entreat
f. yalvarmak, yakarmak, rica etmek, niyaz etmek. entreaty i. rica, niyaz, dilek, temenni.
 
Çeviri entree
i. giriş, giriş müsaadesi, giriş hakkı; esas yemek; ziyafetlerde balık ile et arasında verilen yemek.
 
Çeviri entremets
i. sıcak veya soğuk tatlı, garnitur, esas yemeğin yanında veya arasında verilen ek yiyecekler.
 
Çeviri entrench , intrench
f. hendek veya siper kazmak; sağlamlaştırmak, yerleştirmek, emniyete almak. entrench on tecavüz etmek, bir başkasının hakkını çiğnemek. entrenched s. sabit, kolay degişmez.
 
Çeviri entrepot
i. ambar, antrepo.
 
Çeviri entrepreneur
i. işadamı, müessese sahibi; müteşebbis kimse.
 
Çeviri entresol
i., mim. zemin katı ile birinci kat arasındaki kat, asma kat.
 
Çeviri entropy
i., fiz. termodinamik bir sistemde elde edilemeyen enerji miktarı; her hangi bir sistemin evrenle birlikte düzensizlik ve tesirsizliğe doğru olan eğilimi.
 
Çeviri entrust , intrust
f. emniyet etmek, emanet etmek; tevdi etmek, havale etmek.
 
Çeviri entry
i. giriş, girilecek yer, antre, methal; girme, giriş; kayıt; huk. tasarruf, tesellüm, sahip olarak mülke girme; geminin manifestosunu verip gümrüğe giriş kaydı yaptırma . entryway i. methal, girilecek yer. double entry çifte kayıt usulu.
 
Çeviri entwine , intwine
f. etrafım sarmak, örmek, tırmanmak (sarmaşık), bükmek, dolaştırmak.
 
Çeviri entwist , intwist
f. sarmak, dolaştırmak, bükmek, örmek.
 
Çeviri enucleate
f. nüvesini çıkarmak; içini kesmeden çıkarmak (ur); aydınlatmak, izah etmek. enuclea'tion i. nüvesini alma; izah, aydınlatma, aydınlanma.
 
Çeviri enumerate
f. saymak, birer birer saymak veya söylemek. enumera'tion i. sayma, sayım; ayrıntılı liste, katalog. enu'merative s. birer birer sayan veya söyleyen, sayıma ait.
 
Çeviri enunciate
f. telaffuz etmek; ilân etmek, bildirmek, beyan etmek. enunciate well kelimeleri açık olarak telaffuz etmek. enuncia'tion i. telaffuz; ilân, ihbar, tasrih.
 
Çeviri enure
bak. inure.
 
Çeviri enuresis
i., tıb. istemeyerek idrar kaçırma (özellikle uyurken).
 
Çeviri envelop
f. sarmak; kuşatmak,örtmek. envelopment i. sarma; örtme; ask. kuşatma.
 
Çeviri envelope
i. zarf, mektup zarfı; biyol. zar, torba; bot. örtü
 
Çeviri envenom
f. zehirlemek, zehir katmak; acılık vermek; kin aşılamak, bozmak.
 
Çeviri enviable
s. gıpta edilen, istenilen, güzel, iyi, başarılı. enviably z. gıpta edilecek kadar.
 
Çeviri envious
s. kıskanç, hasut, günücü, gıpta eden. enviously z. gıpta ile. enviousness i. haset, kıskançlık.
 
Çeviri environ
f. etrafını çevirmek, kuşatmak, ihata etmek, içine almak, şamil olmak. environment i. çevre, muhit, etraf, içinde bulunulan şartlar. environmen'tal s. çevresel, etrafındaki.
 
Çeviri environs
i., çoğ. dolay, civar, havali, etraf.
 
Çeviri envisage
f. tasavvur etmek, tahayyul etmek; zihninde canlandırmak, planlamak.
 
Çeviri envision
f. tahayyül etmek, planlamak.
 
Çeviri envoy
i. elçi, sefir, murahhas, özel görevi olan memur; düzyazı veya şiirde yazar veya şairin özellikle ithaf şeklindeki son sözü. envoy extraordinary and minister plenipotentiary fevkalade murahhas ve ortaelçi, büyükelçiden bir alt derecedeki diplomat.
 
Çeviri envy
f. gıpta etmek, haset etmek, kıskanmak.
 
Çeviri envy
i. gıpta, imrenme; kıskançlık, haset; gıpta edilen kimse veya şey. be green with envy aşırı derecede kıskanmak.
 
Çeviri enwind
f. (wound) dolaşmak, a sarılmak.
 
Çeviri enzootic
s. belirli bir bölgede görülen (hayvan hastalığı).
 
Çeviri enzyme
i., biyokim. organizmada kimyasal reaksiyonları hızlandıran madde, enzim, ferment.
 
Toplam 266 sonuç listeleniyor
Copyright © Dogrusozluk.com